Gençlik ve özel sektör


Çok genç çalışma arkadaşlarınız varsa yeni neslin olağanüstü yanlarını takdir etmekle birlikte, hatalı taraflarını da gözlemleme şansınız oluyor. Çok iyi yetiştirilmiş gençlerimizin bile sorumluluk almaya ve mükemmeliyetçi olmaya dair sıkıntıları var. Sorumluluklarını yerine getirirken gereken özveriyi gösteremebiliyorlar. Ya da bir yere kadar mükemmeliyetçiler. Bunun temel nedeni gençlerin kapasitelerinin sınırlı olması değil elbette. Gençlerimiz kendilerini kendilerinden daha iyi olanlarla karşılaştıracak bir ülkede yaşamadıkları gibi, kendilerini aşmaya da çok çabalamıyorlar. Kuzey Kıbrıs’ın sınırları içinde kalsalar da mesela komşumuzla, mesela Türkiye ile rekabet edecek denli başarılı pek çok gencimiz var. Ancak genellikle dünyaya açılamıyor, kendilerini aşamıyorlar.

Yepyeni projeleri, yaratıcı fikirleri ortaya çıkartacak gençlerin özel sektörde deneyim kazanmalarını sağlamak, ufuklarını açacak bir ortamda farklı zenginlikler yaratmalarına fırsat tanımamız gerekiyor. Gelin görün ki şişkin kamunun rahat ve sorumluluk alınmasını gerektirmeyen düzeni gençler için hala cazip. Kamunun insanın enerjisini tüketen ve yaratıcılığı öldüren psişik aurasının kişide yarattığı tahribatı henüz çok genç oldukları için görmezden gelebiliyorlar.

Gençlerimizin aile şirketlerinde, esasen çok da hoşnut olmadıkları ebeveyn mesleklerini devam ettirmeye zorlanmaları, yeni kuşağın bir başka sorunu. Pek çoğu aile şirketinde yönetici konumunu sürdürmek üzere yetiştirilen bu gençler kendi kararlarını alma inisiyatifi kendilerine verilmeden iş hayatına giriyor ve çoğu kez yaşamlarını daha iyi kazanmanın tek yolunun aile şirketinin devamında olduğunu düşünüyorlar. Fakat tüm bu seçimleri yapanlar kendileri bile değil çoğu zaman. Ebeveynlerinin çizdiği yolda, aile şirketi hangi alandaysa o alanda, isteseler de istemeseler de uzmanlaşıyor ve şirketlerin başına geçiyorlar.

Yaratıcı insan biraz ya da çok başına buyruktur. Düzene uymaya çalışsa da zor insandır. Sınırları genişletmek ancak sınırları kırmakla mümkün olacağından yaratıcı genç hem toplumsal normlar ve paradigmalarla hem de kendisi ile mücadele etmek, kendisini aşmaya çalışmak durumdadır. Genç kendisine çizilen toplumsal sınırları aşmaya çalışırken bir yandan da kendi kafasında oluşmuş limitleri zorlayacak ve olgunlaştıkça aradaki dengeyi kurmayı öğrenecektir.

Bölünmüş bir adada, dünyadan soyutlanmış Kuzey Kıbrıslı gençlerin dayatılan sınırları aşmak için vereceği mücadele diğer ülkelerdeki gençlerin vereceğinden çok daha fazla ve çok daha yorucudur. Gençlere özel sektörde en az kamu kadar güvenlikli ve çok daha cezbedici çalışma alanları yarattıkça yetişen yeni neslin Kuzey Kıbrıs’ın sınırlarını aşarak, dünyada ses getireceğinden emin olmamız ve özel sektörü çok daha avantajlı kılmanın yollarını bulmalıyız. Bunun için bir yandan sinsi devlet kapitalizminin yıkılması için çabalamalı bir yandan da özel sektörde sosyal hakların eksiksiz sağlanması için ticari etik kodların uygulanmasını bir prensip haline getirmeliyiz.

Gençlere verdikçe daha fazlasını alacaklarından şüphe duymamalı vahşi kapitalistlerimiz!