Bu gün günlerden 21 Aralık....

Ne yazıktır ki,o günlerin kaç ocak yıktığını,kaç tane gepegenç Kıbrıslı Türkün acımasızca katledildiğini ,çoluk,çocuk demeden kaçlarca insanımızın  hunharca öldürüldüğünü genç nesle aktarma misyonumuzu yerine getirememiş olmanın pişmanlık duygusuyla yanıp kahroluyorum..
Bu günleri birebir yaşamış insanlarımız,"çirkefe taş atma üstüne sıçrar"  anlayışından hareketle ,giderek  bir suskunluk içerisinde konuşmamayı,yazmamayı ve de anlatmamayı yeğlemiştirler.
Bazı beyni yıkanmışlar ise sabırla o günlerin acısını ve gerçeklerini yaşamış neslin giderek tarihin sayfalarına gömülmesini bir yandan sabırla beklerlerken,diğer yandan,arkadan gelmekte olan genç neslin bunlardan bi haber büyümesini sağlamak adına yaşanan o  korkunç günleri  Eğitim müfredatından ve dolayısıyle,okul kitaplarından bile silmeye çalışmış ve hatta bunu büyük ölçüde başarmışlardır.
Bu gün bu gerçekleri yeni nesillere aktarmak misyonunun doğal olarak kendilerinde olduğunu bilen derneklertimizin duyurabildikleri tek şey,bir bir yitirdiğimiz  o günlerin kahramanlarının vefat ilanları olduğunu bizler içimiz sızlayarak.bazıları ise el ovuşturarak karşılamaktadır.
TSK'lerine,Mücahitlere hakarethamiz sözlerin büyük bir pervasızlık içerisinde yapılıyor oluşunun en büyük nedeni ise işte bu meydanı yavaş yavaş bu türden değer ve kadir bilmezlere terketme anlayışından kaynaklanmaktadır.
 Bu gidişle 20-30 yıl sonra o günleri yaşamış olanların hiç birisinin hayatta olamayacağı düşüncesinden hareketle,ulusal davayı,milliyetçiliği,vatanı ve bayrağı savunmakta olan bu günün derneklerinin kullanımında bulunan binaların ne amaçlarlarla ,kimler tarafından kullanılabileceğini şöyle bir düşündüğümde çok acı  geliyor bana..
TBK Gaziler Derneği Genel Başkanlığı yaptığım yıllarda bu tehlikeyi sezmiş ve Türkiye'deki Kuvvet komutranlarına yaptığım ziyaretlerde  onlardan KıbrısTaki gençlerden gruplar oluşturarak sık sık gezi programı uygulamalarımıza katkıda bulunmaları ricasında bulunmuştum. Ve bu ricam çok büyük bir heyecanla karşılanmış hemen organizasyonlara başlayabileceğimiz konusunda sözler de almıştım.Ayrıca Ülke içinde günümüzde hala sağ olan o günü yaşamış kişilerin okullara, ve alaylara misafir olarak davet edilmelerini ve yaşananları anlatmaları yolunda da girişimlerde bulunmuştum. Tabii bütün bu çalışmalarım başkanlık görevimin sona ermesiyle birlikte yerinde saymaya mahkum edilmişti.
Bu gün hala daha bunun için çok ta geç kalınmamış olduğunu düşünerek mevcut başkanlarımıza bu konuda çalışma başlatmaları çağrısını yapmayı da  bir Gazi olarak boynumun borcu olarak görüyorum.
Bu türden derneklerimizin görevlerinin  yanlızca böylesi günlerde  iki üç paragraftan ibaret yazılı açıklamalarının bizleri hangi noktaya götürdüğünü görerek  adımlar atmaları da onların boynunun borcu olmalıdır.
Ayrıca yine bu türden derneklerimizin  yöneticilerinin başta kendi çocukları olmak üzere diğer tüm gençlerin  üye olabilmelerinin  önüde derhal açılmalı ve onları özendirme gayreti içerisine girmelidirler..
UNUTULMAMASI GEREKEN ŞEY ŞUDUR:
 "ÇOCUĞUNUZLA SİZLER KONUŞUN..YOKSA  ELBETTE Kİ BAŞKALARI KONUŞUR "