CTP-BG’deki ulusalcı solun hazin ittifakı
CTP-BG içindeki ‘ulusalcı’ kanat olarak tarif edilmesi daha makul gelen, güya ‘sol’ grup ile DP-UG içindeki patronaj kanadının, seçimde karma listeler üzerinden işbirliği yaptığı iddiaları ayyuka çıktı.
Tartışılması gereken, bazı CTP-BG’lilerle ve Ulusal Güçler’i yan yana getiren sürecin KKTC özelinde hangi ideolojiye hizmet edeceği ve bu tür bir cephe yaratmanın Kuzey Kıbrıs’a faturasının ne olacağıdır. Yoksa birileri nasıl oldu da seçilemedi; bazıları da kim devreye girdi de beklenilenin çok üzerinde oy alabildi tartışması son derece yüzeyseldir.
Başta Türkiye olmak üzere, tüm dünyada küreselleşme karşısında ne yapacağını şaşıran ulusal sol ve ulusal sağ, iktidara, seçim ittifakları kurarak gelebilmenin hesaplarını yapıyor. Türkiye’de AK Parti iktidarına karşı CHP ve MHP’nin yaptığı bazı ittifaklar olduğu da biliniyor. Enternasyonalist soldan uzaklaşarak, ulusalcı bir söylemi benimseyen CHP ve ulusal sağın en muhafazakar temsilcisi MHP’nin birlikte siyasal adımlar atabilmesi ile Kuzey Kıbrıs seçimlerinde yapıldığı iddia olunan siyasi ittifakların ortak niteliği, gericilikten beslenmeleridir.
Kıbrıs özelinde, realitede devlet patronajının yarattığı statükoyu savunanlar, ister ‘sol’dan gelsin ister sağdan; ülkenin Türkiye’ye bağımlılığının nasıl azaltılacağına dair herhangi bir yanıt verememişlerdir. Ülkedeki tüm sorunların Ankara Hükümeti politikalarından ileri geldiğini öne sürenler, bazı vahim stratejik müdahalelerin yarattığı soğuk iklimi, statükonun üzerinde eski güneşin tekrar doğacağı bir iklime çevirmeye çalışıyorlar. Göremedikleri, devlet patronajına ve devlet kapitalizmine dayanan, sürdürülemez statükonun üzerinde bundan sonra hiçbir şekilde güneş doğmayacağıdır. Statükonun üzerinde eski güneş ışıldayamayacaktır ki altında yeşil başaklar serpilsin…
Bu tür ittifaklar bir iktidar paylaşımına dönüşecekse ve ulusal sol unsurlarla ulusal sağ unsurlar hamasette birleşerek, statükonun kronik sorunlarına kökten çözüm getirilmesi karşısında güç birliği yapacaklarsa, bu; kendi kendine yetecek, bağımsız bir Kuzey Kıbrıs yaratılması sürecini sekteye uğratacak tarihsel bir gericilik örneği olacaktır.
Çünkü, söylem farklılıklarına karşın Kıbrıs milliyetçiliği ve Kıbrıs Türk milliyetçiliği, pratikte kol kola girerek, milliyetçilikte buluşuyor.
Çünkü, statükodan beslenenler, sürdürülemez düzeni milliyetçilik şemsiyesi altında koruyabileceklerine inanıyorlar.
Çünkü, yerel sermayenin statükocu kanadının işbirlikçi olmadığını zannediyorlar.
Çünkü, statükocu sendikaların düzenin doğrudan savunucusu olduğunu idrak etmezmiş gibi görünmeyi çıkarlarına daha uygun buluyorlar.
Çünkü, Türkiye çatır çatır parayı gönderecek zannıyla, ittifaklarla statükoyu sürdürebileceklerini sanıyorlar.
Çünkü, ulusal sol ve ulusal sağ ittifakın bedelini topluma ödetmeyi önemsemiyorlar.
Çünkü, bu tür gerici ittifaklar yapmadan toplumu hakikatlere ikna edebilecek birikime ve deneyime sahip değiller.
Çünkü, fikir üretmekten, devrimcilikten ve bağımsızlıktan bihaberler.
Çünkü, ancak şovla ve hamasetle var olabiliyorlar; gerçeklerle yüzleşmekte ve sorun çözmekte yoklar.
Çünkü, kimin maşası olduğu artık netleşen hareketlerin ve güdümlü liste mimarlarının desteği ile siyasi ihtiraslarını doyurmaktan çekinmiyorlar.
Çünkü, girdikleri ittifakın Kıbrıslı Türklerin geleceğini tamamen söndüreceğini görmezlikten gelebiliyorlar.
Çünkü, bizleri iyiden iyiye ‘dilenci’ konumuna sürükleyeceklerini öngöremeyecek; Kutlay Keço’nun dediğini hala anlayamayacak kadar şuursuzlar.