Gizli İttifak

Yana yakıla sonun geldiğini söyleyen, bedbaht bir ülke insanı var karşımızda: Sendikacısı, işçisi, muhalefeti ve sermaye çevreleriyle, herkes ağız birliği etmişçesine toplumun hiç bu kadar kötü bir noktaya gelmediğini öfkeyle söze döküyor. 

Fakat ne tuhaf... Dün, ‘parayı bulacan’ diyen sarı sendikacılarla, onlara parayı bulamayacağını haykıran siyasiler kol kola bugün. Aynı sendikalar CTP’yi devirmek için UBP ile sokaklarda sarmaş dolaş yürüyorlardı dün. Doğrudur; “önce CTP, sonra UBP tarafından kandırıldılar”.

Çalışanların sigortalarını ve devlete vergileri zamanında ödemek gibi liberalizmin temel kurallarını bile uygulamaya direnen bazı sermayedarlarsa başka bir alem. Ticari etikten zerre kadar nasibini almamış bu zatların hayatları sanki çevrelerini kandırmakla geçmemiş; onlar da kandırıldıklarını iddia ediyor.  Kendini ve etrafını kandırabilen, başkalarına kolay aldanır ne de olsa…

Dün CTP, bugün UBP; yarın başka bir kandıracak parti bulunur, telaşa gerek yok. Beni kandır da uzlaşayım, seni iktidara getireyim diyorsunuz madem, her partinin tavan arası kandıracak siyasilerle kaynıyor.

Kandırılacak ticaret erbabı aynı, sarı sendikacılar aynı, bu ikisini kandıracak siyasiler de aynı... Gizli ittifakın birinci kuralı da değişmiyor: Hangi iktidar partisi Türkiye’den parayı koparamazsa, hangisi gizli ittifakın çıkarlarını kollayamazsa derhal gidecek. Yerine gelen benzerini yapmak zorunda kalacak, elbet o da gönderilecek.

Bu getirme götürme; kandırma kandırılma oyununu oynayanların getirip götürdükleri ile Türkiye hükümetlerine mesaj verdiği bilinir. Kriptonun şifreleri çözülmüş çoktan, mesajlar zinhar amacına ulaşmıyor. Her seferinde Türkiye KKTC’de biraz daha büyüyor. Demek ki gizli ittifakın getirme götürme oyunu kandırılmaktan ve zamanı kötü kullanmaktan başka bir işe yaramıyor.

Sürdürülemez düzen bir süründürme düzenine dönüşse dahi, gizli ittifak kararlı; sürünerek de olsa bu düzeni sürdürecek. Ama üç ama beş kuruş için, sürünse de, kandırılsa da düzeni sürdürecek.

Gönderilmeyen parayı ne yapıp ne edip göndertecek, memur ve işçilerin önünde patron edasıyla, elleri ceplerinde nutuk atacak yine sarı sendika liderleri. Avlayacak ganimet kalmayınca, Kıbrıslı Türk çalışanın maliyetini pahalı bulup, sapanla kafasına taş fırlatan ve diğer ülkelerden ucuz emek gücü getiren sermayedarlar hakeza; ihalelerden biraz olsun nemalansınlar yeter, daha ne isterler...

Düzenin bekçilerini yanlış bellemişiz heyhat! Sarı sendikacılar ve ganimetçi iş camiası; siz ikiniz, kurduğunuz gizli ittifakla nelere kadirmişsiniz meğer.

Sizlerden kurtulmak nasip olursa memleket insanına, kanmaktan ve kandırılmaktan usanmış yurttaş değişime ve bedel ödemeye hazır hale gelebilir. Buna yürekten inandığımız için rahatımızı bozmak pahasına buradayız, doğrusunu duymak isterseniz…