Bu site ile birlikte Demokrat Bakış gazetesinde de yayınlanan, “Bağımsızlığını Kaybetme Tehlikesindeki Türkiye ve KKTC’nin Geleceği” başlıklı makalem, birçok kesimden farklı tepkiler aldı.

Yanlış anlama ve yorumlara sebebiyet vermemek için maksadımı bir kez daha anlatmama müsaade buyurun.

Küresel emperyalizm, pek çok ülkeye uyguladığı gibi Anavatan Türkiye’yi de dış borç ve sıcak para sarmalına almıştır. Bu sayede, sıcak para ve dış borç tuzağına düşürdüğü Türkiye’nin içerde ve dışarıda bağımsız ve milli çıkarlar doğrultusunda hareket etmesine engel olmaya çalışmaktadır

Dış baskılar sonucu uygulamaya konulan pek çok gayrı milli icraat, yine dış güçlerin kontrolündeki mütareke basını vasıtası ile kamuoyuna farklı bir şekilde yansıtılmakta ve Türkiye insanı üzerinde muazzam bir “Toplum Mühendisliği” oyunu oynanmaktadır.

Mesela geçmişte “Ermeni Açılımı” diye kamuoyuna yutturulmaya çalışılan ve Azerbaycan ile Türkiye’nin ilişkilerini onarılamayacak şekilde sarsan proje, tamamen dış güçlerin Türkiye’ye empoze ettiği bir proje idi.

Şayet Azerbaycan aydınlarının ve hükümetinin sert tepkileri ve onların Türkiye kamuoyunu harekete geçiren çalışmaları olmasaydı, bu gün Türkiye-Ermenistan sınırı açılmış, Trabzon limanı da Ermenilere tahsis edilmiş olacaktı.

Türkiye’yi yöneten Hükümetlerin, dış güçlerin baskılarından zevk aldıklarını ve gayrı milli icraatları, hoşlarına giderek yerine getirdiklerini söylemek yanlış olur elbette.

Türkiye’nin içine düştüğü bu sarmaldan kolaylıkla çıkması beklenmemelidir. Türkiye’nin iç ve dış politikasına yön veren bu küresel güç odakları, yarın Kıbrıs konusunda da Türkiye’ye hiç hoşumuza gitmeyecek bir takım politikalar, planlar ve projeler empoze edebilirler.

Türkiye, geçmişte dış baskılar sonucu iki defa Kıbrıs’ı gözden çıkarmıştı.

İlkinde, Rus işgalinden kurtulmak için Kıbrıs’ı İngilizlere devretmişti.

İkincisinde, Lozan anlaşmasını kotarabilmek için Kıbrıs üzerindeki tarihi haklarından vazgeçmişti.

Her iki olayda da Anavatanın menfaatleri söz konusu olduğu için, Kıbrıs Türkü kendini feda etmiş, sahibi ve yöneticisi olduğu bu Ada’da üçüncü sınıf halk pozisyonuna düşmüştü

Ama derelerin altından çok sular geçti.

Artık Kıbrıs Türklerinin şanla şerefle kurduğu bir Devletleri var.

Dış güçlerin oyunlarını bozmak ve Kıbrıs konusunda Türkiye’ye baskı yapmalarına engel olmak için, süratle KKTC’yi Türkiye’ye bağımlılıktan kurtarmak zorundayız.

KKTC ve Türkiye ilişkileri sadaka alan ve veren, yöneten ve yönetilen, üst-alt birim ilişkisi değil, karşılıklı mütekabiliyet esaslarına dayanan iki dost ve kardeş ülke haline geldiği gün, Türkiye’nin de üzerinden büyük bir yük kalkmış olacaktır.
.
KKTC’nin başına çöreklenmiş kişiliksiz ve beceriksiz memur tipli yöneticilerimizin sırf Türkiye’deki iktidarlara şirin gözükmek, yağ çekmek ve daha fazla para koparmak için sürekli olarak “Türkiyesiz yaşayamayız” şeklindeki söylemleri artık gına gelmiştir.

“Türkiyesiz Yaşayamayız” sözü, kendini yönetmekten aciz, ehliyetsiz, liyakatsiz ve kişiliksiz politikacıların, kendi beceriksizliklerini kamufle etmek için kullandıkları bir sözdür.

Biz, KKTC’yi artık Türkiyesiz de yaşayabilecek bir konuma getirmek zorundayız.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40