Bilgi


Eğitim sistemimiz ile ilgili en sevdiğim hikayedir. Tüm lise hayatım matematik öğretmenlerimle kavga ederek geçti. Tek bir sorum vardı: “İntegral ne işe yarar ?”. Newton’dan beridir bilinen ve Leibniz tarafından tanımlanan bir yöntemi nasıl oluyor da 20. yy sonunda hala daha kavrayamıyordum. Öğretmenlerin cevabı basitti: “Zamanı gelince öğrenirsin”.
Evet öğrendim ama bir öğretmenden öğrenmedim. Kimya Mühendisi bir arkadaşımla, bir gitar numarası karşılığı bilgilerimizi değiş tokuş ederek öğrendim. Cevap çok basitti. Eğrilerin altında kalan alanı hesaplamaya yarıyordu.
Hayatta çok az şeyin doğrusal çizgilerle değiştiğini düşününce, bu derece önemli bir bilgiyi yirmili yaşlarımın ortasında edinmenin nasıl büyük bir eksik olduğunu anlatmama gerek yok sanırım. Her lise öğrencisinin başının belası olarak gördüğü, “bunu hayatta asla kullanmayacağım” dediği şey aslında gündelik hayatta her an karşımıza çıkan bir bilgiydi. Çeşmeyi açtığınızda, su artarak akmaya başlıyor, araba yolda giderek hızlanıyor, fren yaptığınızda kademeli olarak yavaşlıyordu.
Aydınlanma’nın önemli düşünürlerindendir Liebniz. Aydınlanmanın temel prensiplerinden biri de “utilité” denilen, kavramların araçsallaştırılmasıdır. Nasıl? Bir bilgi size, bir araç sunmalıdır. İşe yaramalıdır.
Şu meşhur, “Balık tutmayı öğrenmek” deyimindeki esas bilgi “balık”tır. Balığı tutmayı size öğretemezler, siz öğrenirsiniz. Esas mesele buradadır. Üniversite işte size bunu öğretir: Bilgiye ulaşmanın ve kullanmanın yöntemlerini öğrenirsiniz. Yoksa, bir anatomi atlasını açıp da ezberleyerek ameliyat yapamazsınız.
Batı Avrupa’yı tüm dünyadan ayıran ve dünyanın geri kalanının tarihinden koparan büyük kırılma işte buradadır. Bilginin kullanılma biçiminin değişmesi.
Peki bütün bunlar ne demek?
Bilmek, yönetmek demektir. Eğrinin altında kalacak alanı hesaplayabilmek, hatta bilginiz olmayan konuda doğru bilgiyi nasıl alabileceğinizi öğrenmek demektir.
Kıbrıstürk halkı, kendini yönetmek istiyor demiştik.
Bunu yapabilmenin tek bir yolu var, o da: “bilmek”.
Kendi gerçeğini doğru tahlil edip, doğru çözümler üretip, bu çözümün araçlarını üretmek.
Sıkışan parlamenter sistem, dağılmış bir ekonomi ve kimlik bunalımı yaşayan bir toplumun önünü açmanın tek yolu, bu bilginin vereceği özgüvendir.
Yeni meclisin ilk görevi bu bilginin üretilmesidir işte.
Nedir bu bilgi?
Yeni bir Anayasa, yeni bir siyasi partiler yasası, yeni bir seçim ve halkoylaması yasası ve ekonominin hızla girdiği kaydi ekonomi sarmalından çıkmayı sağlayacak Faiz yasası.
Zihniyet, örgütlenme, siyaset ve ekonomide yaratılacak bir değişim.