Biz ne zaman patlarız?


Türkiye’de yaşanmakta olanlara baktıkça bizim toplumun ne zaman patlayacağını düşünmeye başladım. Her seçim sonrası tepeden inme kararlarla ülkeyi sorgusuz sualsiz yöneten seçilmiş siyasilerin iktidarda iken yaptıkları çok mu demokratiktir?

Hangi birini sayayım: Devlet kapitalizmine yurttaşı köle eden iktidar partileri yollara diktikleri hız kameraları ile devlet şiddeti uygulayarak vatandaşın cebine zorla dalıverdi. Yeni elektrik santrali kurup, yurttaşa hiçbir açıklama yapılmadan “santral katkısı” bindirilen elektrik faturalarını ödedi bu halk. Yurttaşa sorulmadan, danışılmadan kararlar alan hükümetler, devlet faşizminin koruduğu haşin otoritelerine boyun eğen vatandaşa bedel üzerine bedel ödettirdi. Hem belediyeye hem Elektrik Kurumu’na aynı vergiyi iki kere ödemeyi kanıksayabilmiş bir halk iktidara gelen zorbalara ne zaman ses çıkarır?

Ben yaparım olur zihniyeti ile hareket eden, iktidara gelir gelmez KKTC’yi değil de Çin’i yönetenleri çağrıştıracak denli büyük otorite abidesi kesilen siyasetçilerden ne zaman hesap sorar bu halk? Ne zaman parkına, ağacına, denizine sahip çıkar bu toplum? İktidara gelen patronaj partilerine, yurttaşa rağmen, doğrudan yurttaşı ilgilendiren kararlar alamayacaklarını hangi güzel günde haykıracaktır insanlarımız? Daha ne kadar sabır çekecektir bu toplum? Devlet erkine sığınıp büyük bakan olduğunu sananları hizaya getirmesi için daha kaç yıl geçirmesi gerekir halkımızın?

Yurttaşın boğazına yapışan devlet oligarşisini ve patronajı yıkmak için merhum Denktaş’ın “sinek” diye hor gördüklerinin Kuğulu Park’ta direnişe geçmesini mi beklemek gerek? Hele erken seçim ola, yeni iktidar belli ola; eskisi gibi rahat at koşturamayacak devletin erkini eline alıp yurttaşın sırtına sopayla vuranlar… Devlet kapitalizmi ve devletin baskı aygıtları sayesinde kendini bulunmaz hint kumaşına bürünmüş padişah yerine koyanları yerlerinde rahat bırakmayacağız. Seçmeni ikna etmeden, tepeden indirecekleri icraatları onaylamayacağız.

Gezi Parkı Direnişi’nin kılıcı kafanızın üzerinde gezinecek her an. Devleti yurttaşa rağmen, yurttaşı karşınıza alarak yönetemeyeceğinizi anlamanız için benzerini yaşamanız lazımsa, o da olacak. Sizde bu baskı devam ettikçe, yurttaş da bu sabırla size katlandıkça bir gün patlayacak ve Gezi’nin Kıbrıs’taki adı Kuğulu olacak. Ben diyeyim 2 sene siz deyin 3 sene… Bizi de bir Kuğulu Park Direnişi paklayacak. Hepsine karşı, tek ve tok ses çıkacak meydandan: Hepinizi gördük, hiçbirinizi istemiyoruz!

Ne deriz hep: Türkiye hapşırırsa biz hasta oluruz… Türkiye ayaklanırsa ya biz ne yaparız? Devrim yaparız devrim! Siz hala sıradan bir siyasetçi, patronajın siyasetçisi; köhne devlet kapitalizminin bekçisi mi olmak istiyorsunuz, yandınız...

Gördük, geçirdik, akıllandık. Bu sefer dışarıdan desteksiz; Amerikan, İngiliz elçilerinin meydanlarda cirit atmasına zinhar iznimiz olmayacak üstelik!