Bir gardiyanın not defterinden (1)

30 yıllık meslek hayatım boyunca iki kez girdim Merkezi Cezaevi’nin içinden…
Bir çoğunun sadece film ya da televizyon dizilerinde görebileceği mahkum koğuşlarını gezdim onlarla sohbet ettim, yaşadıkları çok da güzel olmayan ortamları gördüm…
Hepsinin ayrı bir hayat hikayesi vardı…
Kimi bilerek suç işlemiş, kimi suç işlemek zorunda kalmış kimi de halen yargı aşamasında olduğu için ümitli bir bekleyiş içindeydi!
Ama işte o cezaevinin içinde sadece mahkumlar değil gardiyanlar da vardı…
Zor ve olumsuz şartlarda çalışan aslında sizden bizden biri olan gardiyanlar!
Bunu meslek edinmiş ev geçindiren, emeklilik hayal eden gardiyanlar…
Şu anda elimde 10 tane ajandadan oluşan mesleki anılar var…
2 ay kadar önce ulaştı elime…
Zaman buldukça büyük bir titizlikle ve güzel el yazısıyla yazılmış anıları okudum, zaman zaman güldüm zaman zaman da dehşete düştüm!
Bunları size fırsat buldukça bu sayfada paylaşıp içeride yaşanan ilginç olayları sizin de öğrenmenizden başka bir amacım yok!
Tabi bir de şimdiye kadar devletin buraya yeteri kadar göstermediğini, ilgisizliğini bir kez daha gündeme getirmek amacım…
İçerideki ve dışarıdaki hayatın bambaşka olduğunu da herkes öğrensin diye!
Devletin ilgili makamları bunları dikkate alırsa ne ala…
Önce bu notların sahibi gardiyanın 8 Ocak 2000 tarihinde yazdığı bir yorum, bakış açısı nedeniyle çok önemli;
“Burası Kıbrıs’ın Merkezi ve tek cezaevidir…
Başımıza idareci olarak getirilen tüm rütbeli yöneticiler bu mevkilerin adamı değildir!
Hepsi birbirinden korkak olduğu için de mahkumlar tarafından korkutuluyorlar…
Bu tür görevlere mizacı sert adamlar getirilmeli!
Bu cezaevinden mahkum, Ulu önder Atatürk’ün dediği gibi ulusuna yararlı bir vatandaşlar olarak değil de, ‘zaten cezaevinde istediğimiz gibi yaşıyoruz, içeride sıkıntı, dert, tasa, ceza yok, dışarı çıktığımızda veya cezaevinde başka bir suç planı yaparım, ya başarırım veya başaramazsam bile önemli değil, cezaevine dinlenmeye giderim’ diye düşünüyorlar…”
20 Şubat 2008…
“Güzelyurt’ta bulunan bazı şahıslar C.Ü’ye getirmek maksadıyla portakalı oyarak içerisine 90 adet roj hap yerleştirildi.
Nizamiyeden geçiş sırasında yapılan yoklamada içinde hap olan portakallar tespit edilmiştir…
Bu haplar C. Ve N.Ü.’ye gelmişlerdi ama her zamanki gibi yine kurban bulundu ve suç M.Ö. adlı şahısa yüklendi!
Yine bugün çıkan gazete yazısında 25 adet hap bulunduğu bildirildi…
Peki diğer haplar nereye gitti?
Bu C.Ü’nün ne ilk ne de son olayı ama inatla hiçbir cezai müeyyide uygulanmıyor!
Buraya cezaevi dışında başka bir isim verilmeli…
Ama ne?..
30 Nisan 2008…
“Karakol görevlisi H.H. karakol görevindeyken ve görevini başarılı bir şekilde uygularken her zamanki gibi mahkum Y.O., A.Y., M.K tarafından tehdit edildi.
Tabi bunun karşılığı olarak cezaevi yetkilileri bu olayın karşısında her zamanki gibi yine bir şey yapmadılar…”
1 Mayıs 2008…
“Cezaevi her gün kötüye gidiyor ve bu kötü gidişe dur diyen olmuyor…
Tabi ki bu olayları körükleyen ve dur demeyen ilk etapta İçişleri bakanlığı ve Müsteşarımız A.A beydir.
Çevik birliğin cezaevine gelip görevlerini yaptıktan sonra mahkumlara karşı çok toleranslı davranmaya başlamış, o gün bugündür tolerans devam etmektedir.
Artık öyle bir duruma geldik ki mahkumlar cezaevini yönetecek seviyeye kadar geldiler…”
19 Mayıs 2008…
“Yine kötü bir gün yaşandı…
Zaten hiçbir zaman iyi bir şeyler yazamayacağım ya!
Kulede nöbet tutan O.K ve yeni binada bulunan H.Ş. adlı iki gardiyanın başlarına gelen kötü bir olay;
Yeni bina 3’de bulunan E.O ve ekibinin topu dışarıya kaçmış. Beyefendiler topu istemek için ilk önce kulede bulunan O.K’yı taşladılar.
Ne topları dışarı çıktı ne de topları onlara anında geri verilmedi!
Daha sonra da topu onlara vermeye giden gardiyan H.Ş’ye ‘lan şerefsiz topu niye zamanında atmadın’ diye hitap ettiler!
İfadeleri yazılıp verildi…
Ne bakanlık ne idare ne de vardiya subayları olaylara bir tepki gösteriyor, ne yapacağız artık bilemiyoruz…”
 

MESAJ KUTUSU
 
Sayın Meltem Onursal SAMANİ, azı basın mensubu arkadaşlar mesaj göndermiş kendilerine karşı kaba konuştuğunuzdan şikayet ediyorlar! O makam biraz daha hoşgörü ve kibarlığı da gerektirmez mi!
Sayın Kemal DÜRÜST, Doğa Koleji’nin başka bir öğretim kurumuna devri konusunda her kafadan bir ses çıkıyor ama henüz bakanlıktan bir açıklama çıkmadı! Kamuoyu detaylı bir açıklama bekliyor!
Sayın Tahsin ERTUĞRULOĞLU, siz hastaneye yattıktan sonra Bakanlar Kurulu toplantılarında çeşitli tatsızlıklar yaşandığından şikayetler geliyor. Bu arada yakında makama döneceğinizi de memnuniyetle öğrendik. Büyük geçmiş olsun…
Sayın Mustafa AKINCI, dün sabah sizin onurunuza bir ciğer partisi verildi ama iştirak etmediniz! Bazı arkadaşlar söz verdiğiniz halde katılmayınca epey bozuldu ve eleştiri aldınız, haberiniz olsun istedik!
Sayın Sunat ATUN, ülke genelinde yenin sanayi bölgeleri yapmak için girişim başlattığınızı duyduk. Bu konuda büyük bir ihtiyaç var, yeter ki buraları eşe dosta ve partiliye değil gerçekten ihtiyacı olanlara verilsin…
Sayın Ali BİZDEN, Cumhurbaşkanlığı basın danışmanlığınızın kısa bir süre sonra resmiyet kazanacağını öğrendik. Şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun! İçeriden birkaç kişi rahatsız oldu ama zamanla alışacaklar artık değil mi!
Sayın Mehmet Ali YÜKSELEN, LAÜ’ye istihdam yapılması için üzerinizde büyük bir baskı kurulduğunu öğrendik. Umarız siyasilere elinizi kaptırmazsınız1 Zira sonra kolunuzu da isteyebilirler!
Sayın Asım AKANSOY, fiyatlar düştüğü halde beyaz kimliğe fazla rağbet olmayınca sıkıntıdan puroya başladığınız söyleniyor! Bağımlılık yaptığını biliyorsunuz değil mi! Aman dikkat!
Sayın Mehmet Ali TALAT, DAÜ’ye yapılan keyfi istihdamlar konusunda operasyon başlattığınızı öğrendik. Halen devam ediyorlar ve partizanlık yine hat safhada! Elinizi çabuk tutmakta yarar görüyoruz!
Sayın Suphi COŞKUN, bölge halkından okul müdürü konusunda şikayetler gelmeye devam ediyor! Kızgın veliler her an okulu basacaklarını belirten mesajlar gönderiyor. Bilginiz olsun istedik…
Sayın Feride YILDIRIMER, UBP ile el sıkışıp çok yakında aktif görevler üstleneceğinizi söylüyorlar. Bu konuda hafta sonu ofiste epey ciddi bir çalışma yapmışsınız. Bu arada milletvekili adayı olmayı da düşünüyor musunuz?
Sayın Nazmiye ÇELEBİ, bakanlık olarak genelde izinler konusunda arkanızda ciddi bir destek oluştu. Ama yine de bazı partililer görevden alınmanız için operasyonlara devam ediyor. Sağlam basın deriz!
Sayın Erkut ŞAHALİ, yalan beyan yapacak olanlara 5 yıla kadar men cezası kararınız genelde memnuniyet yarattı ama bunu ömür boyu men olarak değiştirmenizi isteyenler de epey fazla! Özellikle de memur olup da çiftçilik yapanlarda büyük şikayetler geliyor!
Sayın Arif Salih KIRDAĞ, KKTC’de hiçbir siyasetçi belgesel konusu olmayı başaramazken sizin bu konuda öncülük etmeniz hiç de azımsanacak bir olay değil! Özellikle de kürek eylemlerini hala kimse unutmadı değil mi!
Sayın Hayri ORÇAN, Nisan ayında Tatlısu’da yeni bir kültür festivaline imza atmaya hazırlandığınızı duyduk. Bölge insanının sesini Başkent’e duyurmak festivallerden geçiyor olsa gerek değil mi! Kolay gelsin…