İskele’de ormanlık alanda katledilen Hasan Işık Özgöçmen cinayeti…

Belli ki sırlarını koruyarak unutulup gidecek!

Çünkü katil zanlısı cinayeti Kuzey’de işliyor ama…

Güney’e kaçıyor!

Rum polisi tutukluyor…

Rum mahkemeleri yargılıyor!

Karar da açıklandı;

Sınır dışı edilecek!

Sırlar burada kalacak…

Acılı ailenin canı yanmaya devam edecek!

Cinayetin neden ve niçin işlendiğini hiçbir zaman bilmeyecekler…

Ama katil zanlısı adadan uçup gidecek!

Çünkü Rumlar Kuzey’i tanımıyor ya gerekçe o…

Kuzey’de suç işleyip Güney’e kaçınca insanların yırttığı bir sistem bu!

Merhumun çok yakın akrabası ile birlikte kahve sohbetindeyiz…

Kafalarında milyonlarca soru!

Can bu, hem de kardeş canı…

Kardeş üzüntüsü sadece yüzlerine değil bedenlerine de yansımış!

Hadi ağabeyleri yitip gitti, geri gelmeyecek…

Peki niye böyle vahşi bir cinayete kurban gitti!

Bilmek hakları değil mi?

Bilmiyorlar işte…

Bu sistem devam ettiği sürece de bilmeyecekler!

Kafaları hep karışık, hep bulanık kalacak…

Daha sı var…

Bir takım söylentiler ve dedikodular yapılıyor!

Canları çok daha fazla yanıyor işte o zaman…

Ne olursa olsun ilmek hakları değil mi?

Devletin ilgisizliğine bakar mısınız?

Burada bir cinayet işleniyor ve zanlı Güney’e kaçıyor…

Bizim devlete göre işlem tamam!

Madem ki Rum Mahkemeleri sınır dışı kararı aldı niye takip etsinler ki…

Burada kendi insanları bir çok soru işaretlerini ardında bırakarak canından olmuş!

Bizim devlette ne olursa olsun mantığı hakim…

Acılı aile kendi imkanlarıyla Güney’e geçip mahkemeyi izliyor ama!

Bizim devletten tek bir Allah’ın kulu bile yok…

Umurlarında bile değil anlayacağınız!

Ne bir ikili temas, ne zanlının iadesi içir bir girişim ne de başka bir şey…

Adama güneyde ödül gibi ceza verilmiş!

Cinayeti işledi, sınır dışı edilip kurtulacak…

Ardında türlü sırlarıyla!

Acılı yürekler bırakarak…

Aile Ankara’nın Lefkoşa Büyükelçiliği ile görüşmüş konuyu…

Bir sonuç alamamışlar!

Çünkü ne Türkiye Rum kesimini ne de Rumlar Türkiye’yi tanımıyor ya…

Nasıl bir tanımamaksa artık bu!

İki ülke arasında her türlü spor müsabakası ve etkinlik yapılıyor ama…

Konu suçluları iadesine gelince tanımıyorlar işte!

Gariplik de burada yatıyor zaten…

Çelişkiler yumağı yani!

Cinayet burada, katil zanlısı orada, adam cinayetle bile yargılanmıyor, yasa dışı yollardan girdi diye suçlu bulunuyor ve sınır dışı kararı çıkıyor…

Ve bizim burada elimiz kolumuz bağlı!

Ateş de düştüğü yeri yakıyor…

Uzunca bir süredir bizim tarafta bir sınır kapısı açma isteği furyası yaşanıyor…

Derinya ve Aplıç birkaç güne açılacak!

Sonra diğerleri gelecek…

Açılsın da zaten bir itirazımız yok!

Açılsın ama ya işlenen suçlar sonrası ortaya çıkıp absürt durumlar…

Bunu konuşan, görüşen ve aklına gelen birileri var mı?

İlla ki sadece pakılar açılsın…

Detaylar, derin konular ve hassasiyet gereken konular görüşülmeden, karara bağlanmadan!

Burada özellikle de Cumhurbaşkanı Akıncı ve ekibine önemli görevler düşmektedir…

İstedikleri kapıları istedikleri zaman açsınlar bu konuda komşudaki refikleriyle de anlaşmaya varsınlar ama…

Artık işlenen suçlar sonucunda ne olacağını ne biteceğini de gündeme getirsinler!

Bu sorumluluk onların omuzlarındadır…

Tatar’ı biraz rahat bırakın!

UBP’nin yeni genel Başkanı Ersin Tatar çevresi anında sarıldı…

Artık UBP’de herkes Tatarcı oldu!

Sırt okşamalar,övgüler gaza getirmeler…

Tatar gaza gelir mi?

Kendi bileceği bir iş tabi ki…

Ama hükümet ve erken genel seçim konulularında öyle çelişkili açıklamalar yapıyor ki evlere şenlik!

Belli ki çevresini saranların etkisine girdi giriyor…

İllaki iktidar illa ki genel seçim!

Ve tek başına iktidar gazlaması…

Bu iş soytarılığa döndü artık!

Biraz adamı rahat bırakıp…

Zafer sarhoşluğundan normal hayata dönsün!

Başının dönmesi geçsin…

Elbet su akıp bir yerlere ulaşacaktır!

Sadece Merak İşte?

YÖDAK’ı duyan var mı?

YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Akıle Büke ısrarla vurguluyor…

Üniversite sayısındaki kontrolsüz büyümenin tüm üniversitelere zarar verme noktasına kadar geldiğini!

O görevini yapıyor da…

Onu duyan dikkate alan ya da bu konuda bir çalışma içinde olan var mı?

Bütün mesele bu!

Zira öğrenci sayısı arttıkça kalite düşüyor ve bu da demektir ki bizde öğrenci demek altın yumurtlayan tavuk anlamında…

Bakalım nereye kadar!

Sigara yasağı mı dediniz?

Adam telefonda kızgın ve öfkeli…

Lefkoşa’da bir meyhanede ailesiyle birlikte demleniyormuş!

Mekan tamamen dolmuş…

Ve tavanda bir duman tabakası!

İşletme sahibine gidip durumu şikayet etmiş…

İşletme sahibinin verdiği kısa yanıt şu olmuş;

“Ne yapayım kardeşim sigara içirmeyince kimse mekana gelmiyor!”

Polis yoksa güvenlik de yoktur!

Polis teşkilatı 800 kadar eksik personelle çalışıyor…

Tüm sıkıntılara rağmen özverili bir çalışma temposu var!

Ama ülkedeki asayiş olayları o kadar fazla arttı ki hangi birine yetişecek bu konu çok tartışılır…

Ve tüm şikayetlere rağmen teşkilat için açılan istihdam sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor!

Gittiğimiz, tuttuğumuz yol yol değildir…

Devletin görevlerinin başında da vatandaşının can ve mal güvenliğini korumak gelir!

Gözler tüp gazda!

Döviz ve petrol fiyatları yükseldi dediler insafsız zamları bindirdiler…

Rahip gidince döviz hızla düşmeye başladı!

Akaryakıt biraz ucuzladı…

Ama kış girişindeyiz ya!

Vatandaş daha nasıl ısınacağına karar veremedi…

Dolayısıyla tüp gazda haklı olarak indirim bekliyor!

Hem de dört gözle…

MESAJ KUTUSU

Sayın Mustafa AKINCI, işlenen suçlar konusunda Güney’deki refikiniz ile hiç suçluların iadesi konusunda bir istişarede bulundunuz mu ya da bulunmayı düşünüyor musunuz? Böyle giderse burada suç işleyenler güneye koşturup orada suçsuz görülüp bir de boyunlarına madalya takılacak!

Sayın Dursun OĞUZ, UBP’nin yeni döneminde bir kez daha genel sekreterlik görevine talip olacağınızı öğrendik hayırlı uğurlu olsun. Parti içi dengelerde önemli bir yeriniz olduğu için b makama devam edeceğiniz görüşü de hakim…

Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, kurultay öncesi bazı görüşmelerde partinin Cumhurbaşkanı adayı olmanız konusundaki bazı uzlaşmaların geçerliliğini yitirdiği iddia edilmeye başlandı. Parti içinde bazı güçler düğmeye bastı mı acaba dersiniz? Biraz da zamana bırakmak gerek değil mi?

Sayın Mehmet BURHAN, bakanlık olarak tarihte bir ilke attınız ve Atatürk’ü anma programını bir gün öne çekerek büyük bir skandala da imza atmış oldunuz. Şimdi bunun mantıklı bir açıklamasını bekliyoruz…

Sayın Evrim HINCAL, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarlığı için parti kararının onaylandığı ve yakında bu makama atamanızın gerçekleşeceğini duyduk. Hadi bakalım hayırlısı şimdiden dersinizi çalışmakta yarar var değil mi?

Sayın Sami OSMANLI, kurultay sonuçları istenilen düzeyde çıkmayınca parti içinde bir grubun bunan böyle sizinle ciddi şekilde uğraşacağı ve hatta bazı konular için soruşturma bile başlatmak için girişimde bulunacağı iddia edilmeye başlandı. Gözünüzü dört açın deriz!

Sayın Cemal ÖZYİĞİT, devlet kadrolarına yapılan atamalarda sadece partililere yer vermeniz artık parti içinden bazı kesimler tarafından da eleştirilmeye başlandı. Bir çoğu soruyor şimdi bizim diğer partilerden ne farkımız kaldı diye!

Sayın Suat GÜNSEL, sizin araştırma gurubunun Kıbrıs’ta yeni bulunan bir örümcek cinsine adınızın verilmesi biraz garibinize gitmedi mi? Yani bazıları sizin gözünüze hoş görülmek için acaba sizinle dalga mı geçiyor dersiniz!

Sayın Oğuzhan HASİPOĞLU, UBP Genel Sekreterlik görevi için adaylığınızı koyma kararı aldığınız konuşulmaya başlandı. Ha keşke geleceği düşünüp şu ilçe başkanlığı yarışından çekilmeseydiniz şimdi eliniz çok daha güçlü olacaktı değil mi?

Sayın Resmiye CANALTAY, kurultaydan hemen sonra parti içinde ve dışında hakkınızda yapılan söylentiler doğal olarak canınızı fazlasıyla sıktı değil mi? Ne yazık ki kurşunlar dışarıdan değil de içeriden gelince daha fazla acıtıyor olmalı…

Sayın Ersin TATAR, parti içinde ve dışında merak edilen tek şey baskı ve telkinlere boyun eğip eğmemeniz konusunda oluyor. Acaba diyoruz daha işin hemen başındayken biraz önünüzü görmek için sakinliğe mi ihtiyacınız var? Bir düşünün deriz!

Sayın Zeki ÇELER, bazı atama konularında partiniz ile ters düştüğünüz ve ciddi bir şekilde baskı altında bırakıldığınız konuşuluyor. Sizin için elbette zor bir dönem ama tatlı dilinizle pek ala ki çözmeyi başarabilirsiniz değil mi?

Sayın Meral AKINCI, kadına şiddet ve kadın cinayetleri konusunda dernek olarak dik duruşunuz ve açıklamalarınız gözden kaçmıyor ama sanırız şu anda elle tutulur bir şey de yapılmış olmasa gerek değil mi? Lütfen artık söylemlerden daha ziyade eylemlerle vatandaşın önüne çıkar olur mu?

Sayın Hüseyin EKMEKÇİ, Haber Kıbrıs ekibi olarak Londra’da Türkçe bir gazete çıkarmak için bir takım girişimlerde bulunduğunuzu öğrendik. Artık ada dışına açıldınız desenize. Şimdiden hayırlara vesile olur umarız…

Sayın Hasan PAKSOY, kurultay boyunca yaptığınız özverili çalışmalar ve şu anki başkan için verdiğiniz mücadele özellikle de bölgenizde konuşulmaya devam ediyor. Umarız yöne yönetim de artık sapla samanı ayırmasını bilir…

Sayın Kutlu EVREN, UBP parti meclisi seçimlerinde desteklediğiniz bir çok adayın dışarıda kaldığı yönünde yorumlar yapılmaya başlandı. Acaba diyoruz muhalefet döneminde eski gücünüzden bir miktar azalma mı oldu dersiniz!

Sayın Emrah YEŞİLIRMAK, bölgenizdeki bir tatil merkezinin kapılarına mühür vurmanız orada oturan bazı kiracıların sokakta kalmasına neden olmuş. Konuyu mahkemeye götüreceklerini söylemeye başladılar umarız hesabı kitabı iyi yapmışsınızdır…