Dün canlı yayında İrsen beye de söyledim.
Ben iki gün üst üste yemeğe çıksam, birkaç duble içsem iki gün sersem gezerim diye.
Gerçekten de bunu prensip haline getirdim, eğer bu gece yemeğe çıkacaksam, yarın gece tüm davetleri iptal eder, hatta bazen bahane uydurur, evde oturmayı tercih ederim.
Ama maşallah İrsen bey, ilerleyen yaşına rağmen aylardır bırakın gündüz yoğun çalışmasını her gece en az 3-5 yemeğe katılıyor, gündüz de delikanlı enerjisiyle ayağa kalkıyor.
O her ne kadar katılmasa da biz bunu siyasi hırsa bağlıyoruz.
Bundan sonra hedefte Saray var mı bilemeyiz ama, yaşını öne sürenler, pes edeceğini akıllarından bile geçirmesinler.
Benim programa gelen siyasetçiler biraz üstüne gidince, genelde renk değiştirirler.
Hatta programda küsenler bile olur.
Program sonrası selamı sabahı kesenleri bile gördüm meslek hayatımda.
İrsen beyi diğerlerinden farklı kılan bu olsa gerek;
İster programda biraz üstüne gidin, isterseniz köşe yazılarında en ağır eleştirileri yapın, küsmüyor, nazlanmıyor, bir dahaki görüşmede başını çevirmiyor.
Bu iyi yanları.
İrsen beyin kötü yanı, ülkede yaşanan olumsuzlukları ya kabul etmemesi, ya da görmemezlikten gelişi.
Başbakan olduktan sonra, yapılan hiçbir icraatın yanlış olduğuna inanmıyor.
Bazen ben de düşünürüm, acaba ülkenin başbakanı olsam da vatandaş kan ağlarken, ben nasıl duygular içinde olurum diye.
Bu sanırız tamamen siyasetçilerle ilgili bir şey ve insan siyasetçi gömleğini giydikten sonra sihirli bir değnekle hele de iktidardaysa pembe gözlüklerle görmeye başlıyor hayatı.
Bunu sadece İrsen Bey için değil, iktidarda olmuş tüm siyasetçiler için söylüyoruz.
Dünkü izlenimlerimize gelince;
Başbakan Küçük, kendisini tamamen Anavatan Türkiye’nin kucağını bırakmış.
Her ne kadar geçen yıl Başbakan Erdoğan kendine herkesin önünde maaşını sorsa da İrsen bey tüş hoşgörüsüyle bunu kafasına takmamış, dert etmemiş ve hatta içine bile atmamış.
Dün de sıraladığı bütün olumlu icraatlarda, Türkiye imzasının olduğunu kendi ağzıyla söyledi ve kurultaydan sonra da yine Türkiye projeleriyle Kıbrıs Türkünü refaha ulaştıracağına inanıyor.
Bunda Türkiyeli yetkililerin sürekli olarak kendisini övmesi ve başarılı bulmasının da rolü çok büyük.
Program sırasında gelen mesajların belki hepsini zaman darlığı nedeniyle okuyamadık ama eleştiri ve övgülere baktığımızda bir denge mevcut.
Yani kendisini eleştiren de var tepki koyan da…
Eğer bu bir gösterge ise ve kurultaya yansıyacaksa kurultay halen ortada, son birkaç gün içinde yapılacak olan ataklar yeni başkanı belirleyecek.
Sayın Küçük bu konuda kurultayı farklı kazanacaklarını söyledi ve bunu da yaptırdıkları anketlere dayandırdı.
Program çıkışında kulağımıza çıkacak sonucu rakam olarak da verdi ama söz verdiğimiz için burada yazmıyoruz.
Bir şey daha dikkatimizi çekti ki, İrsen bey 21 Ekim’den sonrasından çok, öncesini düşünüyor.
Oysa biz asıl kurultay sonrası olacakları merak ediyoruz.
Büyük UBP Projesi nasıl şekil alacak bilemeyiz ama kimisi kurultay sonrası partiden kopma olmayacağı inancını taşırken, kimisi de artık okun yaydan çıktığını ve UBP’nin mutlak parçalanacağını düşünüyor.
Sayın Küçük ise belki de parti içi dengeler nedeniyle Büyük UBP Projesi’inn tam açılımını yapamıyor, ÖRP ve DGP konusunda şimdilik açık vermek istemiyor.
Yani, her ne kadar kamuoyu Avcı ve Ertuğruloğlu’nu çantada keklik olarak görse de, içerideki kekliklerin ise kafes dışına kaçacağına şans tanımıyor.
Bize göre ise, Derviş bey kafaya koyarsa, bu seçeneği de ön planda tutmak gerek.
Sonuçta iki aday ve taraftarları kurultay sonrasında bir tek oyla bile seçilse bayram edecek.
21 Ekim sonrası tufan olsa da bunu aklına bile getiren yok.
Ama bizim bu konularda kuşkularımız var;
Sanki de gizli eller UBP’nin içine girdi ve partinin altını oydukça oyuyorlar.
Sonuçta nasıl bir UBP geriye kalır bu da meçhul ama bizce başta İrsen bey olmak üzere, onu destekleyenler de, Ahmet bey de hatta derviş bey de biraz da bu konu üzerine kafa patlatıp, gerekirse kurultay öncesi bir masa başında iki kadeh tokuşturmayı da gündeme almalıdırlar.
Büyük UBP Projesi altında, UBP’yi tarihe gömmek isteyenlerin de olabileceğini kimse aklından çıkarmasın.
Biz yarım aklımızla bunu hesaba katabiliyorsak, onlar haydi haydi bu tehlikeyi görebilirler.
Tabi ki kurultay gözlerini karartmadıysa.
Sonuçta bir arkadaşımın da dediği gibi, UBP bu kurultaydan büyük yaralarla çıkarsa, büyük projeler olabilir ama içinde UBP’yi göremeyiz.
Bu sabah da AS TV’de Ahmet Kâşif’i konuk edeceğiz ve izlenimlerimizi yarın ki sayımızda sizinle paylaşacağız.
 
 
 

MESAJ KUTUSU

Sayın Sunat ATUN, dün sabah 08.30’da İskele boğazındaki Petek pastanesinde Nazım Çavuşoğlu ile hem özel bir toplantı yaptınız hem de keyifli bir sabah kahvaltısı. Mağusa’yı mahmur ettiniz de şimdi de İskele’ye mi kancayı taktınız diye soruyorlar.
Sayın Hüseyin ÖZGÜRGÜN, bakanlıkta herkes kurultay sonrası başlatacağınız operasyonu konuşuyor. Köklü değişikliklere gideceğinizi duyduk. Hayırdır inşallah, herkes bahar temizliği yapar siz kış temizliği mi yapacaksınız?
Sayın Fehmi OKTAY, dün sosyal medyada yapılan geyiklerde en fazla sizin adınız geçti. Hatta daire çalışanları ile yağmur duasına çıktığınızı bile söyleyenler oldu. Takmayın kafaya Allah’ın işine karışmamak lazım değil mi?
Sayın Kemal Deniz DANA, Lefkoşa tam bir haftadır susuz ve henüz sizden de bir açıklama yol. Acaba şebeke suyuna lağım suyu mu karıştı da vanalar bu kadar uzun kapalı kaldı?...
Sayın Ahmet KÂŞİF, ha keşke dünkü basın toplantısına iki vekil ile değil de bütün vekillerle birlikte çıkıp biraz da görselliğe izin verseydiniz. Ama projeleriniz genelde beğenildi.
Sayın Çetin UĞURAL, Başsavcılığı yazılan yazının geri çekilmesi konusunda dün gün boyunca sizden bir açıklama bekledik ama boşuna beklemişiz. Kamuoyunun doğru bilgilenmesi açısından bu konudaki görüşleriniz bekleniyor.
Sayın Osman IŞISAL, belediyenize bağlı Balıkesir ağıllar bölgesinde kanalizasyon şebekesi olmadığı için hayvan pislikleri önce dereye akıyor, sonra da aynı hayvanlar o suyu içiyormuş. Umarız bir salgın hastalık söz konusu olmaz, bizden uyarması.
Sayın Aydın AKKURT, herkes kurultaydan üç gün önce patlatacağın bombayı konuşuyor. Merak konusu oldu bilesiniz. Bu arada dünkü dünür işi yanlış istihbarat çıktı, kızımız kusura bakmasın artık.
Sayın İdris DEMİRSÖZ, bu akşam ki DAÜ Beach’taki UBP gecesini tamamen sizin düzenlediğinizi öğrendik. Maraş Birlik ve Dayanışma Derneği’nin UBP’nin bir yan kolu olduğunu bilmiyorduk doğrusu. Hayırlı uğurlu olsun.
Sayın Leman ASLIM, dün programı biraz uzatınca neredeyse stüdyoyu basacağınızı öğrendik. Koca başbakan ile muhabbetimizi kıskandınız mı yoksa? Siz dua edin de sel basıp da stüdyoda mahsur kalmadık.
Sayın Ünal ÜSTEL, Arasta esnafı sizi aralarında görünce gözlerine inanamamış. Daha sık ziyaret etmeniz bekleniyor. Ara sıra Lefkoşa esnafına da görünmenin sizin için hiçbir zararı olmaz değil mi?
Sayın Meral EROĞLU, Pembe Köşk’ün damının yağmurda akıttığını öğrendik. 50 senelik binadan ne bekliyordunuz? Birkaç tane şemsiye hediye edebiliriz, ne dersiniz?
Sayın Mehmet BARIŞSEVER, sel felaketleri konusunda yıllar öncesinden beri uyarılarınız dikkate alınsaydı şimdi kimse geceleri sel nöbeti tutmayacaktı. Biraz sakal bırakın bakalım sözünüz dinlenecek mi?
Sayın Mehmet ÇAKICI, sürekli yükselen parti konumundayken Tahrir meydanı benzetmesini de aklınıza kim soktu? Sizi bu konuda gaza getirenler gün gelir ortada yalnız bırakır. Özellikle İskeleli partililerinizden tepkiler geliyor.
Sayın Ali YÖNEL, dünkü açıklamanız nedeniyle hassasiyetinizden dolayı teşekkür ederiz. Ama bilirsiniz biz bir şey yazmışsak doğruluk payı mutlaka vardır. Madem ki bunu da teslim ettiniz sorun yok demektir. Kolay gelsin diyoruz.
Sayın Çiğdem DÜRÜST, Güzelyurt bölgesinden solda ikinci bir bayan vekil yakışır diyenler var. Bu konuda yakında kapınız çalınabilir. Bizce iyi değerlendirin, şansınız epey fazla. Yeter ki doğru partiyi seçin.
Sayın Hayati ASOK, şirketinizle ilgili birileri sürekli olumsuz belgeler göndermeye başladı. Yakında basında patlarsa sakın şaşırmayın olur mu? Bizden uyarması…
Sayın Turgay KONTİ, aynı mahallede oturduğumuza göre olası bir sel felaketine karşı ortak yelkenli almaya ne dersiniz? Fiyatları araştırdım, beni fazlasıyla aşar. Hem taşımacılık yapar belki köşeyi de döneriz. Fikir benden, sermaye sizden.
Sayın Güvenç CANTAŞ, Anamur gezisi için yanınıza kurban aradığınızı duyduk. Yanınızda bir tane jet ski götürün de pişman olursanız geri dönersiniz. Yanınıza bolca mide bulantısı hapı almanızı öneririz.
Sayın Erkan EĞMEZ, UBP’de yaşanan kurultay krizinden sonra yuvaya dönmeyi düşündüğünüzü söylüyorlar. Tilki-kürkçü dükkânı meselesi desenize. Hadi hayırlısı.
 
 
Günün Fıkrası
 
Dikkat


Tıp fakültesi birinci sınıfta, profesör öğrencileri kadavranın başında toplamış ve “arkadaşlar” demiş “Birinci kural; kadavradan iğrenmeyeceksiniz, mideniz bulanmayacak” der ve hemen kadavranın arkasını çevirir, parmağını kadavranın kıçına sokar ve sonra da ağzına götürüp yalar, tüm öğrenciler de iğrenerek bakarlar ama çare yoktur; hepsi de aynı hareketi tekrarlar. Bütün sınıf aynı işlemi yaptıktan sonra profesör yeniden kadavranın başına geçer ve “Arkadaşlar” der;
“İkinci ve en önemli kural, kesinlikle çok dikkatli olacaksınız, asla en küçük bir ayrıntıyı bile atlamayacaksınız... Mesela az önce ben işaret parmağımı kadavranın kıçına sokup, orta parmağımı ağzıma götürdüm ama hepiniz bunu atladınız...”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40