Politik iktidarın umursamaz, çekingen ve çaresiz tutumu nedeniyle, son zamanlarda tanık olduğumuz üzücü olaylar, ülkemizde ciddi bir yönetim boşluğu bulunduğunu gösteriyor.
Örneğin,İktidarın,Bakanlar Kurulunun aldığı grev kararına uyulmamasını sineye çekmesi, eylemler karşısındaki çekingen tutumu ve başkentte yaşayan halkın, aylarca en temel Belediye hizmetlerinden mahrum bırakılarak sağlığının risk altına sokulmasına seyirci kalması,ülke yönetimindeki kontrolü elinden kaçırdığını gösteriyor.
Hele İlgili Bakanlığın ve Elektrik Kurumu yöneticilerinin yetki ve sorumluluğu altında bulunan alacakları toplama görevini yerine getirememesi, bu görevin yetkili olmamasına rağmen, El Sen tarafından gerçekleştirilmesi, hükümet ve devletin saygınlığına gölge düşüren büyük bir skandaldır.
Aslında borcunu ödemeyen sade vatandaşlar gibi, elektrik kullanan tüm işletme, kişi ve kuruluşların da elektrik bağlantılarının kesilmesi normaldir.Ancak borcunu ödemeyenlerin elektriğini kesme kararını verme yetkisi; hükümetin, ilgili Bakanlığın ve Elektrik Kurumunun sorumluluğundadır.Sendikaların hükümet yerine karar vermesi ve uygulama yapması, ilgili yöneticilerin devre dışı kalması demektir.
Ayrıca, hükümetin Lefkoşa Belediyesindeki sorunu yasalar uyarınca çözmemesi, iyi yönetememesi ve ilgili Sendikanın, henüz ateş kes durumunda bulunduğumuz, güneydeki yönetimden yardım talebinde bulunması karşısındaki umursamazlığı, üzücü bir davranış olarak hatırlanacaktır.
Kuşkusuz, ilgili sendikanın güneydeki yönetimden herhangi bir maddi yardım sağlayamayacağı aşikardır.Avrupa Birliğinin ise, Belediyedeki hatalı istihdam ve harcamalar için tek bir kuruş bile vermeyeceğini beleklerdeki çocuklar bile biliniyor.
Fakat önemli olan, yetkili olmadığı halde, ilgili sendikanın, Lefkoşa Türk Belediyesi için, bizi düşman olarak gören Rum yönetiminden, medet umması, yardım talebinde bulunmasıdır.Bu davranış, ulusal davamız için zararlı ve devletimizin saygınlığına gölge düşürücü olması yanında, hükümet ile Belediye yönetiminin de devre dışı bırakılması anlamındadır.
Keza,hükümetin,Lefkoşa’da mikrop saçan ve salgın hastalık başlatma riski bulunan kanalizasyon sularının, aylarca evlerin arasında bulunan dere yatağından akmasına seyirci kalması, vatandaşların sağlığına bile önem vermediğini gösteren, çarpıcı bir skandal olarak hatırlanacak.
Yine hükümetin,devletimize, feragatname vererek kuzeyde eşdeğer mal alan kişilerin, Bafın Çıralı (Lemba) köyündeki mallarını, Rum yönetimine satmaları karşısındaki suskunluğu, artık ülkemizin çıkarlarını dikkate almadığını, umursamadığını ve koruyamadığını gösteriyor.Hükümetin tüm uyarı ve yapıcı eleştirilere rağmen, sade vatandaşlar kadar bile, bu konu ile ilgilenmemesi,görev ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini kanıtlıyor.
Öte yandan bazı Sivil Toplum Örgütlerinin, hükümetin aldığı bazı kararlara karşı olması gerekçesi ile , devletteki bazı hizmetleri yapmayacağını açıklaması karşısında, hükümetin çaresiz tutumu, artık yönetim ve devlet üzerindeki kontrolü tamamen elden kaçırdığını gösteriyor.Devlet yönetiminde görev yapan kişiler, kendi kararları ve takdirleri ile bazı görevleri yapmama kararı alma yetkisine sahip değildir.
Yukarıda sıralanan örnekler, ülkemizde bir yönetim boşluğu bulunduğunu,hükümetin ülkeyi yönetemediğini ve benimsediği hatalı yönetim anlayışı nedeniyle, sorunları çözmemesi bir yana, ülkemize ve halkımıza zarar verdiğini gösteriyor.
Hükümet olmak, sadece işgal edilen makamların nimetlerinden yararlanmak, devletin olanaklarını kullanma yetkisini elde etmek olarak görülmemeli.
Ayrıca iktidar olmak, bağırıp çağıran ve eylem yapanlara, cevizcinin torbasından, sus payı vererek, koltukta rahat kalabilme becerisi de değildir.
Demokratik hukuk devletinde İktidar olmak; yasaları uygulamak, Devletin saygınlığını korumak, halka hizmet etmek, sorunları çözmek, görev ve yükümlülüğü altına girmek demektir.
Fakat ülkemizde hükümetin, çıkar gruplarının teşvik ve dolduruşuna kapılarak, tüm zaman ve enerjisini koltuğu kaybetmemek için harcadığı ve ülke sorunları ile hiç ilgilenmediği görülüyor.
Bunun sonucunda da, yönetimde bir boşluk ortaya çıkmış ve sorunlar artık herkesi rahatsız edecek, üzecek boyutlara ulaşmıştır.
Kuşkusuz, içinde bulunduğumuz bunalımdan çıkış için,muhalefetin önerdiği gibi, mevcut seçim sistemi ile erken seçime girmek de , ülkeye hiçbir şey kazandırmayacak.
Bu nedenle,ülkenin kaos ortamından kurtarılabilmesi için ,Cumhurbaşkanının artık devreye girmesi ve mevcut siyasi yapıdaki bozuklukları ortadan kaldırabilecek gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasından sonra, seçime gidilmesinin sağlanması daha isabetli olacak.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40