(B)ür(o)(k)rat

Kıbrıs Türk Federe Devleti yıllarında Cambridge mezunu Kıbrıs Türk bürokratlar, 3 dil bilen Kıbrıs Türk sekreterlerle çalışırlarmış. Cambridge mezunu oldunuz diye hemen mühim bir koltuğa da oturtmazlarmış sizi üstelik... Alt basamaklarda kazandığınız deneyime göre yükseltilirmişsiniz. Devlete ve devlet yönetimine, dolayısıyla insana verilen kıymet kısa sürmüş... Sene 1983’e geldiğinde hiçbir şey eskisi gibi değilmiş artık...
 
Zamane bürokratları koltuk sahibi olmak için çok başka özelliklere haiz olmalı. İktidara hangi hileli zarla kim gelecekse, zarın ne geleceğini öngören ve zara göre kılık değiştiren kemiksiz bürokratların tek meziyeti, etik değerleri tavada alelacele kızartmalarıdır. Talat dönemi Talatçı, Küçük dönemi Küçükçü olabilmek, doğasındaki mücadele geleneğini unutmuş kadıncıkların ve genel olarak erkeklerin saniyede ilkeleri tavada pişirecek el çabukluğuna sahip olması ile açıklanabilir. Midesiz ve ilkesiz yaşayan bürokrat topluluğunun değişik kurumları yönetebildiği bir ülkede, aman efendimci, her dönemin boynu bükük bürokratlarının ve kasaba politikacılarının yarattığı siyasi kültür patronaj rejiminin eseri.
 
Kıbrıs Türk Federe Devleti yıllarındaki siyasi kültür, kısa süreli de olsa Kıbrıs Cumhuriyeti’nde kazanılan devlet yönetme deneyiminin ürünüdür. KKTC’de devlet yönetmek el konulan mülk ve paranın oy karşılığı dağıtımına dayandığından oluşan siyasi kültür satıcı-alıcı, patron-müşteri ilişkileri üzerine oturmuştur. Patronun iktidardaki parti ve onların sağ kollarının kemiksiz bürokratlar, müşterilerinse yurttaşlar olduğu patronaj sistemi yıkılmadan yarattığı siyasal kültürün değişmesi mümkün olmayacaktır.     
 
Her yerinden ucuzluk akan çoğu bürokratın yapıp ettiklerini gözlemlerken, bu ülkenin yetiştirdiği, aklı ve ilkeleriyle büyük işler başarmış kadın ve erkeklerinin dışarından olan biteni nasıl eleştirdiklerine daha fazla tanık oluyorum her geçen gün... Sessizce izliyor, engin tecrübelerine sığınarak sabır çekiyorlar: Bu kadarını görmez olaydım der gibiler...
 
Altyapı değişmeden üstyapının değişmeyeceğini, ekonominin patronaj üzerine kurulduğu düzen yıkılmadan devletin yaydığı ideolojik kültürün her şekilde yoz kalacağını görebiliyorsak şayet ve patronajı yaratan siyasal partilerdeki çöküşü doğru değerlendirebiliyorsak, geleceğimizi kurtarmak adına umutla mücadele etmemiz için şartların oluştuğunu fark edebiliriz.
 
 
 
Gelinen noktanın vahameti hiçbir şekilde köşelerimize çekilmemize neden olmamalı. Kendine güvenenler artık yola çıkmalı. Sırf bu çirkef ortamda nefes alabilmenin yollarını bulmak ve adilikle mesafe kattettiğini sananların önüne dikilmek gerektiği için... Hangi kurumun başına getirildilerse bu (b)ür(o)(k)rat parçaları, kimin önünde ceket iliklediklerini hatırlatmak gerektiği için...