Hangi aday ne kadar para harcayacak!

Ülkenin tek gündem maddesi Cumhurbaşkanlığı seçimleri…
Vatandaş bizde siyaset konuşmayı seviyor, çok meraklı ve sanki de ülkede konuşulacak başka bir konu yokmuş gibi sohbetlerin öncelikli konusu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimin kazanacak olması!
Katıldığım dost sohbetlerinde bana sorulan soruların başında da bu geliyor…
Ben de ülke genelindeki izlenimlerimi aktarmaya çalışıyorum…
Ama şunu da söylemeyi hiç unutmuyorum;
Adaylar niçin Cumhurbaşkanlığına soydu, kazandıkları takdirde toplumun bundan ne faydası olacak?
Doğrusu da bu değil mi?
Kazanacak aday 5 yıllığına Saray’a kurulacak, devletin tüm kaynakları avuçlarının içinde olacak, yedi sülaleleri bu ihtişamdan yararlanacak!
Peki, toplum olarak bundan ne kazanacağız…
Ne yalan söyleyeyim şu ana kadar beni etkileyen bir aday yok!
Ortada öyle söylemler var ki sanki de seçim Cumhurbaşkanlığı seçimi değil, genel seçim…
Örneğin, eğer Cumhurbaşkanı’nın öncelikli görevi Kıbrıs sorununu görüşüp çözüm sağlamaksa bu konuda tek bir kelimelik açıklama duydunuz mu?
Ya da ‘ben çözüm istemiyorum KKTC’yi yaşatacağım’ diyeni!
Havada uçuk kaçık açıklamalar dolaşıyor, sanki de Cumhurbaşkanı değil de Başbakan seçimi olacakmış ve Cumhurbaşkanı da icraatın başıymış gibi vatandaşı etkilemekten başka bir amaçları yok!
Maksat, kazansınlar yeter!
KKTC’nin 4’ncü Cumhurbaşkanı olsunlar ve hayatları boyunca bunun nimetlerinden faydalansınlar!
Ben kendi adıma konuşacak olursam ‘yemem’ bunları…
Beni şu anda ilgilendiren tek konu seçimlerde hangi adayın ne kadar para harcayacak olması…
Daha doğrusu bu paranın kaynağını nereden bulacak olmaları!
Bu tür konularda hep geçen yıl bir gece kulübü sahibinin ‘siyasette yanlış ata oynadım’ açıklaması gelir!
Adam hiç parmağının arkasına saklanmadan çıkıp konuşmuş ve isim vermeden siyasetçi desteklediğini ve bunun getirisini göremediği için pişmanlığını dile getirmişti!
Dedi ama bu devletin hiçbir organı kendisini çağırıp da ifadesine başvurmamıştı…
Bu aslında ciddi bir ihbardı!
Başka memleketlerde olsa devletin bağımsız organları anında devreye girer, hangi iş adamının hangi siyasetçiye ne gibi rantlar sağladığının hesabını sorar, ardından da o siyasetçiler bir daha siyaset yapamazdı!
Biz de ise alan memnun satan memnun havası hakim…
Şu anda ister partilerden aday olsun isterse bağımsız olarak aday çıksınlar, hiç kimsenin bu seçimlerde ciddi paralar harcaması söz konusu değildir…
Bizim ülkede seçim demek para demekle eş anlamlı olduğundan, geçmiş yıllarda olduğu gibi büyük paralar harcanacak ama bu paraların kimler tarafından sağlandığı bilinmeyecektir!
Çünkü böyle bir sorgulama mekanizmamız yok bizim…
Açık olarak adres vermek gerekirse başka gazinolar ve gece kulüpleri ile bet salonları olmak üzere ülkenin paralı iş yerleri bir kez daha ellerini ceplerine atacak ve adaylara sponsör olacak ama biz bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz!
Bir iş adamı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde niçin taraf olur ve para akıtır, karşılığında ne kazancı olur o da çok ayrı bir mesele!
Bu yazının kaynağı, dün tesadüfü bir şekilde telefon konuşması yaptığım bir bet salonu yöneticisi olmuştur…
Şirket olarak yaşadıkları sıkıntıları anlatırken bir Cumhurbaşkanı adayı bir de partiden söz edince donup kaldım!
Burada isim vermem mümkün değil ama bu arkadaşın dünkü konuşmaları bile seçimlerde bir kez daha çok da temiz olmayan paraların bir yerlere yönlendireceği aşikardır!
Kimse üzerine alınmasın lütfen;
Bahsettiği aday ve partinin birbiriyle kel alakalı olması bile durumun vahametini gözler önüne sermeye yetti de arttı bile!
Bence seçmenler adaylarla buluştuklarında şu soruyu mutlaka gündeme getirmeli;
Seçim sponsörleriniz kim, hangi amaçla size maddi katkıda bulunuyorlar…
Aksi taktirde temiz toplum, temiz siyaset söylemleri hiçbir zaman icraata dönüşmeyecektir!
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Derviş EROĞLU, dünkü DP-UG ziyaretinde 500’e yakın partiliyi görünce hem şaşırmış hem de keyfiniz yerine gelmiş diyorlar. Aynı kalabalığın UBP’de olmaması hayli ilginç değil mi? Hadi bakalım hayırlısı…
Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, DP-UG’den üç istifa olunca sizin partililer bir bakanlığı geri almak için epey huysuzlanmaya başladılar. Böyle bir kararın hükümetin bozulması için yetip de arttığını biliyorsunuz değil mi? Allah sabırlar versin…
Sayın Zeren MUNGAN, Gelir ve Vergi Dairesi’nde 350 bin TL’lik yolsuzluk yapan şimdi emekliliği gelince bu arkadaşın dosyasının kapatılmak istendiğini biliyor muydunuz? Umarız böyle bir rezalete fırsat vermezsiniz!
Sayı Koral BOZKURT, iki ortağınızda birlikte Kalkınma Bankası’ndan yurt yapımı için kredi alamamanıza rağmen projeyi sonlandırmak üzere olduğunuzu öğrendik. En iyisi de bu değil mi zaten, siyasetçilere rica minnet edeceğinize kendi yağınızla kavrulun daha iyi…
Sayın Türkmen SENCER, Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı için adınız konuşulmaya başlandı. Hükümetin büyük ortağı bu atamaya nasıl bakar bilinmez ama siz yine de hazırlık olun…
Sayın Yudum MİŞON, önceki gün o ne güzel el öpmeydi öyle. Parti camiasında epey tartışıldı ama yine de büyüklere saygı yönünden umarız herkese ders olur. Bu arada el öpenleriniz çok olsun…
Sayın Özdemir BEROVA, özellikle ilkokul müdürleri rehber öğretmen sıkıntısına ne zaman el atacağınızı soruyorlar. Okula uyum sağlamakta zorlanan öğrenciler için rehber öğretmenlerin hayati bir konu olduğunu biliyorsunuz değil mi?
Sayın Mahmut ÖZÇINAR, Güzelyurt Belediyesi’ne bazı alımların hep aynı şirket üzerinden yapılması göze batmaya başladı bilesiniz. Aynı zamanda belediye meclis üyesi olan ilgili şirketin sahibi yüzünden çok yakında sıkıntı yaşayabilirsiniz, bizden uyarması!
Sayın Sibel SİBER, partili partisiz bazı vatandaşlar kurucu üyesi olduğunuz DP’ye ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğinizi merak edip sormuşlar. İnsanlarda da ne merak var değil mi? Bence tüm partilere gitmenizde yarar var…
Sayın Fuat ÇELEBİ, çok kısa bir süre sonra Su İşleri Dairesi müdürlüğü görevinden emekliye ayrılacağınızı öğrendik. Bu arada harika bağlama çaldığınız söyleniyor. Yeni yaşamınızda sağlık ve mutluluklar dileriz…
Sayın Cenk DÖKMEN, 6 Aralık Cumartesi günü Baf Türk Birliği olarak kan bağışı kampanyası düzenleyeceğinizi memnuniyetle öğrendik. Yüzlerce katılımcının beklenmesi de olayın başka bir güzel boyutu. Duyarlılığından ötürü şimdiden tebrik ederiz.
Sayın Polat ALPER, Zeytinlikteki araziniz üzerine dubleks ev yapmak için kolları sıvadığınızı öğrendik. Arka planda da olsa dostlarınız için 100’er metre karelik şirin ve mütevazi evler de yaptırsanız fena mı olur yani. Allah güzel günlerde oturmak nasip etsin.
Sayın Hüda HÜDAOĞLU, devlete yükümlülüklerin getirmeyen bazı bet salonlarını kollama gibi bir eyleme sakın girişmeyin deriz. Vatandaş bu konuda çok hassas ve zaten eline geçirecek bir kurban arıyor…Gerisini de siz düşünün artık!
Sayın Ergün SERDAROĞLU, UBP’size ama sadece size kapılarını sonuna kadar açtı ve bekliyor. Bu arada bakarlık gitti diye dönmek isteyenleri ise orada zorlu bir süreç bekliyor. Hadi bakalım hayırlısı…
Sayın Fevzi TANPINAR, son günlerde bisiklet sporu ile yakından ilgilendiğinizi öğrendik.   
İyi de niçin bisiklet diye sorarsak gerekçenizi söyler misiniz yoksa hiç o konulara girmeyelim mi?
Sayın Erhan BAŞAY, tavla maçlarında son günlerde alınan hezimetler epey canınızı sıkmışa benziyor. Son 10 gün içinde 3 tane tavla kırdığınız doğru mu? Demek ki sizin iyi bir hocaya ihtiyacınız var.
 
GÜNÜN FOTOĞRAFI:
 

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Günün Fıkrası
 
İmamın papağanı

Üç Amerikan askeri, Irak’ta bir bakkal dükkanına girerler, alışveriş yaparken:
-“Kahrolsun Amerika” diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini anlarlar.
Bunun üzerine bakkala:
- “Bu papağanı buradan yok et. Yarın geldiğimizde görürsek, seni mahvederiz” derler.
Askerler gittikten sonra, bakkal kara kara düşünmeye başlar, çünkü papağanını çok sevmektedir. Derken, aklına cami imamının papağanı gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve:
- “Hocam eğer sakıncası yoksa, papağanları bir süreliğine değişelim” der.
Hoca kabul eder ve değişim gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir ve papağanı görürler:
- “Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi?”
Bakkal bu papağan o değil dese de inandıramaz.
Askerin biri, “Ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını” der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
- “Kahrolsun Amerika!”
Ses çıkmayınca, bakkal dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
- “Kahrolsun Amerika!”
Ses yok.
- “Kahrolsun Amerika!”
Ses yok.
- “Kahrolsun Amerika!”
Ve sonunda papağan dile gelir:
- “Aminnnnnnn.”