Bugün eşcinsellere, yarın kadın bedenine!
Cinsel yönelimi farklı olan bireyleri ‘doğaya aykırı cinsel ilişki’ kurmakla cezalandıran Fasıl 154 Ceza Yasası’nda yapılacak değişikliklere ilişkin önerinin tartıştırılmasında, hükümetin derdini doğru araçlarla anlatabildiği söylenemez.
Konunun insan hakları temelinde ele alınması için bilgilendirici kamu spotu hazırlamak ve toplumsal duyarlılığı artırmak yerine yasada değişiklik önerisini Meclis komitesinden geçirmekle yetinen Cumhuriyet Meclisi milletvekilleri, oybirliği ile arkasında durdukları değişim çabalarını bile değersizleştiriyor ve halka mal edemiyor.
Bu eleştirinin ardından cinsel yönelimi farklı olan bireyleri dışlayarak ‘homoseksüel’ olarak yaftalayan, kafasını insan bedeninden ve cinsellikten kaldıramamış, çağ dışı bir zihniyetin ilanda ifade ettiği açıklamalara dönelim: İlanın içeriği, insanların cinsel yönelimleri her ne olursa olsun özel hayatlarında ne yaşamayı tercih ettiklerine ne devletin ne herhangi bir kişinin ne de bir ‘cemiyet’in karışamayacağından habersiz bir anlayışı temsil ediyor.
Aynı zihniyet, kız ve erkek çocuklarının beraber okumalarına, kadınların ve erkeklerin birer yetişkin olarak aynı evlerde yaşamalarına bile karışabileceğini varsayan, erkeklerle kadınlar arasındaki özel hayata müdahale edebileceğini düşünebilen anlayışla ortaklaşır.
Cinsel yönelimleri ne olursa olsun kadınların ve erkelerin özel alanlarında neyi, nasıl paylaştıkları hiç kimseyi ilgilendirmez. ‘Homoseksüellik’, heteroseksüel insanların tercihi olmayabilir. Fakat cinsel yönelimi nedeniyle kimse suçlanamaz, kimse ötekileştirilemez, kimse işin içine çocukları katarak iğrenç bir nefret söylemini yayamaz ve hiç kimse toplum içine korku salmaya çalışarak, bilimin reddettiği gerçek dışı beyanlarla kara propaganda yapamaz.
Aşkın hangi cinsiyetler arasında yaşandığına kimse karışamaz. Sevda ve sevdanın en yüce edimi olarak cinsellik, bireylerin cinsel yönelimlerinden bağımsız bir olgudur.
Bu zihniyet, eşcinsellere karşı geliştirdiği nefretin yanı sıra kadınların eve kapatılmalarını, bedenlerini örtmelerini, ‘iffet’lerini korumalarını salık veren, ‘namus’ bekçiliğine soyunan, en muhafazakar erkek egemen bakış açısını kutsayan bir zihniyettir.
Cinsel yönelimleri farklı olan bireyleri ‘hastalıklı’ gördüğü gibi kadını ve bedenini de şeytanlaştıran, kimler arasında aşk yaşanabileceğine karışabilen, özel hayata ve cinsel yönelimlere müdahale etme cüretini gösterebilen bu anlayış, evrensel insan hakları mücadeleleri ile dünyanın her ülkesinde eleştirilmiş ve nefret suçları kapsamında cezalandırılmıştır.
Kuzey Kıbrıs’ta insan haklarına aykırı ve eşcinselliği ‘doğaya aykırı suç’ olarak kabul eden yasa, İngiliz döneminden, 1920’li yıllardan kalma bir yasadır. Ve dünyanın geldiği evrede, yıllarca verilen mücadeleler sonucunda bir bireyin cinsel yönelimleri nedeniyle ceza yasalarına tabi olması ortadan kaldırılmıştır. Aksine cinsel yönelimi farklı olan bireyleri aşağılamak nefret suçları kapsamına alınarak, suç sayılmıştır.
Kıbrıs Türk İslam Cemiyeti nefret suçu işlemiş görünmektedir. Cinsel yönelimi farklı olan bireyler, yasanın değişmesini destekleyen kadınlar, erkekler ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek ilanın içeriği üzerinden yoğun bir muhalefet örgütlemelidir.
Zira bugün bireylerin cinsel yönelimlerini sorgulama gafletine düşmüş bu anlayış, yarın kadını ve bedenini baskı altına almak için çabalayacak, kadınların ve erkeklerin özel alanlarında ne yaşadıklarına da karışabilecek cüreti kendinde bulacaktır!