Bu Ülke Hepimizin
Aslında yazımı yeni ekonomik praogramla ilgili yazmayı planlıyordum.
Ta ki Engelliler Federasyonu’nun düzenlediği basın toplantısına katılıncaya kadar...
Onlar anlattı biz dinledik, onlar anlattıkça boğazım düğümlendi, gözlerim nemlendi.
Üzüldüm bir kez daha isyan ettim içinde yaşadığım bu düzene...
Siyasetçilerden bahsetmiyorum bile ancak birey olarak da onlara ne kadar katkı koyduğumuzu, günlük telaş içinde boğulurken seslerini ne kadar duyurduğumuzu düşünmeye başladım.
3 Aralık on dokuz yıl önce “Dünya Engelliler Dayanışma Günü” olarak belirlendi.
O zamandan bu yana engelli insanların yerini başkaları alıyor ama sorunlar dimdik karşılarında durmaya devam ediyor.
Yaşadığınız yer KKTC olunca zaten çabanız sesinizi senede bir gün duyurmaya çalışmaktan öteye gidemiyor.
Pek çok konuda olduğu gibi engelliler için sorun çok, çözüm adresi ise yok.
Düzenlenen basın toplantısı sırasında Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk, Meclis’te bekleyen Dernekler Yasası’nın aciliyetini hatırlatırken, Meclis bir kez daha nisap sağlamayı başaramayarak dağılmıştı.
Onun ardından söz alan Ortopedikler Derneği Başakanı Sedat Hacımehmet ise belediyelere engelliler için yaşanabilecek çevre çağrısında bulunurken, Lefkoşa Türk Belediyesi çalışanları iş başı yapmak isteyenleri tartaklamakla meşguldu.
Kısaca hepimiz, bir şekilde deve kuşu gibi kafamızı kuma gömdüğümüz için etrafımızda yaşananlardan engellilerin, yoksulların, kadın veya çocukların sorunlarından, bize ihtiyaç duyan herkesten öyle uzak kalmıştık ki...
Yücetürk haklı bir talebini dile getiriyor.
Sorunlarına çözüm bulacak tek bir merci bile bulamayan engelliler adına bir sonraki seçimde milletvekili adayı olmaya hazırlanıyor.
Bana sorarsanız çok mantıklı.
Benim sesimi kim benden daha iyi duyurabilir ki...
Sesini duyurmak isteyen diğer gruplara da önemle duyrulur...