Ne artması kardeşim ya? Aile mahkemelerinin önü ana baba günü. Sanırsınız TC 14. Maaşları dağıtıyor.Biraz yaklaşınca gördüğünüz manzara ise ,kimisi ağlamaklı,kimisi aşırı bir özgüvenli,kimisi Mağosa açıklarında gemileri batmış gibi düşünceli çiftlerin asık suratları olur...
Geçenlerde bir kanalda.bu konuda yapılan on milyonuncu programı izledik..Tanrım yaa dedim içimden. Ne kadar da doğal bişeymiş ya bu boşanmak.Yürüyün gençler mahkemeye..Mademki bu pozisyonlar var evliliğinizde bir saniye bile durmayın...
Elbette çocuklarımız ailelerinden,en çok ta anne babalarından gördükleri bir evliliğin ya ta kendisi gibi,ya da tam tersi bir ev vaziyeti beklentisi içerisinde olurlar hep..Yani masallardaki hayaller ya da allah vermesin ama hayal kırıklıkları,hüsranlar.kurulan o pespembe hayallerin gerçek yüzleri.
Mesela kimi kızlarımız elbette içinde kırmızı bir gül de barındıran bir kahvaltı tepsisini,şevkatli bir öpücük sonrası kucağında görme beklentisi içerisinde olur o pembe dünyada..Ya da mutfağa girdiğinde bulaşıkları,çamaşır odasına girdiğinde çamaşırları yıkanmış olarak bulma hayalleri içerisinde olacaktır. Kimbilir belkide daha büyük bir pembelik .Yani kocaman bir kırmızıkurdeleyle fiyonklanmış ve kapının önünde park edilmiş, üstü açık kırmızı bir BMW yi evlilik yıldönümü hediyesi olarak sevinç çığlıkları içerisinde kocasınıöpücüklere boğarken hayal etmiştir kendisini..
Ama gelin görünki bu hayallerin çoğunu,hep ileriki yıllara ertelemek zorunda kalırlar. En azından istisnalar hariç bir çoğu bir 150 sene filan.
Hele erkekler.....Neredeyse yemeklerini çiğneyerek yavrularını bu türden besleme alışkanlıklarına sokan melek annelerimiz yüzünden göğsündeki yemek önlüğünün üzerinde "beni öp" yazan önlükleriyle masanın başında mama beklentisi içerisinde olurlar.Giysi dolaplarını açtığında bütün elbiselerini , yıkanmış,ütülenmiş olarak asılı bulmayı hayal etmişlerdir,çünkü öyle görmüşlerdir kendi annelerinden.....
Bir de evlilik öncesi bol bol yaşanılan o romantik anların beklentisi vardır ki,işte en berbat hayal kırıklıkları da burada yaşanır. Nerdedir o güzelim aşk dolu sözcükler,iltifatlar, baba parası ile alınan hediyeler,öpücükler filan..Hepsi gitmişyerlerini,yüzgözlüklerle dolu cümlelere terk etmişlerdir..
Asıl mesele de çocukken evlerinde gördükleri o bereketli masaların kurulamamasıdır.Hazır değildir çünkü...Artık çalışmak,ter döküp kazanmak gerekmektedir.Nerdedir o Adidas,Nıke markalar, en kralından etekler,pantolanlar,ayakkabılar vs.ler....Hele birde şıppadanak 2 çocuk ettilermi,kendilerine mendil bile alamaz hale düşerler..Çocuğun sütü,maması ve hatta çok pahalı olan içine ettikleri o hazır alt bezleri derken,bırakın marka giyinmeyi üzerlerine sıradan bir T short bile alamaz hale gelirler. Sonra?...Gelsin kavgalar,kapı çarpmalar,çığlık çığlığa bağırıp çağırmalar.
Sabredebilenler,tüm bunlara katlanabilenler, ha bir de gerçekten birbirlerini çok sevenler cicim aylarından sonraki dönemi zor da olsa atlatmayı başarır ,ileriki yıllarda "Bir yastıkta 50 yıl" programlarına davet edilip sunucunun şaşkınlık içeren faltaşı gibi gözlerle sorduğu "Yaww nasıl becerdiniz" sorusuna gururla cevaplar yağdırırlar...Dikkat edin bakın genelde ilk verdikleri nasihatte "Herşeyin başı,karşılıklı sevgi ve saygıdır" olur..
Neyse...Buraya çok şey yazılabilir aslında ama ben öncelikle şunu söylemek isterimki bu işin günahıda,sevabıda bizlm, yani anne ve babalarındır..
-Seviyorum baba..Ölüyorum yahu ......diyen evlatlarımızıevlilik yolunda hazır olup olmadığına bakmaksızın acele nişanlayıp,onlara çok büyük özgürlükler de tanıyarak her türlü yolu açan evebeynler,günü gelince mahkeme kapılarında buluyorlar kendilerini. Hemde artık 2 düşman aile olarak...
Yazık...Milletin en küçük topluluğu olan aile kavramı konusunda yapılan yanlışların .bu yanlışlarıyapmayanları da etkilediği şüphesizken,en dikkat edilesi bu durumda ilk başlardan atılacak adımların çok önemli olduğunu öğrenmemiz gerek..Evet belkide tüm ileri görüşlerimizle "Bu evlilik olamaz " derken çocuklarımıza biraz acımasız gelebiliriz. Ama büyük hesaplar yapmayı becerebilirsek Aile Mahkemeleri Yargıç ve Avukatları,Mahkeme koridorlarında bütün gün tavla oynarlar..
Keşke öyle olsa değilmi?