Bu sözdür doğrusu…incelecek değilim. Doğrusunu yazarak konuya girmek istedim.

Karpaz yıllarca hatırlanmamış hatta taş taş üzerine konmamış mahrumiyet bölgemizdi. Son yılların gelişen teknolojisi ile yapılan yatırımlar Karpaz’ı paha biçilmez kılmaya başladı. Bolluk bereket yok belki ama değer kazanan toprakları ve denizi şimdi gözleri kendisine çevirmemize neden oldu. Kolay değil her noktaya apartman diktik. Yer mi kaldı yeşili donatacak. O yüzden apartman dikilmeyen yerler araştırmaya başladık. Baktık gördük ki Karpaz var parası olan daldı o bölgeye.

Kısaca bugüne kadar değersiz gözle bakılan ve ciddi yapılaşma problemi olan Karpaz artık mercek altında.

Mercek atına kimler mi aldı orayı hemen söyleyelim.

Ben, o, bu... değil.

Parası olan hatta ciddi yatırım yapabilecek kadar parası olan kişiler göz dikti Karpaz’a. Karpaz’ı tercih ederek gelenlerin yüzde doksanı doğal ve bakir bölgelerde rahat nefes almak, doğa ile baş başa kalmak ve şehrin hareketli yaşantısından uzak kalmak adına geliyor.

Yani Karpaz bir yerde doğal güzellikleri için tercih ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde KTMMOB Şehir Plancıları Odası, Dipkarpaz bölgesinde yer alan Altın Kumsal üzerindeki yapılaşmalar konusunda önlem alınması için ilgili devlet kurumlarını göreve çağırmıştı. Şehir Plancıları Odası bu çağrıyı yaparken kaçak inşaatların yıkılması için mahkeme kararı olduğunu fakat buna rağmen hiçbir faaliyette bulunulmadığını iddia etmişti.

Bugün baktığımızda Çevre yasası geçerliliğini koruyorsa bu konuda hiçbir faaliyet yapılmamasının da yasalardan kaynaklandığı da bir gerçektir. Yani olay şudur. Altın Kumsal zamanın en gözde kumsallarından birisiydi ki halen bu gözdeliğini korumaktadır. Turizmin hareketlenmesi ve Karpaz’a doğru giden sahillerimizin farkındalığı adına 1990 yılında Altın Kumsal’ın kiralanarak hareketlenmesi sağandı. Kiracı kişiler buraya milyonlarca TL’lik yatırım yaparak o günden bu güne geldiler.

1990 yılından 2005 yılında kadar devam eden sözleşme sürecinde büyük bir yatırım yapan kiracı kişiler bölge hareket kazandırdı.

Tabi 2013 yılında bu durum çevre yasasına uymadığı için sözleşmesi biten ve yenilenmeyen bu kişilerin yatırım yapmaları durduruldu. Geçtiğimiz günlerde yine yapılan yatırıma dur diyen yetkililer maalesef ki bu durum karşısında çaresiz kaldı.

Her iki tarafın da haklılığı düşünüldüğünde ‘çevre yasası’ kapsamında maalesef ki çaresiz kalındı.

Yani yatırım yapan kişilerin rızası olmadan ya da kendilerine yaptıkları masraf ödenmeden Altın Kumsal boşaltılamaz. Bununla birlikte yasalar çerçevesinde dahi müdahale de edilemez. 2012 yılında özel çevre koruma yasasına göre özel çevre koruma alanlarındaki her yer koruma altına alındı ve bu yer 1990 yılında özel koruma alanı ilan edilmeden buradaki insanlara kiralandı.

2 Kez hukuk davası açılmasına rağmen 2 dava da sonuçsuz kaldı.. O bölge turizm alanı olarak kullanıma açılmalı… Çevre Dairesi oradaki yapılaşmaya müdahale etti fakat gel görün ki hukuki olarak bu insanları oradan atamıyorlar. Yasa geçmeden önce bu insanlar yatırım yaptıkları baz alınıyor ve ancak rızaları ile ya da masraflarını karşılanırsa oradan çıkmayı kabul ediyorlar…

Peki sorun bu şekilde çözülür mü?

Elbette ki Altın Kumsal’daki sorun bu şekilde uzun süren bir çözümsüzlükle karşı karşıya kalacaktır.

Turizm ve Çevre Bakanlığı, acilen yeni bir Master planı hazırlayıp, çevreyi korumak adına Altın Kumsal’da kurallar çerçevesinde turizm hizmeti verilmesini sağlamalıdır.

Ülkemize gelen turistlerin bu duruma şahit olmaması adına çözümsüzlük ivedilikle çözülmelidir.

Çevre yasasına bakıldığı zaman kolaycılık bakımından çok tehlikeli bir madde göze çarpmaktadır.

Diğer yasalara bakılmaksızın çevre kuralları geçerli sayılarak, hukuksal açıdan da yetki açısından da karmaşık sorunla karşı karşıyayız.