Bu yazının yorumu sizin!

Sevgili okurlar, lütfen empati yapalım;
Karpaz’da Derince köyünde oturuyorsunuz, eşinizin bir cilt hastalığı nedeniyle Mağusa Devlet Hastanesi’nden randevu sistemi ile sıra numarası alıyorsunuz…
Size verilen randevu tarih ve saati, geçtiğimiz Cuma günü saat 11.20…
Hem siz hem eşiniz özel sektörde çalıştığı için patronunuzdan elbette izin almak zorundasınız, en az yarım gün…
Öyle de yapıyorsunuz ve köyünüzden 50 km uzaklıktaki Mağusa Devlet Hastanesi’ne gidiyorsunuz…
Saat 11.00’de hastanede cilt polikliniğindesiniz ama içeride doktor yok!
Size doktorlar odasına gitmenizi öneriyorlar, gidiyorsunuz ama aldığınız cevap şu;
“Nevruz hanım yok ayrıldı…
Sinirleriniz epey gerilmiş olarak hastanede bir amir bir yetkili arıyorsunuz ama bulamıyorsunuz…
Bir görevli bulup ona derdinizi anlatıyorsunuz ‘bizim randevumuz var’ diye ama nafile Nevruz hanım hastaneden ayrılmış…
Sonra görevli Dr.Nevruz Tuğcu’yu telefonla arıyor aldığı cevap şu;
“Pazartesi günü gelsin bakalım!”
Bu kadar basit işte;
Siz 50 kilometre uzaktan işinizden izin alarak geliyorsunuz ama aldığınız cevap su kadar basit;
“Pazartesi günü gelsin…”
Eşini Mağusa Devlet Hastanesi’ne patronundan izin alarak götüren Derince köyünden Cengiz Çelik, bana telefonda aynen şunları söyledi;
“Kendimi o an kaybettim ve bağırıp çağırmaya başladım…”
Devam etti;
“Zaten patronumdan zor izin almıştım Pazartesi günü hangi yüzle izin alacağım?”
Çünkü devlet hastanesinde kendisine yapılan bu haksız muamele o kadar çok zoruna gitmişti ki lütfen onun yerine kendinizi koyun lütfen…
Siz ve eşiniz özel sektörde çalıştığınızdan patronunuzdan izin alıyorsunuz ve 50 kilometre uzaklıktaki hastaneye hem de size verilen randevu saatinden önce gidiyorsunuz ama aldığınız cevap;
“Nevruz hanım yok!”
Nevruz Tuğcu’nun adını burada özellikle verdim çünkü kendisine telefonda ulaşıp konuştum Cengiz Çelik’in şikayetini ilettim…
Kesinlikle Cengiz beyin anlattıklarının doğru olmadığını söyledi şöyle devam etti;
“Ben hastanedeyken bekleyen hasta yoktu, hatta var mı diye görevlilere sordum, yok dediler…”
Sonra ekledi;
“Cengiz Çelik 20 dakika geç geldi, benim de bankada işim vardı ayrıldım…”
Nevruz hanım böyle söyleyince doğrusu Cengiz beye içimden biraz sitem ettim ve kendisini arayarak niçin hastaneye geç gittiğini sordum…
Bu kez öfkesi daha büyüktü!
Yüksek ve kızgın bir ses tonuyla aynen şöyle söyledi;
“Şimdi biz suçlu çıktık desenize!”
Sonra devam etti;
“Ben o saate hastanede olduğumu ispat ederim Levent bey, orada bize kayıt numarası verdiler onu göndereceğim size…”
Ben de göndermesini istedim ve gönderdi, bu belgeyi sizinle sayfada paylaşıyorum…
Cengiz bey doğru söylüyordu çünkü o küçük kağıt parçası kendisine verildiğinde saatler  11.06’ı gösteriyordu…
O kağıdı alıp eşini Nevruz hanıma muayene ettirmeye götürdü ama kendisi yoktu, hastaneden ayrılmıştı ve görevli aracılığıyla eşini Pazartesi günü getirmesini istemişti…
Ve kızgın vatandaş olayı bize intikal ettirdi…
Bizim burada vermeye çalıştığımız mesaj ne hastane yönetimini ne de Nevruz hanımı kötülemek filan değildir…
Bu yazıyı kaleme almamdaki asıl neden kamudaki çarpık sistemin kamuoyunun bilgisine getirmekten başka bir şey değildir…
Vatandaşın, hele de merkezlere uzak kırsalda oturan insanların kamuda başlarına gelen en basit örneklerinden birini sizlerle paylaştım…
İsteyen, vatandaşa yapılan haksızlıkları, isteyen hastanelerdeki başıbozuklukları, isteyen de doktorların özelde ikinci iş sorununu bu yazıdan sonra sorgulayabilir, hatta gerekirse ilgiler bu yazıyı ihbar kabul edip olayın üstüne gidebilir, o onların sorunudur!
 
 
Staj yapan öğrenciden 200 TL istiyorlar!
 
Bir okurumuz arayarak Sağlık Bakanlığı’na olan sitemini dile getirdi;
Kızı yurt dışında tıp eğitimi alıyormuş KKTC’de yaz tatili süresince de staj yapması gerekliymiş, müracaatta bulunmuşlar ve aldıkları cevap şu olmuş;
“Hastaneye 200 TL bağış yapmak zorundasınız!”
Kim olsa kızar tabi ki…
Aslında burada paranın miktarı filan önemli değil!
Devletin staj yapan öğrenciye bakış açısıdır…
Bir ayrıntı da artık bizim ülkede bağış sisteminin kural ve mecburiyet haline getirilmesidir!
 
 
 
Ne kadar keyifli bir millet olduk!
 
Biraz gecikmeli olsa da nihayet eğer büyük bir sorun yaşanmazsa Ekim-Kasım aylarında çeşmelerimizden Türkiye’den deniz altından getirilen içilebilir kalitede su akacak!
Bu nedenle ülkemiz genelinde yoğun bir alt yapı çalışması var, her taraf kazılıyor ve yeni su boruları döşeniyor…
Doğal olarak da bazı karmaşalar ve trafik sıkışmaları yaşanıyor!
Ama gördüğümüz kadarıyla bu çalışmalara yapılan eleştiriler de biraz haddinden fazla acımasız oluyor…
Bazıları bu çalışmalara ‘işkence’ adını veriyor!
Ayıptır be kardeşim…
Sadece KKTC’ye değil adanın tümüne kadar yetecek kadar hem de çok kalitesi su getirecekler ve siz bunun nimetlerini konuşacağınıza biraz rahatınız bozuldu diye hep şikayette bulunursunuz…
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Salih İZBUL, her zaman toyun ucunda bir makam olan bakanlığın en tepesinde oturduğunuzun elbette farkındasınız ama çok kısa sürede acil önlemler almazsanız bu bakanlığa oturduğunuza pişman olabilirsiniz. İyi niyetinizden hiç kuşkumuz yok ama kronikleşmiş sorunlar sadece radikal önlemlerle ancak çözülebilir…
Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, hükümet programının görüşüldüğü meclis oturumundaki konuşmanıza bakılırsa çok yakında sizin de genel başkanlık için adaylığınızı açıklayacağınız yorumları yapılmaya başladı. Önümüzdeki hafta bir basın toplantısıyla düğmeye basacağınız söyleniyor, hayırlara vesile olsun…
Sayın Kutlu EVREN, KKTC’de bir ilk yaşanıyor ve ilk kez bir bakan binasız ortaya bekliyor. Bu arada KTHY eski binasını istemişsiniz ama orası mahkemelik ve borcu olduğu için imkansız. Sanayi bölgesindeki Su İşleri Dairesi’nden başka uygun bina yok. Artık şansınıza küseceksiniz…
Sayın Elçin TEKAKPINAR, Ulaştırma Bakanlığı müsteşarlık görevinde liste başı olduğunuzu biliyor muydunuz? Eğer çok büyük bir sürpriz olmazsa makama oturmaya hazırlanabilirsiniz. Size de yakışır doğrusu, hele de kamuyu çok iyi tanıyan bir bürokrat olarak Tahsin bey sizden daha iyisini bulamaz…
Sayın Nevruz TUĞCU, bugünkü azımızda sizi birazcık eleştirdik ama inanın ki konu siz değildiniz. Ama yine de bundan böyle devletteki görevinizde daha hassas olmanızı bekliyoruz. Kusura bakmayın olur mu?
Sayın Asım VEHBİ, GAÜ’nün futbola el atmasıyla birlikte efsane takım Çetinkaya’nın yeni başkanı olacağınızı biliyor muydunuz? Bu kadar yoğunluk arasında biraz da sporla ilgilenmek hiç de fena olmayacak gibi görülüyor. Başarılar dileriz…
Sayın Kemal DÜRÜST, Yeni Erenköy İlkokulu’nun içler acısı hali sizin bilginize getirildi mi? Tamiratı için daha ihaleye bile çıkılmadı, lütfen en kısa sürede 275 öğrencili bu okulu eğitime ve bölge halkına yakışır bir duruma gelmesi için talimat veriniz.
Sayın İsmet AKİM, elektrik faturalarının bundan böyle SMS sistemiyle gönderilmesi fikri ilk bakışta fena değil ama vatandaş soruyor, telefonu olmayanlara kurum olarak yeni telefon alacak mısınız diye! Haksız da değiller yani değil mi?
Sayın Ercan İBRAHİMOĞLU, yeni hükümet döneminde Kalkınma Bankası genel müdürlüğü için yine sizin isminiz konuşulmaya başlandı. Kararın bu hafta size de ibraz edileceğini duyduk, hayırlı olsun zaten hiç de yabancı değilsiniz bu göreve değil mi?
Sayın Süleyman GÖKTAŞ, Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığı için tüm gücünüzle bastırdığınızı öğrendik. Hoş bu makamın sahibi aşağı yukarı belli ama yine de siyasette hur türlü sürprize açık olmak değil mi? Hayırlısıysa olsun deriz…
Sayın Ali YAMAN, çok başarılı ve bunu kanıtlamış bir müdür olarak artık sizin de bakanlıkta üst düzey makama getirilmeniz an meselesi diyorlar. Özellikle de Değirmenlik Lisesi’ndeki başarılı yönetiminiz herkesin dilinde, hadi bakalım hayırlısı…
Sayın Hasan BAŞOĞLU, Maliye Bakanı olarak basına yaptığınız ilk açıklamada denk bütçeden bahsetmek biraz taktik hatası gibi geldi bize! Zira bazı iş adamları okuyunca çileden çıktı ve dün gün boyunca telefonlar işledi. Allah sabırlar versin artık size…
Sayın Talip ATALAY, senelik izne giden cami imamı yerine kimsenin atanmaması ve namazları sıradan vatandaşın kıldırması tepki alıyor. Özellikle yaz aylarında bu konuya çok daha fazla hassasiyet göstermeniz bekleniyor…
Sayın Manolya HANSOY, iş ortağınız Nurcan Aydoğan ile birlikte KKTC’nin en büyük internetten satış şirketini kurduğunuzu memnuniyetle öğrendik.  Genç girişimciler olarak ve geleceği de iyi görerek doğru bir yatırım yaptınız, hayırlı işler dileriz.