UKÜ öğrencisi Onur Çoban’ın ölümündeki ihmal
30 Kasım Cuma günü, kalp krizi sonucunda yaşamını yitirdiği düşünülen Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Mimarlık Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Onur Çoban’ın arkadaşları dün sabah bir araya gelerek, rektörlüğe yürüdüler. Arkadaşları, Onur’un içki içmediğini, herhangi bir ilaç, hap veya uyuşturucu kullanmadığını belirtiyor ve ‘seyrek de olsa sigara içerdi sadece’ diyor. Onur Çoban’ın Belediye Evleri’ndeki ev arkadaşı Ali Nazmi Gökbulut, Onur’un sağlığında, 1.98 boyunda, gayet zinde, hiçbir rahatsızlığı olmayan bir öğrenci olduğunu söylüyor.
‘Ambulans konteynerden çevrilme, içinde oksijen tüpü dışında hiçbir şey yoktu’
Arkadaşları Onur’un fakülte kantininde yere yığıldıktan sonra doktorun ve hemşirenin 10 dakika sonra, ambulansın ise 15 dakika içinde geldiğini anlatıyor. Onur’un yakın arkadaşlarından Ozan Şahan gelen ambulansın arkasında bulunan sedyenin bozuk olduğu için açılamadığını, bu nedenle Onur’u kollarında taşıyarak araca bindirdiklerini, ambulansın içinde oksijen tüpü ve oksijen maskesi dışında hiçbir teçhizat ve ilaç bulunmadığını vurguluyor.
Revir doktoru, pratisyen hekim Dr. Zaliha Köprülü’nün aynı zamanda anatomi derslerine girdiğini ifade eden Şahan, Dr. Köprülü’nün Onur’a bakmak için 10 dakika sonra gelmesinin arkadaşlarının hayatının yitirmesinde önemli bir etken olduğunu düşünüyor. Bir başka arkadaşı ise Onur’un vefat etmeden önce kasıldığını, nefes almakta gitgide zorlandığını, bir ara düzenli nefes almaya tekrar başladığını, fakat 10. dakikanın sonunda yüzünün morardığını aktarıyor. Gelen hemşirenin kalp masajı yapmak yerine önce Onur’un tansiyonuna bakmasını garipsediklerini söyleyen bir diğer öğrenci ise, Dr. Zaliha Köprülü’nün ambulansa bile binmediğini aktarıyor. Onur Çoban’ın acılı yeğeni ise otopsi sonuçlarına göre ailenin üniversiteye dava açmayı düşündüğünü açıklıyor.
Onur’a ilk müdahaleyi yapan hemşire: ‘7 dakika içinde oradaydım. Otopsiye göre ölüm nedeni, ani kalp durması’
Güç bela öğrencilere sora sora reviri buluyorum. Onur Çoban’a müdahale eden, orta yaşlarındaki hemşire ismini vermemekte ısrar ediyor. Dr. Zaliha Köprülü’nün ise üniversitede olmadığını söylüyor. Sorularım üzerine ismini açıklamayan hemşire, ‘Ben 10 dakika sonra değil, 7 dakika içinde hastanın yanındaydım. Yolda bir kız, gencin morardığını söyledi. Gittiğimde çocuğun kalbi zaten durmuştu. Nabzı yoktu. Kalp masajı yaptım, geri gelir gibi oldu ama gitti. Beyin ölümü başladığı için kasılıyordu. Doktor Hanım benim arkamdan revirden geldi, hastayı gördü ve hemen ‘hastaneye götürün’ dedi. Doktor ambulansa binmedi çünkü zaten hastanın ‘ex’ olduğunu biliyordu. Ben gene de yol boyunca kalp masajı yaptım ve sürekli oksijen verdim. Ambulansta oksijen tüpü dışında başka teçhizat var mıydı yok muydu, onu yönetimle görüşün. Zaten başka bir teçhizatın olmasına gerek de yoktu. Otopsiyi yapan doktor, kalbinin aniden durduğunu ve çocuğun ani kalp durması sonucunda yere düştüğünü söyledi bize. Ben daha fazla sorularınıza cevap vermek istemiyorum’ diyor.
Acil Tıp Uzmanı Dr. Şadiye Emircan: ‘Kalp krizlerinde ilk 4-6 dakikada müdahale yaşamsal’
Bir acil ambulansında bulunması gerekenleri, görüşünü aldığım Acil Tıp Uzmanı, 112 Acil Servis Hekimi, Dr. Şadiye Emircan şöyle sıralıyor: Defibrilatör (kalbi canlandırma teçhizatı), oksijen mekanizması, seyyar oksijen, puls oksimetre, laringoskop, entube tüpleri, glukometre, tansiyon aleti, kol ve bacak atelleri, boyunluk, ana sedye, kaşık sedye, ked yeleği, tahta sedye, ilaç çantası (acil ilaçların bulunduğu çanta), serumlar, doğum seti, yanık seti, sonda seti, aspiratör sistemi, seyyar ambu seti.
Dr. Şadiye Emircan bir üniversite revirinin kolay ulaşılır ve işaret levhaları ile yerinin kolay bulunur olması gerektiğini vurguluyor. Revirdeki hemşirelerin acil yardım eğitimi almış, sertifikalı hemşireler olması gerektiğine dikkat çeken Dr. Emircan, ideal bir revirin 24 saat açık olması gerektiğini kaydediyor.
Dr. Emircan: ‘Üniversite derhal 112 Acil’i arayarak, üniversiteye ambulans gönderilmesini talep etmeliydi’
Dr. Şadiye Emircan kalp krizlerinde ilk 4-6 dakikanın yaşamsal olduğunu, 4-6 dakika içinde kalp krizinin gerekli müdahalelerle hasarsız atlatılabileceğini, 6. dakikadan itibaren bazı hasarlarla hastanın kurtulabileceğini belirtiyor ancak 10. dakikadan sonra yapılan müdahalelerde hastayı kurtarmanın çok zor olduğunu açıklıyor. ‘Üniversite ambulansında yeterli teçhizat yoktuysa, okul yönetiminin derhal 112 Acil’i arayarak, üniversiteye ambulans gönderilmesini talep etmesi gerekliydi’ diyen Dr. Emircan, üniversitelerde seçilen çalışanlara ayrıca ilk yardım kursları düzenlenebileceğini sözlerine ekliyor.
UKÜ Rektörlüğü: ‘İhtiyaç görülmesi halinde basına sonra açıklama yapılacak’
Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Rektörlüğü ise sorularımı yanıtsız bırakarak, ‘ihtiyaç görülmesi halinde basına sonra açıklama yapılacağı’nı bildiriyor.
Ambulans kayıp!
Fotoğrafını çekmek için üniversitenin ambulansını arıyorum, fakat tüm arayışlarıma karşın üniversite içinde ambulansı bulamıyorum. Öğrenci arkadaşları Onur’un vefatının ardından, en son UKÜ otobüslerinin olduğu yerde ambulansı gördüklerini söyleyince, UKÜ Ulaşım Birimi Merkezi’ne gidiyorum. UKÜ Ulaşım Amiri İbrahim Küçükşener, ‘ambulansı bakıma gönderdik. Birkaç arızası vardı. Garajda bakım yapılıyor’ diyor. Garajın nerede olduğunu söylemekten kaçınıyor Küçükşener. Ambulansın üniversitenin Haspolat’taki garajında olabileceğine yönelik aldığım başka duyumları değerlendirerek, Levent Garajı’na gidiyorum. Levent Garajı’nda, UKÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Mete Boyacı’nın babası Özer Boyacı ile karşılaşıyorum ve kendisinden ambulansın orada da olmadığı bilgisini alıyorum. Ambulansın üniversite yönetimi tarafından incelemeye alındığı söylentileri dolaşsa da, bu incelemeyi neden polisin değil de üniversitenin yaptığına anlam veremiyorum.
Revir 3. katta, engellilere yönelik hiçbir kolaylık sağlanmamış
Bir üniversite düşünün ki konteynerden bozularak ambulansa çevrildiği iddia edilen üniversite ambulansında, bir acil ambulansında olması gereken hiçbir teçhizat yok. Üniversite revirinin kolay ulaşılır bir yerde konumlandırılması gerekirken UKÜ reviri, bulunduğu binanın 3. katında ve revire giden yol boyunca reviri gösteren herhangi bir işaret levhasına da rastlanmıyor. 3. kattaki reviri ancak sora sora bulabiliyorsunuz; üstelik revirde engelliler için herhangi bir kolaylık da sağlanmamış. Bir öğrenci ‘revirimiz engellileri yok sayan, engelli bir revir’ diyerek, tepkisini ortaya koyuyor. Revirin hemen altında ise kocaman bir bilardo salonu var. Ve oradaki gürültü olduğu gibi revirin bulunduğu kata yansıyor.
Revir 17:00’de kapanıyor
UKÜ’nün reviri saat 17:00’de kapanıyor ve acil durumlarda öğrenciler standart dışı bir ambulansla, yanlarına herhangi bir sağlık görevlisi verilmeden, refakatçi bir arkadaşları ile Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne götürülüyorlar. Daha önce ambulansla hastaneye giden iki öğrenci ambulansın içinde ilk yardım çantası dahi bulunmadığını, sadece bir oksijen tüpü olduğunu ısrarla vurguluyor. İki öğrenci geçen sene yurttan bir arkadaşlarının ambulansla hastaneye kaldırıldığını ve ambulansın içindeki oksijen tüpünün bile çalışmadığını iddia ediyor. 2009 yılında, UKÜ’de vefat eden Turgut Soykan Koyuncuoğlu’nun da benzeri ihmalkarlıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini savunuyor öğrenciler. Okulun tanıtımlarında 7 gün 24 saat sağlık hizmeti verildiğine yönelik reklamlar yapıldığını söyleyen öğrenciler, sağlık hizmeti almak için üniversiteye her sene peşinen, ‘sağlık harcı’ adı altında 50 Euro ödediklerini hatırlatıyor. Onur’un arkadaşları, 7.000 öğrencisi bulunan, 2.000 öğrencisinin yurtlarda kaldığı bir üniversitede revirin 17:00’den sonra kapanmasından, ambulansın donanımsız oluşundan ve revirde sadece bir doktor oluşundan şikayetçi.
Onur’un arkadaşları Türkiye’den yardım istiyor, KKTC Sağlık Bakanı Hasipoğlu’ndan henüz açıklama yok
Arkadaşları Onur Çoban için sosyal paylaşım sitelerinden de tepki gösteriyor. ‘uküdeonurçobancinayeti’ ismindeki twitter hesabından bir üniversiteli Türkiye Cumhurbaşkanı Gül’e ve Türkiye Başbakanı Erdoğan’a sesleniyor: ‘Bir vatandaşınız ihmal yüzünden vefat ettiyse icraata geçiniz lütfen’. Türkiye Sağlık Bakanı Akdağ’a da bir twit göndermiş aynı öğrenci:’ Sayın Bakanım gençlerinizle ilgileniniz lütfen. Kıbrıs’tayız, çok uzakta değil…’
KKTC Sağlık Bakanı Ertuğrul Hasipoğlu’nun konuyla ilgili hala bir açıklama yapmadığı ise gözden kaçmıyor. Gün içinde defalarca aramama karşın Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile görüşemiyorum. Bana en son, yarın aramam söyleniyor.
Yarın: Sağlık Bakanlığı yetkilileri ne dedi?