Arıklı’yı asalım, hemen, şimdi!..

Biz de Türkiye basınından öğreniyoruz…

Batan gemi denizler için değil göllerde kullanılsın diye üretilmiş!

En kritik soru burada yatıyor…

Bu teknik bilgi doğru mudur?

Doğruysa vay halimize…

Soruşturma çok daha geniş bir alana yayılmalıdır!

Sadece, kaptan ve mürettebat değil bu geminin sefer yapmasında imza ve kararı olan herkes, ama herkes yargılanmak üzere adalet önünde hesap vermek zorundadır…

Ne yazıktır ki son iki gündür bilgi kirliliği yaşıyoruz…

Sosyal medya, asıyor, kesiyor ve yargısız infaz ediyor!

Topun ucunda da yine Erhan Arıklı…

İstifa etsin demeyen neredeyse kimse yok!

Ama hakaret ve küfürler neyin nesi anlamak çok güç…

Kim bilir belki de en azından olay aydınlanıncaya kadar istifa da etmelidir!

Zaten kendi demiyor mu, kara kutu bulununca her şey aydınlığa kavuşacak diye…

Oysa herkes biliyor ki bizim kara kutuyu bulacak kadar bile teknik olanağımız yok!

Arıklı’nın aslında şunu yapması gerek…

Dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyerek hakkında yargılanma sürecinin başlatılmasına olanak sağlanmasını talep etmek!

Kendisi için en doğru yol budur!

Bir de gemi ortaklarından birisi partilisi çıktı ya…

Bu nedenle elbette soru işaretleri daha yoğunlaşıyor!

Perde gerisinde bir ahlaksızlık filan mı oldu?

Bir takım izinler verilirken dost-ahbap ilişkileri mi ön planda tutuldu?

Bunun için son karar yine yargı tarafından verilecektir…

Arıklı geçmişte yaşanan bir takım olaylar ve açıklamaları nedeniyle toplumun önemli bir kesimi, daha doğrusu kendi gibi düşünmeyenler tarafından istenmeyen adam ilan edilmişti şimdi bu baskılar daha da artarak devam edecek…

Ama en dikkat çekicisi de yargısız olarak infaz edilmesidir!

Kendisi hakkında öyle bir ön yargı oluşturuldu ki artık yargıya da gerek yok…

Hemen asalım kendisini!

Hem de şimdi…

Bunu en fazla söyleyenler ise ne yazık ki demokrasiden, haktan, hukuktan ve adaletten yana olduklarını söyleyenler!

Pardon iddia edenler…

Pes doğrusu!

Kafamıza takılanlar…

Diyorlar ki yolcuların çoğu can yeleklerini bile takamadılar!

Yeterli sayıda yelek yoktu diyenler de var…

O zaman durum çok daha vahimdir!

Sahi dedikleri gibi kaptan ve mürettebat herkesten önce kaçmış olabilir mi?

Öyleyse işte asıl asılacak, kesilecek olanlar ortadadır…

Facia sonrası akşam uçakla ülkeye dönüyoruz…

Kadın hostes her zaman olduğu gibi olası bir kaza sonrası cam yeleğinin nasıl kullanılacağını anlatıyor!

Aklımıza takılı veriyor…

Gerçekten koltuğumuzun altında can yeleği var mı?

Varsa en son ne zaman kontrol edildi?

Can yeleği şişmezse başka bir alternatif var mı?

Ne yazıktır ki canlar kaybolmuş, acılı aileler feryat ediyor…

Ama ahlaksızlık olmazsa olmaz!

Uçak bilet fiyatları bulutların da üstüne çıkmış…

Çukurova tek gidiş, 20 bin papel!

Bakan Ataoğlu feryat ediyor…

Böyle bir şey olamazmış, falan da filan!

Zira başka bir yaptırıl gücü yok…

Ahlaksızlık ortada, haksız kazanç ortada ama ilgili bakan şikayet etmekten başka bir şey yapmıyor, yapamıyor!

Biz nasıl bir devletiz diye soruyoruz sadece…

Başka da bir çaremiz yok çünkü!

MESAJ KUTUSU

Sayın Erhan ARIKLI, geçmişte yaşanan bir takım olaylar ve açıklamalarınız beklendiği gibi bir kez daha önünüze konuldu. Acaba diyoruz kendi isteğinizle dokunulmazlığınızı kaldırıp yargılanma isteseniz kamuoyunun tansiyonu biraz olsun düşer mi? Ailecek ve parti olarak düşünüp nihai bir karar üretmenizin tam zamanıdır…

Sayın Hakan DİNÇYÜREK, gemi faciasında işini kusursuz ve tam yapanlardan biri de Sağlık Bakanlığı oldu, tebrik ederiz. Bu arada bazı medya kuruluşları ısrarla sizden ölenlerin listesini istemiş vermeyince de eleştiri bombardımanına tutmuş diye duyduk. Şimdilik hepsini de Allaha havale ediyoruz…

Sayın Fırat GENCER, Girne Limanının müdavimlerinden birisi olarak tüm imkanlarınızla batan gemiye ulaşıp onlarca kişiyi tahliye etmeniz uzun yıllar konuşulacak kahramanlık hikayelerinden birisi olmaya adaydır, cesaretinizden dolayı tebrik ederiz. Umarız uyarılarınız bundan daha fazla dikkate alınır…

Sayın Fikri ATAOĞLU, yaşanan deniz faciasından sonra uçak bileti fiyatlarından sadece şikayetçi olmanız yeterli değildir. Zira ortada fahiş bir fiyat uygulaması varsa bunun bir cezası da olmalıdır. Henüz geç değil elbette yapabileceğiniz bir şeylerin olduğu inancını taşıyoruz…

Sayın Ramazan BİLGİN, batan geminin ortaklarından birisi olarak bu sıralar fazlasıyla başınızın ağrıyacağı kesin gibi gözüküyor. Bu arada olaydan sadece siz değil partiniz ve genel başkanınız da epey yara alacak, tam da seçimler öncesi çok da hoş olmadı değil mi? Bu süreçte yargı kararlarına inancımız tam olacaktır…

Sayın Mustafa ÖZ, batan geminin kaptanı olarak mahkemede vereceğiniz ifadeler başka felaketlerin yaşanmaması için büyük önem kazanıyor. Geçmişte patronlara defalarca uyarıda bulunduğunuz ama dikkate alınmadığınız iddia ediliyor, eğer doğruysa olayın boyutu çok daha büyük demektir, biraz cesaret lütfen…

Sayın Murat ŞENKUL, ulusal yas ve tüm uyarılarınıza rağmen akşam bazı eğlence mekanlarının ses yasağına uymadıkları yönünde yoğun şikayetler gelmeye başladı. Ekiplerinizi bu mekanlara yönlendirip gerekirse en ağır cezaları uygulamanız isteniyor, haberiniz olsun istedik.

Sayın Erşah Sabit YILMAZ, parti genel başkanınıza yapılan eleştiriler nedeniyle gösterdiğiniz tepki bir nebze anlaşılır olsa da bu durumlarda en doğrusu konuyu yargıya havale etmek olacaktır. Zaten Erhan başkan da kusurlu olması halinde istifa edeceğini duyurmuştur, biraz zamana bırakmak gerekir değil mi?