Bu işçilerin hakkını kim arayacak!

23 Mayıs 2016 tarihinde yazmıştık…
Kısa bir alıntı yapalım;
Serkan Kartal, Hüseyin Çelik, Mehmet Ölmez, Mehmet Göbekçi, Ali Turan, Mustafa Şen, Mehmet Yatar, Mehmet Usta ve Ünal Çatal…
Kim mi bunlar!
Mustafa Kahveci  Ltd.’de çalışan işçilerdi…
Şimdi başka bir şirkette çalışıyorlar.
Ama eski işyerlerinden 4 aylık alacaklarını neredeyse bir sene geçmesine rağmen alamadılar!
Bir çalışanın 4 ay çalıştığı halde maaşını alamamak ne demek sanırım herkes empati yaparsa bilecektir!
Bırakın alın terlerinin karşılığını almayı patron tarafından tehdit ile edilmişler…
Daha da kötüsü…
Nereye şikayet ettilerse sonuç alamamışlar!
TC Elçiliğine gitmişler…
Çalışma Bakanlığı ve Çalışma Dairesi’ne gitmişler dilekçe vermişler!
Ama nafile…
Kimsenin kendilerine sahip çıkmadığından muzdaripler!
Kira ödüyorlar, çocuk okutuyorlar, taksitleri var…
Kimsenin umurunda bile değiller!
KKTC’de dışarıdan gelip çalışmanın zorlukları bir yana alın teri ile çalıştıkları 4 ay gibi bir sürenin karşılığını alamıyorlar!..”
Ne yazık ki hala alamadılar sevgili okurlar…
Dün bana aynen şu ifadeyi kullandılar;
“Resmen bizimle dalga geçiyorlar!”
Peki bu arkadaşların eski patronlarından ne kadar alacakları var, onu da yazalım…
Serkan Kartal: 6.850 TL
Mehmet Ölmez: 6.733 TL
Hüseyin Çelik: 9.500 TL
Uğur Çelik: 3.500 TL
Ali Turan: 7.500 TL
Mehmet Yatar: 12.000 TL
Mehmet Ali Göbekçi: 10.000 TL
Enver Yıldız: 17.000 TL
Ünal Çatalbaş: 40.000 TL
Şimdi sözümüz ilk önce iş adamı Mustafa Kahveci’ye…
Bu insanları çalıştırdın, sonra battım deyip paranın üstüne yattın!
Çalışanların hiç biri de size hakkını helal etmiyor…
Etmez çünkü onlar gece gündüz demeden alın teri dökerek kazandılar bu parayı!
İki ay önce konuyu gündeme getirdiğimizde ortak dostlarımıza bu parayı ödeyeceğinizi söylediniz ama ödemediniz!
Çünkü bu arkadaşlar sizin için arkaları olmayan, dayıları bulunmayan gariban işçiler…
Sırf bu yüzden parayı ödemiyorsunuz ve bazı mekanlarda da ödemeyeceğini söylüyorsunuz!
Haklısınız çünkü onlar bu devlette çalıştıkları halde devletin adalet kılıcı onlar için çalışmıyor…
Ve Çalışma Bakanlığı yetkililerine…
Alın terleri ile kazandıkları paraların üzerine oturuluyor ama kılınız bile kıpırdamıyor!
Battım diyen adam maşallah hiç de batmış gibi değil, harıl harıl çalışıyor…
Bu arkadaşın tepesine binmek için daha neyi bekliyorsunuz ki!
Yanında çalıştırdığı insanlara olan borçlarını ödemekten kaçınan bir iş adamı var ortada peki siz neye yarıyorsunuz!
Yukarılardan bir telefon gelmedi diye mi bu sessizlik…
Adam katran almaya para buluyor ama geçmişte çalıştırdığı işçinin maaşını ödemek için bulamıyor!
Ve Sayın Büyükelçi Derya Kanbay,
İşçileri çalıştırıp battım diye 6 aydır paralarını ödemeyen bu işletme şu anda Türkiye’nin paralarıyla Tatlısu’da yol yapıyor, parasını da kapıyor!
Sizin bilginiz var mı bilemem ama durumu defalarca elçiliğe bildirdikleri halde bir sonuca ulaşamamışlar…
Bu uyanık iş adamına istihakları günü gününe ödeniyor ama nafile!
Çünkü onlar için biri gider diğeri gelir ve ensesine binecek adam çok…
Günahtır ayıptır!
KKTC devletinde çalıştıkları halde devlet onları korumamakta, haklarını savunmamaktadır…
Ve hala sizler de sessiz kalarak bu suça ortak olmaktasınız!
 
 
Demokrasi ve idam!
 
Olay kalkışma filan değil…
Resmen çok ciddi bir askeri darbe girişimiydi!
Akşamın 10’unda değil de sabahın 3’ünde olsaydı durum çok farklı olabilir çok daha fazla kan dökülebilir ve acımız bir o kadar katmerlenirdi…
Şükürler olsun ordu içinde temiz kalanlar da vardı, sonra buna halk destek verdi, daha sonra siyasi partiler tek yürek oldu ve hasar en aza indirildi!
Darbe yapmak isteyenler demokrasi düşmanlarıydı…
Halkın iradesini hiçe sayıp kendi iradelerini ortaya koyup demokrasiyi katledeceklerdi!
Şimdi son iki gündür idam cezasının geri getirilmesi tartışmaları yaşanıyor…
Halkın nabzı tutuluyor aslında!
Hükümet diğer partilerle görüşüp daha geniş bir yelpazeye taşıyacak idama dönüşü…
Olacak gibi değil!
Demokrasi savaşımının verildiği bir süreçte idamı gündeme getirmeye çalışmak hiç de samimi olmaz…
İdam bizi ancak 30 sene öncesine götürür başka bir işe yaramaz!
 
 
“Geriye ne kaldı!”
 
 
“Ne söylenir ne yazılır bilemiyorum.. Türkiye'de olup bitenler çok tehlikeli.. Hiçbir şey bitmiş değil.. Dünyanın en güçlü 2.ordusuna sahip ülkeden geriye ne kaldı..Tehlikeli senaryonun "darbe" birinci ayağıydı..Arkasından "suikastlar" gelecekti.. Kaç cephede savaş var..Düşman kim? Kim ulusunu koruyor kim ihanet ediyor? Darbe yapanların emrinde öldürülen "er" ler şehit statüsünde neden değil.. O masum çocuklar bu vatan nöbetinde şehit oldular.. İki gündür şehit gençlerin hikayeleri içimde ne dalak bıraktı ne yürek..Oralarda olmasak da içimiz alev alev..Allah annelerine babalarına sabır versin. Ateş düştüğü yeri yaktı yine.. Cumhurbaşkanı Erdoğan hala "meydanları boş bırakmayın" diyor.. Bende soruyorum Neden? Gövde gösterisi mi? Başka tehlikeler mi var? Her şey toz duman ve sisli.. Tam da kurtların sevdiği hava bu..Türkiye'de neler oluyor çok iyi okumak lazım.. Her şeyin olup bittiği rehavetine kapılmayalım.. Çok üzgünüm çok tedirginim...”
 
(Dilek KIRICI)
 
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Ersan SANER, 9 işçi 6 ay önce ayrıldıkları şirketten hala alacaklarını tahsil edemediler. Çalışma Dairesi’ne gidip hep elleri boş dönüyorlar. Bu devlet onlara sahip çıkmazsa hangi devlet çıkacak ki! Lütfen konuyu gündeminize alınız!
Sayın Derya KANBAY, uyanık iş adamı TC yardımlarıyla yapılan inşaatlardan parayı götürüyor ama yanında çalıştırdığı işçisinin parasını ödemekten sürekli kaçınıyor. Sanırız bu işe siz el atmazsınız haklarını hiçbir zaman alamayacaklar gibi gözüküyor!
Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, İstanbul’da Askeri Kuleli Lisesi’nde okuyan Kıbrıslı Türk öğrenciler için bakanlık olarak devreye girmeniz ve aileleri sürekli bilgilendirmeniz bekleniyor.
Sayın Mustafa NAİMOĞULLARI, Hayvancılar Birliği camiasında bugün yapılacak olan eylemde gözü kararan çok sayıda üyeniz olacak. Ciddi olaylar yaşanmaması için önleminizi erken almanız isteniyor. Allah korusun kimsenin başına bir şey gelmesin!
Sayın Ersin TATAR, 13. Maaşların ödenmesinde sıkıntı yaşanabileceği yönündeki açıklamanız partinizin üst kademesini çileden çıkardı. Yani sizinki de büyük cesaret doğrusu, hem de iktidar vekili olarak!
Sayın Fevzi TANPINAR, yarın akşam yapılacak olan Şafak Nöbeti etkinliğinin eğlence ve müzik bölümünün kaldırılması yönünde çok sayıda mesaj geliyor. Sanırız da bu süreçte en doğrusu bu olacak değil mi!
Sayın Hasan ERÇAKICA, Rahmetli Erol Olçak malum KKTC’de çok kişi ile dostluk kurmuş ve kendini sevdirmişti ama sizinle olan dostluğu da çok ayrı ve özeldi. Başınız sağ olsun diyoruz… İki günlük dünya dedikleri bu olsa gerek değil mi!
Sayın Serdar DENKTAŞ, Kıb-Tek’te UBP ve DP’li yönetim kurulu üyeleri arasında ciddi bir huzursuzluk yaşandığı yönünde ihbarlar alıyoruz. Çalışanlar arasında da büyük huzursuzluk var diyorlar haberiniz olsun!
Sayın Özden KESER, Çalışma Bakanlığı Özel kalem Müdürü olarak hakkınızda bazı şikayetler yapılmaya başlandı. İhtiyat sandığı çekleri konusunda sizin ile bir görüşmekte yarar görüyoruz. Bilirsiniz sinek küçüktür ama…
Sayın Nidai GÜNGÖRDÜ, Girne Belediyesi olarak Meksika’da yapacağınız etkinliklerin epey tuzluya mal olacağından dolayı bazı belediye meclis üyelerinde sıkıntı yarattı diye duyduk. Ayrıca orada neyi nasıl tanıtacaksınız tartışma konusu olmuş!
Sayın Emine DİZDARLI, Girne Kapısı’ndaki yeni binanıza taşınmış ve yerleşmeye çalışıyormuşsunuz. O binanın yağmurlu havalarda epey sıkıntı yaşadığını biliyorsunuz değil mi? Bolca şemsiye almanızı tavsiye ediyoruz…
Sayın Eray GÖKSAY, DP parti meclisinin İskele üyesi olarak istifa kararı aldığınız söyleniyor. Konudan parti kurmaylarını haberi var mı yoksa artık tamamen çileden çıktınız mı! O zaman yolunuz açık olsun!
Sayın Tuluy KALYONCU, Kıb-Tek’te son iki haftadır bir huzursuzluk yaşandığı söyleniyor. Bu arada Dikmen Santralı da yakında satışa çıkarılacak diye duyduk. Konuyu geç olmadan kurcalamakta fayda var!
Sayın Ahmet ÖZDEŞ, sizin hastanede çalışan bazı hekimlerin hastaneye ait aletleri kendi kliniklerinde kullandıklarına dair ihbarlar geliyor. Bazı yüzsüzler ise uzun süre aletleri kendi kliniklerinde tutuyormuş, haberiniz olsun!
Sayın Emine SÜTÇÜ, oğlunuza İskele’de öyle bir düğün yaptınız ki uzun yıllar dillerden düşmeyecek gibi gözüküyor. Genç çifti kutlar bir ömür boyu aynı yastıkta kocamalarını dileriz. Şimdi sıra torunlarda değil mi…