Geçtiğimiz günlerde İnşaat Mühendisleri odası başkanı ile bir vesile ile sohbetimiz oldu.
Konu ruhsatsız binalardı.
İnşaat Mühendisleri odasının ruhsatsız binalar konusunda nasıl bir tavır sergilediğini sordum. Bilgisine geldiğinde yapabileceği tek şeyin ilgili belediyeyi uyarmak olduğunu söyledi!
Halbuki ruhsatsız bina kaçak inşaat sınıfına girer .Nasıl ve ne şekilde inşa edildiği bilinmeyen bina ise deprem açısından riskli binalardır.Helede içerisinde yaşayanlar varsa konu bir o kadar daha acil demektir.
Kamu menfaatini ve güvenliğini ilgilendiren önemli bir kurum olan İnşaat Mühendisleri Odası aslında güçlü birde sivil toplum örgütüdür.Ve kamu menfaati için çalışan sivil toplumun varlık nedeni, idarenin yapmadığını hatırlatmakla sınırlı değildir.
Benim edindiğim tecrübe bu yönde.
Gerektiğinde idareyi hukuk önünde zorlamak, dava açmak, suç duyurusunda bulunmak ve yargı yollarını işletmekte sivil toplumun en temel araçları arasındadır.Helede sözkonusu deprem ve depreme dayanıklı yapı ile insan hayatı ise iş başkadır.
Deprem bir doğa olayıdır.Ama depremde yıkılan binalar, kaybedilen canlar ve çöken kamu güveni doğal değildir. Bunlar ihmaller zincirinin sonucudur.
Ruhsatsız binalar ve buna kayıtsız kalan idare ve sivil toplum örgütleride ne yazık bu zincirin bir parçasıdır.
KKTC’de deprem gerçeği artık tartışma konusu olmaktan çıkmıştır. Tartışılması gereken asıl mesele ise şudur;
Bilimsel uyarılar neden idari kararlara dönüşmüyor?
İnşaat Mühendisleri Odası ve ilgili meslek örgütleri yıllardır raporlar hazırlıyor, seminerler düzenliyor, teknik uyarılar yapıyor. Elbette bunlar değerlidir. Ancak bugün gelinen noktada şu gerçeği açıkça söylemek zorundayız.
Yalnızca bilimsel çalışma yapmak yetmez.Uyarmak yetmez.
6 Şubat 2023 de Türkiyede Adıyaman Kahramanmaraşta büyük bir deprem yaşandı .Yaşanan bu büyük deprem sonrası bizim ülkemizde de birtakım önlemler alınma yoluna gidildi. İnşaat Mühendisleri odası yaklaşık 850 binayı inceledi ve raporladı.Okulların bir kısmı “deprem riski” gerekçesiyle boşaltıldı, eğitim konteynerlere taşındı.
Ya riskli olup boşaltılmayan içerisinde eğitimin devam ettiği diğer okul binaları ne olacak?
Ya hergün binlerce çalışanın mesai yaptığı kamu binaları ?
Aynı zeminde, aynı yaşta, aynı yönetmeliklere göre yapılmış yapılar hâlâ kullanılmaya devam ediyor.
Bunun yanında ayni derecede risk teşkil eden kontrolsüz inşa edilen ve yıllarca ruhsat almadan kullanılan binalar vardır.
Bu çelişki bile başlı başına bir alarmdır.
Meslek odalarının görevi yalnızca teknik rapor üretmek değildir. Kamu yararını ve güvenliğini korumak, gerektiğinde idareyi rahatsız etmek, zorlamak ve hesap sormak da bu görevin ayrılmaz parçasıdır. Aksi hâlde kamu yararı korunmaz, sadece oyalanır.
Hukuku kullanmaktan korkmamak gerekir.Hukuku kullanmak “çatışma” değil, anayasal bir görevdir.
KKTC İnşaat Mühendisleri Odasıda, bir meslek örgütü olmanın ötesinde, aynı zamanda kamu güvenliği açısından sağlam binalar inşa edilmesi ile ilgili söz söyleme hakkına sahip güçlü bir sivil toplum kuruluşudur .Bu kimlik, deprem gerçeği karşısında idareyi yalnızca uyaran değil, önlem almaya zorlayan bir rol üstlenmesini zorunlu kılar.
Oda başkanının bir an önce uyarma dışında da insiyatif alması naçizane tavsiyemdir.Aksi hâlde bilim, raflarda bekleyen bir vicdan rahatlatma aracına dönüşür.
Deprem olduktan sonra “uyarmıştık” demek kimseyi kurtarmaz. Ne yıkılan bina ayağa kalkar, ne de kaybedilen can geri gelir.
Bu yüzden bugün susmak, yarın yaşanacakların sorumluluğunu paylaşmak anlamına gelir.
Meslek odaları, kuruluş yasaları gereği kamu yararını gözetmekle yükümlü yerlerdir. Bu yükümlülük;idareye resmî başvurular yapmayı,riskli ve ruhsatsız yapılar için işlem talep etmeyi,idari sessizlik hâlinde yargı yoluna başvurmayı,gerekirse idari dava ve suç duyurusu süreçlerini işletmeyide içerir.
Depremden sonra söylenen sözler uyarılar hatta açılan davalar, kaybedilen canları geri getirmez. Hukuk, depremden sonra değil, depremden önce işletilmelidir.
Aksi hâlde “Uyardık” savunması, ne hukuken ne de vicdanen kabul edilebilir değildir.
Diyeceğim o ki bu riskler bilinirken sessiz kalmak,uyarı ile geçiştirmek sadece teknik bir eksiklik değil, hukuki sorumluluğa ortak olmaktır.
Hukuki yolları işletmeyen, idareyi yargı önünde zorlamayan bir yapı, adının başında “sivil toplum” ifadesini taşısa bile, işlevini yerine getirmiyordur.
Çünkü kamu yararı susarak korunmaz.Bilimle başlar, hukukla tamamlanır.
Bugün yine çok önemli bir gün.Bugün 6 Şubat 2023 de Adıyaman KahramanMaraşta yaşanan deprem sonrası yıkılan İSİAS Hotelde enkaz altında kalan Şampiyon melekler tur rehberleri ile ailelerinin Adıyamanda devam eden mahkemede yeni bir hak arama günü.
İsias Otel’de tek kızı Selin Karakaya’yı kaybeden Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakayanın dediği gibi , vicdanların ve hukukun aynı noktada buluşmasını bekliyoruz.