Beni tanıyanlar çok inatçi ve kararlı biri olduğumu söylerler..

Gerçekten de kolay pes etmem.

Hayatımda geri attığım olay sayısı bir elin parmak sayılarını aşmaz.

Bunlardan birisini de önceki gün yaşadım. Acı içerisindeyim.

Anlatmama müsaade buyurun.

1999’da Azerbaycan İlimler Akademisinde Doktora yapmaya başladım. Birçok kişi kolay yoldan Doktora unvanına sahip olabiliyorken ben zora talip oldum. İlimler Akademisinin Başkanı Prof. Dr. Ziya Bünyadov bana “Erhan bey! Sen Denktaş beyin bize emanetisin. Söyle bakalım. Âlim mi olmak istiyorsun, yoksa sadece diploma mı almak istiyorsun? diye sormuş ben de “âlim olmak istiyorum” demiştim.

Tercihim bana ekstradan 3 yıla mal oldu.

Tezimi ve sınavları bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede bitirmeme rağmen, bürokratik işlemlerin ve prosedürlerin uzunluğu yüzünden 2 senede almam gereken diplomamı 5 sene de ancak alabildim.

Doktora tezim “17.yy’ da Osmanlı Egemenliğinde Azerbaycan” konusunda idi. İstanbul Başbakanlık Osmanlı Arşivine girerek el yazma ‘Erdebil Defterini” bulmuştum. Azerbaycan tarihinin bilinmeyen bir bölümüne ışık tutuyordu çalışmam..

Tezim Azerbaycan’da yankı uyandırmış ve İlimler Akademisi, pek yapmadığı bir işi yaparak tezimi kitap halinde kuşe kâğıda bastırmıştı.

Dahası, Güney Azerbaycan Türkleri de çalışmama büyük ilgi göstermiş ve kitabımı Farsçaya tercüme etmişlerdi.

Doktoram dünyanın her yerinde geçerli idi. Bir tek KKTC’de geçmiyordu. Çünkü Doktorama YÖK’ten denklik almam gerekiyordu.

Ben bunu duyunca şiddetle ret ettim. Sebebine gelince

• KKTC ayrı bir devletti. KKTC’de kullanacağım diplomama niye Türkiye’den denklik almalıydım ki? Denklik almam gerekiyorsa YÖK’ten değil onun KKTC’deki dengi kuruluş olan YÖDAK’tan almalıydım.

• Ama YÖDAK, bağımsız bir devletin bağımsız bir kuruluşu gibi hareket etmiyor, kendisi “Denklik” vereceğine vatandaşlarını YÖK’e yönlendiriyordu. Teknik bilgi ve eksiği varsa bunu YÖK dahil çeşitli yerlerden temin edeceği destekle tamamlamalı idi.


• Oysa, 26 Mayıs 1998 yılında yapılan YÖK ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokole göre YÖK, YÖDAK’ı kendisine denk bir kuruluş olarak tanımıştı. Bu protokolde bu iki kuruluşun ilişkileri yürütmek için hem Türkiye’de hem de KKTC’de iki ayrı “Komite” kurulmasını öngörülüyordu. Güya bu Komiteler her yıl en az 2 defa toplanıp meseleleri görüşeceklerdi.

Protokol gayet güzeldi. İki bağımsız devletin iki kurumu arasında olması gereken uygulama aynen böyle olmalı idi.

Oysa zaman içerisinde bağımsız bir kuruluş olması gereken YÖDAK, bizim ülkemize mahsus bir hastalığa kapılarak bağımsızlığını bir yana bırakıyor ve YÖK’e teslim oluyordu. YÖK önce YÖDAK’ı sonra da KKTC’deki Üniversiteleri kendine bağlıyor böylece KKTC’nin hükmü şahsiyetini de ortadan kaldırmış oluyordu.

KKTC’yi yöneten malum zihniyet, nasıl KKTC’yi Türkiye’nin alt birimi, kendilerini de Türkiye’nin sıradan memuru olarak görüyorsa YÖDAK’ta kendisini YÖK’ün bir alt kuruluşu haline getirmişti zaman içerisinde..

İşte ben bunu protesto etmek için senelerce YÖK’e müracaat etmedim. Ülkemde işsiz kaldım. Neticede binlerce kilometre uzakta Kırgızistan’da bir Devlet Üniversitesinde çalıştım. Burada Profesörlük unvanını aldım.

Ve nihayet uzaklarda olmaktan bıktım. Tukyu Umar’ı da uzaklarda iken kaybetmek de tuz biber ekti yarama.

Kahrolarak “Denklik” almak için YÖK’e müracaat etmek zorunda kaldım. Üç gün içerisinde de denkliğimi aldım.

Bu kadar basitti denkliği almak. Yıllarca önce de alabilirdim.

Ama benim içimden kocaman bir şey koptu. Devletimi yönetenlerin acizliği, beceriksizliği, teslimiyetçiliği yüzünden, KKTC olgusuna ihanet etmiş gibi hissediyorum kendimi..

Bana da “Pes” dedirttiler ya, helal olsun. Ne deyim…



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40