BURUK VEDA
Çocukluk yıllarımda sanki de bu yılbaşılar bir başka güzel, bir başka anlamlı ve özel gelirdi bana. Ailemizin maddi olarak kazancı daha az ve kısıtlıydı ama tüm bunlara rağmen küçük de olsa alınan hediyelerin bana ve ablama vermiş olduğu coşkuyu nedense şimdi en pahalı en güzel hediyeyi alsam dahi aynı oranda yaşayamıyorum.
Evlerimiz daha küçüktü ama hayallerimiz daha büyüktü, insanlar daha fakirdi ama daha huzurluydu, hiç duymazdım birinin ağzından “depresyondayım” diye; renksiz televizyonlarımız vardı ama hayatımız daha renkliydi, oyuncağımız azdı ama gerçek arkadaşlarımız çoktu, bilgisayarımız yoktu ama kitaplarımız, ansiklopedilerimiz, pirililerimiz, topumuz, ikinci el bisikletlerimiz ve arkadaşlar arası canlı muhabbetlerimiz vardı.
Hayatın tekdüze yoğunluğu akraba ilişkilerini de bozdu, sosyal hayatın ve alternatif eğlence yerlerinin fazlalığı akraba ziyaretlerini, bir araya gelip hoş sohbet ortamını alıp götürdü bizden. Çocuklar artık yeğenleriyle, kuzenleriyle bayramdan bayrama görüşmenin ötesine gidemez bir hal aldı. Birinci, ikinci dereceden akrabalarını tanımadan büyüyen çocuklar geniş aile kavramının sıcaklığından ve sevgisinden mahrum büyüyorlar.
Sütün, neskahvenin, otun, çiçeğin, havanın, ekmeğin, domatesin, salatalığın, meyvenin kokusu bir başkaydı eskiden. Eve haftada bir alınabilen muzun, İngiltere’den gelecek akrabaların hediye olarak getirecekleri İngiliz çakuletlerinin tadı da bir başkaydı. Bitmesin diye yavaş yavaş yalayarak yediğimiz çakuletin tadı hala damağımda. Bugün evde elimizi attığımız her yerde bulabildiğimiz çeşit çeşit çakulet ve piskotlar da o tadı vermiyor artık.
Nenelerimizin el emeği ile yaptıkları böreği, çöreği köy fırını önünde ciğerci kedisi gibi beklemek gayet normalken şimdilerde bakıyorum da aileler EKO Günlerde çocuklarına bunları uzaylıymış gibi gösterip tanıtmaya çalışıyor!
Sıklıkla elektriklerin kesilmesinden bile zevk alırdık kendimizce; hepimiz rumdan ganimet kalan sobanın etrafına toplanır annemin bize anlattığı masallar eşliğinde gazlı sobanın üzerindeki gabiralıkta ısınan ekmeklerle zeytinleri çay eşliğinde alıç macunuyla bir güzel mideye indirirdik.
Dostlukların sıcaklığıyla huzurluyduk; şimdi çıkar arkadaşlıklarının soğuk birlikteliğiyle huzursuzuz.
Mütevazılığın kıymetini bilerek yücelirdik; şimdi, kibrin alçaltan karanlığıyla yüceldiğimizi sanıyoruz.
Küçük de olsa bir suç işlediğimizde yüzümüz kızarır insan içine çıkmaktan, okulda ve arkadaş çevremizde rezil olmaktan utanırdık; şimdi her şey kanıksanmış utanılacak bir suç kalmamış hiçbir yerde.
Eskiden sevdiğimize ve arkadaşlarımıza mektup yazar haftalar sonra cevabın gelmesini beklerken heyecandan içimiz içimize sığmazdı. Daha saftı sevgiler, aşklar, meşkler…
Akşam altı buçuktaki rum kanalı RIK’ten çizgi film izleyebilmek için dört gözle beklerdik vaktin gelmesini; şimdi 24 saat çizgi film kanalı var ama aynı tat yok.
Yalan söylemek utanç kaynağıydı, korkardık ufacık bir yalan söylerken bile, şimdi yalanın biri bin para.
Şarkılar bile bir başka gelirdi kulağıma, tınılar, kendi içerisindeki tutarlı ahengi, verdiği huzur başkaydı.
Okulda “eti senin kemiği benim” derdi babam öğretmenlerime, şimdi aileler “tozuna zarar gelirse yakarım” deyip koparıyorlar o samimiyeti öğrenci öğretmen arasında.
Sınıf ayrımı bu kadar fazla ve derin değildi insanlar arası, kimse kimseyi küçümsemez dayanışma ve saygı sınırsız olurdu.
Saymakla bitmez geçmişten gelen değerlerimizin bizlere yaşattığı mutluluk ve saf duygularla yaşadığımız aşkların güzel ve naif hatıraları. mutluluğun resmini çiziyorduk vesselam….
BURUK bir VEDA ediyoruz 2012’ye; ne huzur bıraktılar toplumda ne de yaşam sevgisi. Dövüldük, sövüldük, hakarete uğradık. Bu yıl başı içimde ne kutlama ne de sevinme duygusu var. Bu kişisel bir durumdan kaynaklanan bir hüzün değil; tamamıyla halkın ve çocuklarımızın gelecek endişesine endeksli bir huzursuzluk. Toplumsal barış ve huzurun olmadığı bir ortamda “komşusu açken tok yatanlar bizden değildir.”
Bu yılın bu son yazısında Dalkavukluk ve yalakalığın hakim olmadığı, toplumsal barışın sağlandığı ve ortak akılla hareket edildiği, herkesin sağlıklı ve huzurlu olacağı bir yılın hak eden insanlara mutluluk getirmesini canı gönülden dilerim.
KURTULMAK YOK TEK BAŞINA, YA HEP BERABER, YA HİÇ…….