Uzun vadeli çıkarlarımız bakımından, içinde bulunduğumuz kritik dönemde, ulusal davamızı savunmada ve dış işleri ile ilgili konularda, tek ses olmamız gerekir.
Fakat her nedense bazı kişi, kuruluş ve siyasilerin içinde bulunduğumuz hassas koşulları dikkate almadığı ve halkımız ile ülkemizin felakete sürüklenmesini umursamadığı görüşündeyim.
Üstüne üstlük böyle,olumsuz tutum ve davranış içinde olanlar, bir de halkımızı yok oluştan kurtarmak için çalıştığını ileri sürüyor.
Oysa, yalan ve dayanaksız propagandalarla,halkımızın anavatanından soğutulması, koparılması, korumasız bırakılması ve böylece Rumlara yamalanması için uğraşanların, halkımızın varlığını sürdürmesine değil, yok olmasına hizmet ettiği açıkça görülmüyor mu?
Komünist Çin ve eski Sovyet ülkelerinde bile iş, aş ve istihdam olanaklarının artırılması için, yabancı iş adamlarına her türlü özendirici olanaklar sağlanırken, bizde anavatandan gelen yatırımcılara bile saldırmak , göç’e ve yok oluşa hizmet etmiyor mu?
Son yıllarda göğsümüzü kabartacak düzeyde ekonomik gelişim sağlayan anavatanın, mevcut ekonomik sıkıntılarımızdan kurtulmamız için bize yol göstermesine karşı çıkmak, halkımızın yararına mı?
Bir yıl içinde 200 günün üzerinde grev yapılması, ülkemiz ve halkımızın var oluşuna değil, yok oluşuna hizmet etmiyor mu?
Güneydeki Baş Piskobos gibi, Kıbrıs’ın kuzeyinin Türkleşme tehlikesi altında olduğunu söyleyebilenlerin, varoluşumuz için uğraştığı kabul edilebilir mi?
Çözüm görüşmelerindeki tıkanıklıktan, aynen Rum yöneticiler gibi, Türk tarafını sorumlu ve suçlu gösterenler, halkımıza mı yoksa karşı tarafa mı hizmet ediyor?
Devletimizi tanımayan, aşağılayan ve güneydeki yönetimi tanıdığını açıklamaktan çekinmeyenlerin, halkımızın varoluşu için çalıştığı kabul edilebilir mi?
Güneydeki yönetimin gerçek Kıbrıs cumhuriyeti olmadığını ve dünyada Kıbrıs cumhuriyeti diye bir ülke bulunmadığını söylediği için, Anavatan başbakanına saldıranların, Kıbrıs Türk halkının varoluşunu değil, yok olmasını istediği aşikar değil mi?
Uluslar arası toplantılara katılarak Rum ulusal tezlerini destekleyenlerin, halkımızın varoluşu için mücadele ettiği, kabul edilebilir mi?
Kendi kendimizi yönetmek, devletimize sahip çıkmak yerine,Rum çoğunlukla birleşip, onların hegemonyası altına girmemizi savunanların, bir de var oluşumuz için mücadele ettiklerini ileri sürmeleri softa şaşırtması değil mi?
Sanki Rumlar bize 1960 cumhuriyet dönemindeki anayasal haklarımızı vermeyi kabul ediyormuş gibi,devletimizden vazgeçmemizi ve birleşik yönetim için mücadele etmemizi savunanların, iyi niyetli olduğu ve halkımızın varoluşu için çalıştığı kabul edilebilir mi?
Dil, din, köken bakımından ayni olduğumuz anavatanla bütünleşmemizi istemeyen ve bahane olarak da kimliğimizi kaybedeceğimizi ileri sürenler; dili, dini, ulusu,bizden farklı olan, üstelik bizi eşit görmeyen ve egemenliği altına almak hedefinden zerre kadar sapmayan Rumlarla birleşmeyi tek çıkış yolu olarak gösterenlerin, var oluşumuza değil yok oluşumuza hizmet ettiği açıkça görülmüyor mu?
Aslında demokraside, herkes düşüncelerini serbestçe açıklama hakkına sahiptir.Fakat ulusal mücadelesi henüz tamamlanmayan ülkemizde, herkesin sorumluluk duygusu içinde hareket etmesi gerekir.
Ayrıca kendi devletimiz aleyhinde uğraşmak, Türk halkını Rum çoğunlukla birleştirmek ve böylece eriyip kaybolmasını sağlamak amacı ile dayanaksız ve yanlış söylemlerle, propagandalarla gençleri yanıltılmak, kesinlikle demokratik hak sayılamaz.
Çağdaş ülkelerde kişilerin demokratik hakları yanında, ülkenin ve halkın genel çıkarlarını koruyan mekanizmalar da vardır.
Dünyanın hiçbir ülkesinde, kişi, kuruluş ve tabela partilerinin, yabancıların çıkarına ve kendi ülkesinin aleyhinde uğraşması, demokratik hak olarak görülmüyor.
Hele devlette görevli olan kişilerin, hiçbir sıfatla, yabancılara hizmet etmesine ve kendi devleti aleyhinde faaliyetlerde bulunmasına, izin verilmiyor.
Çağdaş ülkelerde, demokratik haklar yanında, kötü niyetli kişi, kuruluş ve örgütlerin, ülkeye zarar veren faaliyetlerine göz yumulmaz.
KKTC’de ise,bin bir güçlükle ve fedakarlıkla kavuştuğumuz özgürlüğümüz ve devletimiz aleyhinde yürütülen yıkıcı kampanyalar, demokratik hak olarak yutturuluyor.
Devlete sahip çıkması gerekenler de anlaşılması zor bir tutum içinde, halkımız aleyhinde yürütülen bu üzücü ve zararlı kampanyaları sessiz kalarak cesaretlendiriyor ve salgın bir hastalık gibi,yaygınlaşmasına sebep oluyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40