Dün aslında gayet de iyi başladılar…

Daha önceden belirlenmiş konuları değil, ülkeyi talan eden, 4 cana mal olan sel felaketini konuştular!

Başlangıç için doğruydu da konuşmalar ilerledikçe amacından saptılar…

Kürsüye çıkan gaza geldi!

İktidar kendini savunurken muhalefet yanlış bir zaman ve yanlış bir zeminde iktidara yüklenmeye çalıştı…

Bundan nasıl bir siyasi rant elde ederler bilemem!

Ama dünkü konuşmalar bizim için tam bir hayal kırıklığı oldu…

Sorunların gerçek kaynağına inmediler aksine işi horoz dövüşüne çevirdiler!

Kendi adımıza konuşacak olursak, yazın bir kenara ki sonuçta elle tutulur hiçbir şey elde edilmeyecek…

Ta ki yeni bir felakete kadar da yaşananlar unutulup gidecek!

Hükümet yine iddialı…

Başbakan Tufan Erhürman sorumlular bulunacak diye ısrar ediyor!

Neyin sorumlusunu bulacaklar o da muamma işte…

Yolun eğimini mi?

O bölgedeki bariyerlerin olmayışını mı?

Yoksa o yolun tamamen dere yatağına yapılmış olmasını mı?

Ya da hiçbir şey bulamayıp, suçlu şiddeti yağan yağmur mu olacak!

Bekleyip göreceğiz artık…

Neyi bile beklediğimizi bilmeden!

Ha keşke bu kadar iddialı konuşmasaydı…

Sorumlu önce ortaya çıkarılıp sonra böyle bir açıklama yapılsaydı!

Çünkü göreceksiniz ki aylar hatta yıllar geçecek ama bu konuda tek bir Allah’ın kulu bile sorumlu diye kamuoyunun önüne çıkarılmayacaktır…

Muhalefet ona keza…

Biz de zannetmiştik ki muhalefet meclis kürsüne çıkıp da eleştiri filan yapmayacak…

Konuya bilimsel filan yaklaşacaklarını umuyorduk!

Nerede o günler?

Suçlama üstüne suçlamadan başka bir şey yapmadılar…

Ve her zamanki gibi eski defterleri açtılar!

Muhalefet döneminde söylenenleri gözlerine sokmaya çalıştılar…

Peki ne kazandılar?

On buna siyasi rant diyor…

Biz de koskocaman bir hiç!

Bu da ne demektir biliyor musunuz?

Yaşanan afet ve ölümlerden sonra bile dersimizi almamışız…

Al birine vur ötekine misali anlayacağınız!

İşte bu nedenedir ki ülke insanının ülke siyasetçisine güveni kalmamıştır…

Gelen aynı giden aynı klasiği devam ediyor!

Biz buna kasaba zihniyetlilerin kasaba politikacılığı da diyoruz…

Ülkenin köklü ve hayati sorunlarına bile bir masa etrafında oturup çözüm üretemiyorlar!

İçki masasında anlaşıyorlar ama konu devletin meselelerine halkın sorunlarına geldi mi yaptıkları tek şey siyasette bir adım olma kaygısı…

Sanki de Dikmen’de, Ciklos’ta ve Lapta’da hiçbir şey yaşanmadı!

Onlara göre birer başsağlığı mesajı yeter de artar bile…

Devam edin deriz!

Madem ki dersimizi çıkarmadık ve varsa da yoksa siyaset, bunun da bir bedeli günü geldiğinde mutlak sorulur…

Allah’a havalesiniz yani!

Doğal afet mi değil mi?

Başbakan diyor ki;

Sorumlular varsa ortaya çıkarılacak!

Peki bu afetten zarar görenlerin gündemi şimdi bu mu sanki?

İnsanlar yaralarının sarılmasını istiyorlar…

Bunun için bir çalışma yapılıyor mu?

Ya da yaşanan olayı doğal afet olarak kabul ediyorlar mı?

Şimdiye kadar bunu kimse telaffuz etmedi…

Etmediği müddetçe de yaraların filan sarılmasını kimse beklemesin!

Önce hükümet çıkacak doğal afet ilan edecek…

Sonra da gereklerini yerine getirecek!

Öyle kat kravat bölgeleri gezip insanlara sarılarak, sırf sıvazlayarak yara filan sarılmıyor…

Batık belediyeler şimdi tamamen bataklığın içine gömüldü!

Sadece maaş ödemeye gücü yeten belediyeler bu enkazın içinden nasıl çıkacak?

Bunun cevabı eğer devletse, devlet önce çıkıp doğal afet ilan edecek…

Vatandaşlar ona keza!

Evleri, bahçeleri darmadağın olmuş…

Bizimkiler ise bunları konuşacaklarına, Meclis’te gündeme getireceklerine, çıkıp kürsü kavgasına tutuşmuş!

Suçlu arayarak bu işten sıyırmayı düşünüyorlar…

Sadece Merak İşte?

Bakalım kaç bina yıkacaklar?

Konumuz dere yatakları ya…

Her kafadan bir ses çıkıyor!

Birbirini suçluyor…

Vatandaş ise şunu soruyor;

Madem ki bu ülkenin şu anda en büyük sorunu dere yataklarıdır…

Hadi bakalım dere yataklarına ve çevrelerine yapılan kaç tane binayı yıkabileceksiniz!

Bunlar da patates kafalılar!

Markette iki kasa patates…

Üzerinde fiyat da yazıyor, 7 TL diye!

Ama yerli filan da değil…

Türkiye’den gelen ve TÜK’ün sattığı patateslerden!

Gözünü para bürümüş mahluklar bunlar…

Nereden torpil buluyorlarsa buluyorlar işte ve vatandaşa 3.80 TL’den satılan patatesi torbalarca alıp 7 TL’ye satıyorlar!

Gözünüzü Allah doyursun artık sizin…

Bunlar da fırsatçı sigortacılar!

Bizim vatandaş nasıl olsa kafaya topuz yemeye alışık ya…

Sinip kalıyor ve tepki de vermiyor!

Bunu fırsat bilen araç sigortacıları da fırsatı kaçırmıyor…

Sanki yapılan zamlar yetmiyormuş gibi onlar da okkalı zamları geçirdiler vatandaşın ensesine!

Geçen yıl yaptırdığınız sigortalara yüzde 30’la varan bindirim yapıldığından haberiniz var mı?

Cansız beden deseniz ölür müsünüz?

Bizim medya yaşanan sel felaketinde tutturdu bir ceset furyası…

Neredeyse bu kelimeyi kullanmayan kimse kalmadı!

Hayatlarını yitiren gençlerin ailelerini filan düşünen yok…

Cansız beden diye haber yapmak zul geliyor sanki de!

Olayın psikolojik durumlarını düşünen kimse yok…

Ceset aşağı, ceset yukarı diyerek, yaralı yüreklere resmen benzin attık!

MESAJ KUTUSU

Sayın Tolga ATAKAN, dün sizin bakanlıktan birkaç müdürün topun ucunda olduğunu yazınca bakanlık bünyesinde büyük bir panik yaşandığı konuşuluyor. Onun içindir fazla gecikmeyin deriz çünkü bundan siz bile zarar görebilirsiniz!

Sayın Ali Murat BAŞÇERİ, yaşanan ölümlü sel felaketinden sonra bizim hükümetten hala yardım talebinde bulunulmadığını öğrendik. Acaba dersiniz nazlanıyorlar mı yoksa gurur meselesi mi yapıyorlar? Hem de böyle vahim bir durumda!

Sayın Mustafa AKTUĞ, belediyenin hemen tüm araçları selden zarar görüp kullanılamaz hale gelirken hala bir devlet yetkilisinin ihtiyaçlarınızın karşılanması için girişimde bulunmaması muhakkak ki Lapta’nın kaderi olmayacaktır değil mi? Acaba Rum ilgililere mi müracaatta bulunmanızı bekliyorlar dersiniz!

Sayın Mehmet Ali TALAT, CTP’li kurmaylara yol göstermeye başlamanız Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de yeşil ışık yaktığınız olarak yorumlara sebep oldu! Yine de acele etmeyin deriz zira bir önceki seçimde direkten dönen bir aday bu  kez iddialı olacak gibi geliyor bize!

Sayın Serdar DENKTAŞ, yaşana sel felaketinde fazlasıyla sessiz kalan siyasiler içinde sizin de adınız anılmaya başlandı. Sonuçta hazinenin başında oturan bir kişi olarak bakalım yaraların sarılması için gerekli maddi kaynağı bulabilecek misiniz?

Sayın Zeki ÇELER, birileri her ne kadar yanında çalıştırdıklarının gerçek maaşları üzerinden yatırım yapmayanlara diş gösterseniz de bunu sanki de şaka sanmış olacaklar ki dalga geçmeye başladılar bile! Onun içindir şimdi kelle almanın tam zamanıdır…

Sayın Halil FALYALI, hem otelinizde hem de marinada sel felaketi nedeniyle her hangi bir zarar görmediğinize memnun olduk. Demek ki gerekli önlemler alınıyorsa bu tür olaylar da kolay atlatılabiliyormuş değil mi?

Sayın Derya KANBAY, görev başındayken gayet sessiz ve sakin bir tablo çizerken görev sonrası eleştiri yağmurlarınız gördüğünüz gibi dikkatlerden kaçmıyor. Nedense bizim siyasiler de hep sizin gibi yapıyor iktidarda derin bir sessizliğe bürünüyorlar…

Sayın Gülşah Sanver MANAVOĞLU, bir sosyal medya fenomeni olarak yaşanan sel felaketi sırasında ve sonrasında bununla ilgili tekbir paylaşımda bile bulunmamanız takipçilerini tarafından epey yadırganmış. Hayırdır bu konuda erken emekliliğe mi ayrıldınız acaba?

Sayın Kemal DÜRÜST, uzun bir süredir yakın dostlarınızın telefonlarına yanıt vermediğiniz yönünde şikayetler gelmeye başladı. Oysa bir çoğu sizi kötü gün dostu olarak tanıdıklarını belirten yorumlarda bulunuyorlar!

Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, sizin takım artık düşme hattına kadar gerileyince lig fikstürünü ters tutarak bakmaya başladığınız doğru mu? Doğrusu iyi bir yöntem de bakalım durumu daha nereye kadar idare edeceksiniz!

Sayın Yusuf KISA, yakın bir zamanda hem radyo hem de televizyon yayını için kolları sıvadığınız ve yakında bu konuda mesajı vereceğiniz konuşuluyor. Şimdiye kadar çok bile geç bile kalmadınız mı? Bu arada yeni yaşınızı da kutlarız…

Sayın Engin ARI, sizin komşu önemli bir ameliyat olunca artık size de bir takım görevler düşüyor değil mi? Bu arada yakın dostlar pastırma mevsiminin ne zaman başlayacağını sormaya başladılar, bacadan çıkacak olan dumanı bekliyorlarmış!

Sayın Sinan GÜNEŞ, sel felaketi yaralarının  sarılmasında bizim hükümet biriz ağırdan alınca şimdi hem belediyeler hem de zarar gören vatandaşlar yolunuzu gözlemeye başlamışlar. Elinizi çabuk tutun deriz zira yakında isyan bayrağını açmaya hazırlananlar var…

Sayın Kemal DEVECİ, komşu çocukları bize dede diye hitap edince başınızda kaynar sular dökülüyormuş gibi oluyor diye duyduk. İyi de yakında torun gelince ne yapacaksınız o zaman! Şimdiden alışın deriz zira gençler yakında bir sürpriz yapabilir…