Allah’ın bir külah dondurması
Hristofyas Rum kesiminde başkan seçildikten sanırsam 100 gün sonrasında Rum Başkanlık Sarayında Kıbrıslı Türk basın mensuplarını ağırlamıştı. O gün o toplantıya katılan gazeteciler arasında bende yer almıştım. Ve o gün sarayda şöyle bir soru sormuştum;
“Sayın Hristofyas, Sayın Talat Lokmacı kapısından geçip Elefteria Meydanına kadar yürümüş ve uzun yolda dondurma yemişti. Siz ne zaman Lokmacı’dan Kuzey’e geçip Selimiye’ye kadar yürüyüp ekmek kadayıfı üzerine kaymaklı bir dondurma yiyeceksiniz? “
Hristofyas ve o toplantıda olan herkes bu soruma gülerek karşılık vermişti. Gayri ciddi bulunmuştu sorum. Ama adetten olsun diye Rum lider şu cevabı vermişti; “Ben Kuzey’e her zaman geçerim. Ekmek kadayıfını hele üzerinde dondurma da varda seve seve yerim.”
Aradan 5 yıl geçti. Ne Hristofyas dediği gibi dondurma yemeğe geldi nede bir başkası. Ben zaten onların (Rumların) Kuzeye bu şekilde geçeceklerine inanmadığım için o gün o soruyu sormuştum. O gün bana gülen başta meslektaşlarım olmak üzere hiç kimse Hristofyas’ın Lokmacı’dan geçebileceğini tezahür edememişti.
Şimdi Rum tarafında yeni bir başkan görevi devralacak. Büyük bir sürpriz olmazsa Anastassiadis yeni başkan seçilecek. Ve seçildiği güne kadar iyi gözüken Türklere ılımlı yaklaşan biri olarak tanıdığımız Anastassiadis, koltuğu oturduğu andan itibaren bakın nasıl da “ulusalcı” olacak. Türk dostu olarak sunulan Anastassiadis biranda nasıl muhafazakar bir tutum sergileyecek.
Gelelim Hristofyas’a, başkan iken gelip dondurmamızı ve ekmek kadayıfımızı yemedi. Belki şimdi gelir ve 5 yıl sonra dondurmasını yer. Günün sonunda Allah’ın bir külah dondurması. Ne olacak ki?
4000 ELAM’cı
Güneydeki başkanlık yarışı ile ilgi çekiçi bir başka ayrıntı ise Rum fanatiklerin oluşturduğu ELAM’ın seçimlerde 4 bin oy alması oldu. 2011’de bir hareket olarak başlayan ELAM ilk girdiği seçimde 4bin civarında oy alması gelecek açısından son derece kaygı verici bir gelişme. Çünkü ELAM örgütü kendisini EOKA’nın devamı olarak görüyor ve aynı görüşü benimsiyorlar. ELAM’a göre “en iyi Türk ölü Türk”. İki yıllık bir sürede seçimlerden 4 bin oy alabiliyorsa ELAM demek ki milletvekilliği seçimlerinde parlamentoya girebilecekler. Aşırı fanatik olan bu grup aldığı 4 bin oydan sonra daha da ivme kazanacaktır ve Güney’de faşizm daha da hızlı büyüyecektir.
MİT’in adamı olamamak!
Eskiden özlükle de Annan Planı döneminde programlarda tartıştığımız Evet’çiler bizi “askerin adamı” “elçiliğin memuru” olmakla suçlarlardı. Şimdi çok şükür bize kimse bu yakıştırmayı yapmıyor arttık. Çünkü MİT’in artık KKTC’de yeni adamları var. Büyük gazetecilerle çalışıyorlar. Bizim gibi ayak takımlarından kurtuldular. Ve başta 29 Ekim Türkiye Cumhuriyeti Resepsiyonu gibi özel davetlere bizi çağırmıyorlar. Dün Türkiye’den gelen konuklara çağrılmayan gazeteciler grubunun içerisinde yer aldık. Oh çok şükür ki artık MİT’in ve Askerin gazetecisi değiliz artık bu ülkede. Bize zamanında askerin ve MİT’in gazetecisi diyenler ise şimdi bir numaralı MİT’ci kesildiler tepemize.
Orhan YILMAZ (Fıstık): Sonunda sizde gribe yakalanmışsınız ve evde yatak döşek yatmak zorunda kalmışsınız. Bol bol C vitamini ve yoğurt öneriyoruz size de.
Akay CEMAL: Geçen gece Lefkoşa’da tarihi bir mekanda görülmüşsünüz. Bu arada Mormenekşede enginarlar olmuş. Şimdi enginar zamanı.
Rasim KARAS: Çay partisini 2014’e bırakmadık değil mi? Bu arada yeniden memlekete hoş geldiniz.
Yusuf ÖNDEROĞLU: Çalışma Dairesinde işler birikmesin diye herkes gittikten sonra siz mesaiye devam ediyormuşsunuz.
Mengü KONT: Ortaköy Spor Kulübünün raki gecesi önümüzdeki ay başı gerçekleşecekmiş. Şimdiden biletlere yoğun bir ilgi varmış.
Erdoğan KANİOĞULLARI: Sizi tekrardan tavla başında görmek hoş oldu. En kısa zamanda buluşalım ve bir tavla atalım. Bakalım görüşmediğimiz süre zarfında tavlayı unuttunuz mu?
Kemal DÜRÜST: Herkes gibi sizde 24 Şubatı bekliyormuşsunuz ve 24 Şubat’tan sonra ekranlara çıkacakmışsınız. Dört gözle sizi bekliyoruz ekranlarda neler söyleyeceksiniz diye.
Yakup KILGÖZ: Kayınvalideniz Allahın rahmetine kavuşmuş. Merhumeye Allahtan rahmet, geride kalanlara sabırlar dileriz.
Hüseyin SANCAR: Konyalılar Derneği olarak Çarşamba akşamı Gönyeli’de yemek veriyormuşsunuz. Etliekmek de var mı menüde.
Mehmet ARIKAN: Ayağınızdaki dikişleri aldırmışsınız ve yeniden piyasaya çıkmışsınız. Pazar günü kurultaya gelirsiniz artık.
Mehmet ÇAKICI: Çok geçmiş olsun, dün önünüzdeki araç ani fren yapınca sizde duramayıp önünüzdeki araca arkadan vurmuşsunuz. Neyse ki verilmiş sadakanız varmış da kazayı yara almadan atlattınız.
Firdevs ALPGÖZEN: Dünkü açılışlarda sunumları siz yaptınız. Çokta güzel sundunuz ama gözünüzdeki kara gözlükle pek hoş kaçmadı. Bizden iletmesi.
Süreyya GÜRSES: Bakıyorum da gelinin üzerine toz kondurmuyorsunuz. Gelin kaynana bu kadar iyi anlaşır mı hiç?
Dr. Erkut AŞICIOĞLU: Singapur gezinizden fotoğrafları paylaşırsanız bazı arkadaşlarda gitmek istiyor kendilerine bir fikir olabilir.
İsa NURÇİN: Kurultaydan hemen sonra izne çıkıp bir süre kafa dinleyecekmişsiniz. Dört senedir az bile çekti, iyi bir tatili çoktan hak ettiniz.
Ünal ÜSTEL: Girne’de İrsen Bey için çalmadığınız kapı kalmamış diyorlar. Umarız emekleriniz boşa çıkmaz. Zira bölgedeki diğer vekiller sizin kadar istekli değiller.
Ali ÇINAR: Derin bir sessizliğe büründünüz. Bu aralar kuş olup kayboldunuz sanki. Ara sıra ses verin der hayatta olduğunuzu bilelim.
Erkan EĞMEZ: Rum tarafında da sonuç ikinci tura kaldı. Sizce ikinci turda AKEL bir sürpriz yapabilir mi?
Ezcan ÖZSOY: Türkiye’den gelen konuk bakanlardan Binali Yıldırım’ı görebildiniz mi? Zira kendisi adaya ayak basar basmaz sizi sormuş.
GÜNÜN TWİTTİ
@gulferr
Sabah 8 itibari ile Yıldırım ve Atalay'ın KKTC ziyaretini kesintisiz takip ettik. Anladım ki AKP bakanları cidden hiç durmuyor...
GÜNÜN SÖZÜ
"Kurultay, doğru ile yanlış arasında bir yarış olacak"
Başbakan ve UBP Genel Başkan adayı İrsen Küçük
BİZİM TEMEL
Bürgün Temel Dursun’a misafirliğe gitmiş ve aniden bastıran şiddetli yağmur Temel'i zor durumda bırakmış. Dursun, Temel'e:
"Temel, sen bu yağmurda bir yere gidemezsun, pu gece pizde yatarsun."
Temel: "Olur, bu gece burdayum" der ve Temel Dursun'nun olmadığı vakit ortadan kaybolur.
Aradan zaman geçer ve kapı çalınır. Dursun bakar ki gelen Temel hem de sırılsıklam,
"Ula Temel, nereye cittun.?" "Eve pijamami almaya cittum da."