Ülkede uyuşturucu ve madde trafiği üst düzeyde.

Çalıştaylar yapıldı.

Baronlar işaret edildi.

Ancak,

Belli zaman aralıklarında, cebinde birkaç gram madde bulunan üç beş turistin ya da öğrencinin basına servis edilmesi ile toplumun adeta gazı alınmaya çalışıldı.

Başbakanlık Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu’nu tamamen ayrı bir yere koymak gerekiyor.

Komisyonun başkanlığını yapan Sayın Hasan Karaokçu, her türlü olumsuzluklara rağmen, iğne ile kuyu kazarcasına, işin polisiye yönünden tutun da madde kullanıcısının tedavi ve rehabilitasyonuna, toplumun bilinçlenridilmesinden tutun da, ülkemizdeki madde kullanımı ile ilgili bilinçlendirme aktivitelerinin organizasyonuna kadar, küçücük ekibi ile yıllardır tek başına, evet, tek başına uğraşıyor!

Adı neydi bu kurumun?

Başbakanlık Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu!

Adının önünde Başbakanlık gibi kelli felli bir ifade de olsa, komisyonun hiçbir yaptırımı yok değerli okurlar.

Sayın Karaokçu’nun bireysel ilişkileri, fedakarlıkları, kendi hayatından verip başkalarının hayatına dokunma gayretleri olmasa, bu komisyon ciddi sıkıntılar yaşar ve hatta çoktan kapanır giderdi.

Tabiri caizse, Sayın Karaokçu, Devletin yapamadığını yapmaya çalışan bir dernek gibi, bunu Başbakanlık çatısı altında yapmaya çalışıyor.

Uyuşturucu ile mücadelede, devletin tek kalesinin yıkılıp gitmesine gönlü razı olmuyor!

Uyuşturucu ile mücadelede, polis ile işbirliği yapılır.

Uyuşturucu ile mücadelede, hukuk süreci önemlidir.

Uyuşturucu ile mücadele, Sağlık Bakanlığı’nın temel konularındandır.

Uyuşturucu ile mücadelede, eğitim inkar edilemez.

Uyuşturucu ile mücadelede, yaptırım, güç ve caydırıcılık esastır!

İşte bunların hiç birisinin organize olmadığı bir uyuşturucu ile mücadele anlayışı var ülkemizde.

Bunun sorumlusu Sayın Hasan Karaokçu değil!

Bunun sorumlusu siyasiler!

Evet, etliye sütlüye karışmayan, baronların sırtını dürtmekten korkan, varsa yoksa Kıbrıs sorununun arkasına saklanıp, içi boş politika üretmeyi marifet sayan, Türkiye’den gelecek paranın yolunu gözleyen ya da tersi politika ile ayaklarımız üzerinde duruyoruz numarasını halka yutturmaya çalışan siyasiler var!

Biri de çıkıp doğruyu söylemiyor, savunmuyor!

Maşa varken neden ateşe dokunalım demeye dilleri varmıyor ama güzel de kıvırıyorlar!

Bu ülkede, devlet, uyuşturucu ile mücadele falan edilmiyor!

Bu ilkede, sözüm ona, Başbakanlık’ın kanatları altına alınmış, ki bana sorarsanız etki ve yetki alanları dolaylı olarak engellenmiş bir Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu nezdinde, dernek seviyesinde faaliyetler var!

Sayın Karaokçu’ya ve ekibine gerçek anlamda ‘’MÜCADELE’’ yetkisi verilmiyor, verilemiyor!

Kurumun yeni, etkin, güçlü ve bağımsız bir teşkilat yapısına kavuşturulması konusu üzerinde kimse durmuyor!

Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu’nun, Polis, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı gibi kurumlar kadar veya yerine göre daha güçlü ve yaptırımı olan bir teşkilat yapısına kavuşmasını birileri istemiyor sanki!

Devletin komisyonunun dernek gibi çalışması, birilerinin işine geliyor sanki!

Sayın Karaokçu ve ekibinin, kendileri için değil, toplum adına kavuşmak istedikleri sağlam bir teşkilat yapısı, belli ki birilerinin işine gelmiyor!

Hal böyle olunca da, devletin uyuşturucu ile mücadelesi, dernek faaliyeti kıvamından öteye gidemiyor!

Uyuşturucu baronları da, komisyonun faaliyetleri izlerken, viskilerini de, kendilerini koruyanlarla birlikte, keyifle yudumluyorlar!

Dr. H. İlker İpekdal

İletişim: 0542-8529899