İzmir Kordonboyu’nda oturuyorum, kalabalık bir grup yolda yürürken ikisi yanıma yanaşıyor.
Hoş-beşten sonra biri soruyor;
‘Ne olur UBP’nin durumu’ diye
Aileyi tanıyorum, CTP kökenli ama bayramda bile İzmir’in temiz ve bayraklarla donatılmış sokaklarında yürürken sohbet konusu UBP kurultayının sonuç ve bundan sonra olacakları.
Sizce ne olur diye soruyorum;
“UBP gitsin ki bizimkiler gelsin’ diye cevaplıyorlar.
Sonra el sıkışıp ayrılıyorlar.

Havaalanında bir bey ben kitap okurken önce yaklaşıyor.
Tepeden tırnağa süzüyor, sonra ayrılıyor.
Büfeden bir kahve söyleyip mekan değiştiriyorum.
Aynı bey bir kez daha yanaşıp, ‘Levent bey siz misiniz?’ diye soruyor.
Hem ekranlardan hem gazeteden tanıdığını söyleyip hemen o müthiş soruyu patlatıyor;
“Sizce ne olur mahkeme sonucu” diye…
Tahminimi söyleyip bu kez ben yapıştırıyorum soruyu,
‘Peki ya sizce ne olur?’
Cevap şu;
“Ben hayatta UBP’ye oy vermedim, onun için ilgilendirmez…”

Adaya geldikten sonra telefonlar çalmaya başlıyor.
Çoğu bayram kutlaması ama sohbet sonunda sorulan soru aynı;
“UBP’nin durumu ne olur?”
Onlara diyorum ki ben biraz uzak kaldım, taze haberler sizde…
Partilisi partisizi UBP ile bozmuş aklını…
Ne geçim derdi, ne parasız geçen bayram ne Ercan’daki rezil görünüm ne de Lefkoşa’daki yaygın hastalıklara doğru giden çöp sorunu…
Varsa da yoksa da UBP’nin geleceği tartışılıyor.

UBP’liler ne kadar övünseler haklılar.
Belki şu sıralar ülkenin dörtte üçü UBP’ye muhalif duruş sergiliyor ve ‘gitsinler artık’ diyor ama, gerçekte UBP ülkede öyle bir sinerji yarattı ki, diğer bütün partilerin toplamının yapamadığı kadar kendisinden söz ettirmeyi başarıyor.
Reklamın iyisi-kötüsü meselesi.
Muhalefette birleşemeyen ve cılız sesler çıkaran partiler oldukça, UBP’yi tahtından indirmek şimdilik zor görülüyor.
Ama İrsen Küçük’lü ama Ahmet Kaşif’li…
Gerisi de zaten teferruat…



Kabak müdürlerin başına patlayacak!

KKTC’de petrol dolum tesisinin olması ülkeye ne getirir bilmiyoruz.
Belli ki birileri sırf cep doldursun diye tezgahlanmış bir olay.
Ülkenin büyük bir kısmı ne idüğü belirsiz tesislere karşı koyarken hükümet kafaya takmış bir kere.
Tüm tepkilere rağmen komiteyi de kurdular.
Komite müdürlerden oluşmuş.
Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi Müdürü, Çevre Koruma Dairesi Müdürü, Jeoloji ve maden Dairesi Müdürü, Sanayi Dairesi Müdürü, İçişleri Bakanlığından ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’ndan birer müdür.
Burada iki önemli konu var, birincisi müdürlerin petrol konusunda ne kadar uzman oldukları sorusu.
İkincisi de Allah korusun ileride bir kaza bela olursa komitede oldukları için kabağın müdürlerin başında patlayacak olması.
Asıl karar verenler ise her zamanki gibi yine yırtacak.




MESAJ KUTUSU

Sayın Derviş EROĞLU, bayram boyunca boş oturmayıp bolca parti delegelerini ziyaret ettiğiniz gözlemlenmiş. Bu kadar gezip halkın arasına karışmasaydınız bunca yıl devletin tepesinde olmazdınız değil mi?

Sayın Meral EROĞLU, parti tabanından çok sayıda kişi olgunluk gösterip şu mahkeme olayından vazgeçmenizi isteyen mesaj göndermiş. Zira mahkemelik olursanız uzun süre Türkiye basınının diline düşeceğiniz söyleniyor. Siniriniz geçmiştir artık değil mi?

Sayın Ahmet KAŞİF, İrsen beyi ne genel başkan ne de başbakan olarak tanımıyorsunuz ama bayramda gidip partide kendisini bu makamlarda oturan bir kişi olarak kutladınız. Partilinin de gözünden çıkmadı, bilesiniz.

Sayın Ahmet ZAİM, Rumların trafik cezalarının bir kısmının iptali kararından sonra Kuzey’den kızgın sesler yükselmeye başladı. Vatandaş diyor ki Rumların trafik cezalarını bundan böyle gazino sahipleri ödesin. Hiç de fena fikir değil yani.

Sayın Talip ATALAY, dairenize ücretsiz gelen koltuk takımlarını din adamlarına 120 TL’ye sattığınız iddia ediliyor. Hoş büyük bir para değil ama yine de bazı din adamları bu olaya fena tepki gösteriyor, haberiniz olsun.

Sayın Mehmet ÇELEBİ, bayram tatilini iyi değerlendirip bölgede bolca ziyaret gerçekleştirdiğiniz ve siyaset konusunda nabız yokladığınız söyleniyor. Bu işi fena taktınız ya şimdiden hayırlı ve uğurlu olsun.

Sayın Ercan KÜÇÜK, Res-Bir’in sizden sonra ne tadı kaldı ne tuzu. Artık yönetimi devralmak kaçınılmaz oldu diyorlar. Böyle giderse birlik bozulacak ve parçalanarak iki tane örgüt olacaksınız.

Sayın Ertuğrul HASİPOĞLU, internet sitesi olmayan tek parti olarak doğrusu epey eleştiri aldınız. Parti genel sekreteri olarak bu tür işler size düşüyor. Biraz teknoloji özürlü olsanız da işin uzmanlarına danışabilirsiniz.

Sayın Erol ATAKAN, kalabalık bir gurupla bayramda İzmir’i fethedip ilk kurşunu da sıktığınız görülmüş. Hele de akşamları rakı-balık sofralarınız gözlerden kaçmamış. Afiyet bal şeker olsun.

Sayın Kemal Deniz DANA, bayram boyunca ailenizle birlikte bayramlaşmayıp çöp toplama işlerini yönetmişsiniz. Bir de istifa etmekten bahsediyorsunuz. Sizden önce istifa etmesi gereken o kadar çok kişi var ki, takmayın böyle şeyleri kafanıza…

Sayın Reha ARAR, Otoman Restoran beklendiğinden daha da mükemmel olmuş. Özellikle konsept bakımından eşi benzeri yok diyorlar. Bir de müzik konusunda hassasiyet gösterip batı değil de doğu müziği tercih ederseniz çok daha iyi olacak diyorlar.

Sayın Kemal DÜRÜST, uzun bir aradan sonra bayram namazında eski makamınızın yeni sahibi Mutlu Atasayan ile bayramlaşıp sohbet ederken görülmüşsünüz. Kendisine bazı taktikler de verdiğiniz söyleniyor.

Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, İskele’de çiçekçilik yapan bir partiliye devletten tam 1 trilyonluk çek çıkmış diyorlar. Bu kişi ile yakın akrabalık filan yok değil mi? Eğer varsa yandığınız gündür.

Sayın Sunat ATUN, hurmalar ve kokulu tespihler bitmeden birkaç tane bir köşeye ayırsanız diyoruz. Her tespih çekişimizde size bolca dua edip Allah’dan sağlık ve sıhhat dileyeceğiz.

Sayın Hasan TAÇOY, artık Lefkoşa küçük gelmiş olsa gerek İskele’deki etkinliklere de katılmaya başlamışsınız. Acaba seçim sistemi değişebilir düşüncesi ile mi Başkent sınırları dışına çıkmaya başladınız?

Sayın Turgay AVCI, kayınvalidenizin Ankara’dan getirdiği sarmaları yerken telefonları bile kapatarak tek bir tane bile fire vermemişsiniz. Özlem hanım bakalım bu kadar maharetli ellerden sonra sizi nasıl memnun edebilecek?

Sayın Savaş BOZAT, dünkü istifa çağrısı geç kalınmış bir çağrı olarak nitelendirildi. Kasım ayı başından itibaren belediyede yeni gelişmeler var. İpin ucunu kaçırmamaya çalışın.

Sayın Derviş DOĞAN, siz hala iftar sofralarında mı takılıp kaldınız yoksa. Ne yani devletin kasasından birazcık para gittiyse dünyanın sonu mu geldi? İftar sofralarında masa altındaki viski şişelerini sanırız görmemişsiniz.

Sayın Şenay EKİNGEN, güven veren siyasete ihtiyaç olduğu konusunda hemen herkes sizinle hem fikir. O zaman artık kadınları siyasette öne ittirme zamanı gelmiştir değil mi? Biraz cesaret gösterirseniz kötü gidişata dur diyebilirsiniz. Yeter ki kadınlar birbirlerinin önüne taş koymasın.

Sayın Fikri ATAOĞLU, bölgede 300 kadar UBP’liye fena halde taktığınız ve yakında transferlere başlayacağınız iddia ediliyor. Evdeki bulgurdan olmazsınız değil mi?




Günün Fotoğrafı





Günün Fıkrası

Devlet başkanı


Devlet başkanıyla eşi halk arasına inerler. Gezerlerken bir dükkandan bir adam çıkar ve devlet başkanının eşiyle samimi bir şekilde sohbet eder. Başkan meraklanır:
- Kimdi bu adam?
- Lise aşkım. Neredeyse evleniyorduk, sonra anlaşamadık.
- Ne şans senin için, onunla evlenseydin, böyle basit bir
dükkanın sahibiyle evli olacaktın şimdi...
- Bilmem. Bence o devlet başkanı olacaktı...



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40