Aileyi polis mi korkutuyor!

Değirmenlik’teki iğrenç olay…
36 yaşında bir adam 4 yaşındaki kız çocuğuna cinsel organını gösterdi ve sonrası!
Bu konuda bize gelen başka bilgilerde var…
Olay gösterme olayının da üzerinde!
Ama işte elde kesin bilgi yok…
Nedendir bilinmez polis bu olayın üzerine yeteri kadar gitmedi!
Ya da tüm polis teşkilatını suçlamayalım…
Demirhan polisi!
Ahbap dost ilişkisi olabilir mi…
Bu memlekette olmayacak hiçbir şey yok ki!
4 yaşındaki cinsel tacize uğradığı ifade edilen kızın babası ve dedesi olayın patlak vermesinden sonra Demirhan polis karakoluna gider…
Bu iğrenç olayı polise anlatırlar!
Polis burada görevini yapar ve cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen belediye çalışanını tutuklar, ifadesini alır!
Normalde olayın mahkemeye intikal ettirilmesi gerekir ama karakoldan bir vatandaş ufak yollu aileye tehditte bulunur..
Küçük kızın kontrol için hastaneye götürüleceğini söyler!
Olayın basına yansıyacağını, onlar için çok hoş olmayacağını ifade eder…
Bir anlamda gözlerini korkutur!
Sonuçta polisten böyle bir tavır gören aile çok mütevazi ve arkası olmayan bir aile olduğu için tedirgin olur!
Ve olay basında ‘aile şikayetçi olmadı sadece polisi bilgilendirdi’ diye yayınlanır…
Cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen vatandaş ise serbest bırakılır ve anında Rum tarafına kaçar!
Bu iddialar bize bir polis memuru tarafından yapılmıştır…
Çünkü olay özellikle Değirmenlik’te büyük infial yaratmış ve Demirhan polisinin yeteri kadar olayın üstüne gitmediği görüşü ağırlık kazanmıştır!
Ortada çok ciddi iğrenç bir sapıklık iddiası…
Kimin olsa içine ateş düşer, midesi bulanır!
Dün yine başka bir polis arkadaş ailenin doğal olarak tedirgin olduğu, isimlerinin deşifre olacağından korktuklarını söyledi…
Hatta benim ile görüştürmek için kendilerine öneride bulunduğunu ama ailenin bunu kabul etmediğini haddinden fazla korktuklarını da ekledi!
Aile de haklı…
Ortada minicik bir kıza cinsel taciz iddiası var ama memlekette dayısı olmayanların başına gelenleri de biliyorlar!
Hadi onları bir nebze anlarız…
Ama yine de bu olayın çözümlenmesi için cesaretli olmaları gerekiyor!
Bugün onlara olan yarın kapı komşularına da olabilir…
Bizi düşündüren polisin bu olayın üzerine niçin gitmek istemediği!
Hadi aile korktu ve sindi…
Önce şikayet etti sonra bir şekilde geri çektirildi!
Peki ya kamu davası…
Aile korkutuldu diye olay ört bas mı edilecek!
Yoksa olayı ört bas etmeye çalışan polis bir kenara çekilip hesap mı sorulacak…
Görülen o ki burada bir koruma kollama çabası hakim!
Oldu o zaman…
Ama bundan böyle hiç kimse bu tür iğrenç olaylar yaşadıktan sonra şikayetçi olmasın!
Sapıklar ellerini kollarını sallayarak içimizde dolaşsınlar…
Polis Genel Müdürlüğü’nü bu işi takibe almalarını istiyoruz!
Zira bu iş bizim için daha kapanmadı…
Ve sonuçlanıncaya kadar da Demirhan polisi zan altındadır!
 
 
Sosyal medya artık cıvıttı!
 
Sosyal medya özgürlük müdür bilmem…
Ama her özgürlüğün de bir sınırı olduğunu bilirim!
Sosyal medyada öyle yorumlar ve haberler yayınlanıyor ki evlere şenlik…
Son vukuat karpuz yüklü kamyon!
Birisi kalktı 2012 yılında görüntülenen ve haber olarak da yapılan kamyonu bir daha attı sosyal medyaya…
Yorumların muhteşem!
Basın da balıklama daldı bu paylaşıma…
Sanki de 4 sene önce yaşanan bir olay şimdi yaşanmış gibi!
Sosyal medya sınırsız özgürlük değildir…
Zira artık bu işi zıvanadan çıkaranlar her geçen gün artıyor!
 
 
Kadınlar sınıfta kaldı!
 
Asıl sorumlu kadınlar değil hepimiz ama sözüm yırtık dondan çıkan ve entel dantel geçinen kadınlaradır…
Ülkede bir avuç gönüllünün büyük özverilerle kurduğu kadın sığınma evi kapandı ya!
Ortada laftan başka bir şey yok…
Hele de havuz başında içkilerini yudumlarken ahkam kesen kadınlar!
Maşallah yeri göğü birbirine katıyorlar…
Niyeymiş efendim sığınma evi kapatılmış!
Bu kadar pişkinliğe de pes doğrusu…
Kusura bakmasınlar ama laf ebeliğinden başka bir şey yapmayan kadınlar bu konuda sınıfta kalmışlardır!
 
 
Ha şunu bileydin Rasıh kardeşim!
 
Dün bizim Rasıh Reşat’ın yazısını okuyunca fena bozuldum…
Rasıh’a kızdım köpürdüm!
Bir meslek örgütünün başarı ödüllerini eleştirdi diye…
Elbette yerden göğe kadar haklıydı ama bilmez miydi bu kararların nasıl alındığını!
Memur gazeteci ağırlıklı bir basın örgütünden başka ne beklenirdi ki…
Onların ay sonu geldi mi maaşları, yatırımları garanti!
Özel sektör bu işleri nasıl çeviriyor, hangi şartlarda maaş ödeyip, sosyal hakları yatırıyor umurlarında mı!
Takma kafana Rasıh kardeş…
Sonra şamişici olmak öyle çok da kötü bir şey değil ki!
 
 
 
“Basın biterse…”
 
 
“Basın Günü'müz kutlu olsun meslektaşlar...
Unutmayın ki siyasiler seçmene ulaşmak için yine bizim ensemize basacaklar.
Bunu herkes aklında tutsun.
Lazım edecek...”
 
(Sami ÖZUSLU)
 
 
MESAJ KUTUSU
 
Sayın Süleyman MANAVOĞLU, Değirmenlik’te 4 yaşındaki kız çocuğuna taciz iddiaları bu kadar kolay kapatılmamalıydı.  Bu olayla birlikte Demirhan polis karakolunu mercek altına alacağına inancımız tamdır. Aile gariban diye böyle iğrenç bir olayın dosyasını hassasiyetle açmanızı bekliyoruz.
Sayın Katip DEMİR, Yeniboğaziçi’ne yaptırdığınız çok da güzel park yeri ile deniz kenarındaki plaja kameralar yerleştirmeniz bölge halkını fena halde kızdırdı. Kameraları en kısa zamanda kaldırmazsınız hepsini kıracaklar haberiniz olsun istedik!
Sayın Hasan SADIKOĞLU, site yerleşim merkezlerinin de olduğu Kalecik sahil plajı yanında evleri olanlar sahile çöp konteynırları istiyor! Belki gelip pisliğini kumsala dökenler görür de bu ayıbı bir daha işlemezler!
Sayın İzzet VOLKAN, K.T. Gazeteciler Cemiyeti görüldüğü üzere en talihsiz dönemlerinden birini yaşıyor! Bir çok basın emekçisini dışlarken barış karşıtlığı ile bilinen iki Rum medyasına barış ödülü vermenizin bir açıklaması var mı!
Sayın Kutlu EVREN, yaz mevsimi ile birlikte deniz kenarlarında ölen insanlarda artmaya başladı! Şu yasal bir zorunluluk olan cankurtaran bulundurma mecburiyetini takmayanların bir kulağını çekseniz diyoruz!
Sayın Hasan YÜCELEN, çok keyifli geçen bir bayram tatilinden sonra eve gidince her tarafı su bastığını görmek çok da hoş bir duygu olmasa gerek değil mi. Büyük geçmiş olsun madem ki cana bir şey gelmedi buna da şükürler olsun…
Sayın Suphi COŞKUN, HDP Genel Başkanı Demirtaş kızlarıyla birlikte bayram tatilini sizin bölgede geçirmiş. Yeteri kadar kendileriyle ilgilenebildiniz mi! Bir de ha keşke sorsaydınız giriş için niçin Güney Kıbrıs’ı tercih etmiş!
Sayın Ali BATURAY, Kıbrıs Gazetesi’nin 27’nci kuruluş yıldönümünü kutlar başarılarla dolu nice yıllar temenni ederiz…Asil beyle birlikte çalışmak biraz sor değil mi! Bu arada yayınlarda da gözle görülür bir değişim var…
Sayın Mehmet Ali TALAT, basın günü dolayısıyla basın iş yasanının uygulanmasını isteyen bir mesaj yayınladınız iyi güzel de sizin hükümet olduğunuz dönemde niçin uygulanmadı bir de ona açıklık getirseydiniz bari!
Sayın Mustafa AKINCI, bütün KKTC vatandaşlarının olası bir çözümde vatandaşlık hakkı alacağı tansiyonu biraz olsun düşürdü ama toprak konusunun yurt dışında görüşülecek olması kafaları karıştırdı. Bu millet de hiçbir şeyi beğenmez ama değil mi!
Sayın Kartal HARMAN, bayram tatili günlerini bir an karıştırınca gazete çalışanları da fazladan bir gün fazla tatil yapmışlar! Böyle patrona can kuran diyorlar…Sırada kurban bayramı var yeni hatalarınız bekleniyor…
Sayın Atalay TALAYKURT, Yeniboğaziçi Belediyesi’nin önüne gelen yere kamera yerleştirilmesi kararının sizin üstünüze kalacağını biliyor muydunuz! Sanırız başkan bu konuda biraz fazla uyanık davranıyor, haberiniz olsun istedik!
Sayın Bulut AKACAN, sizin Girne’deki binalara Türkiyeli ünlüler akın etmeye başlamışlar. En çok da Fatih Ürek ile komşu olmak isteyenler var diye duyduk. Acaba diyoruz bize de mi bir tane ayırsanız!
Sayın Hüseyin EKMEKÇİ, uzun sürecek bir Mersin tatili yoğun çalışma temposundan sonra muhakkak iyi gelecektir ama siz yine de deniz kenarında yatacağınız şezlongun altını filan iyi kontrol edin, birileri üfürmüş filan olmasın!
Sayın Şahin SAPSIZOĞLU, çok büyük bir iş kazasından sonra eski sağlığınıza hızla kavuşmaya başladığınızı memnuniyetle öğrendik, büyük geçmiş olsun. Artık bunu bir çiğ köfte partisi ile kutlamak gerek değil mi!