Yıllar yılıdır KKTC’de iki anlayış süregeliyor.
Birinci anlayış; “Türkiye versin, hatta daha fazlasını versin. Biz de yiyelim” anlayışı.
İkinci anlayış; “Biz kendi imkânlarımızla projeler üretelim. Kendi kaynaklarımızı sonuna kadar zorlayalım. Eksilirsek Türkiye’den katkı talep edelim” anlayışı…
Bu iki zihniyeti anlatmak için iki örnek vermeme müsaade buyurun.
Büyükkonuk Belediyesi ,İskele Bölgesinin en gariban Belediyelerinden biridir.
Belediye buraya bir Sosyal tesis kazandırmak için bir proje hazırlamış ve finansman için Türkiye Yardım Heyetine sunmuştu.
Yardım Heyeti de, Anavatan Türkiye’nin tüyü bitmemiş yetiminin hakkından kesip buraya gönderdiği paralardan 1.800.000 TL ayırarak bu projeyi hayata geçirmişti.
Güzel değil mi?
88 Dönümlük bir alan üzerine kurulu bu tesiste 48 yatak kapasiteli 13 Bangalov, Yüzme havuzu, Halı saha, Piknik alanı ve Restaurant vardı.
Bu tesisten amaç; hem bölge halkına hizmet, hem de Belediyeye gelir getirmesiydi.
Şimdi sıkı durun. 2010 yılında açılan bu tesis daha iki yılını doldurmadan 49 yıllığına ihalesiz alelacele ÖZOK firmasına peşkeş çekildi...
Hem de İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun verdiği önerge doğrultusunda Bakanlar Kurulu kararı ile.
Aylık kirası kaç para biliyor musunuz?
1 milyar TL.
Sadece halı sahanın 2 günlük parasıdır bu?
Bu nasıl bir soygundur, bu nasıl bir ahbap çavuş ilişkisidir söyler misiniz?
Peki, tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan 1.800.000 TL’yi veren Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri niçin bu soyguna müdahale etmemiştir…
Geçelim,
KKTC’de ki ikinci anlayışa örnek ise, Tatlısu Belediyesi.
Tatlısu Belediyesi de tıpkı Büyükonuk Belediyesi gibi deniz kenarına bir Sosyal Tesis projesi hazırladı.
Toplam 600.000 TL ye mal olacak bu tesis için kendi bütçesinden 125.000 TL ayırabildi. Geri kalan meblağ için Türkiye Yardım Heyetinin kapısını çaldı.
Yardım Heyeti de 475.000 TL verdi ve tesis 2007 yılında hizmete açıldı.
O gün bugündür tesis hem bölge halkına hizmet veriyor, hem de Tatlısu’lu gençlere istihdam imkanı sağlıyor. Ayrıca Belediyeye hatırı sayılır gelir getiriyor.
İşte KKTC’nin ihtiyaç duyduğu anlayış budur.
Bir tarafta, kendisi hiçbir katkı koymadan 1.800.000 TL’ proje bedelinin tamamını Yardım Heyetinden alan, sonunda da tesisi başkasına peşkeş çeken Büyükkonuk Belediyesi.
Diğer tarafta, kendi kıt imkânlarını sonuna kadar zorlayan, geri kalan para için yardım alan ve sonunda bölgeye gelir getiren, gençlere istihdam sağlayacak bir tesis kazandıran Tatlısu Belediyesi.
Peki, halkımız hangi düşünceyi kendine daha yakın buluyor derseniz: Şüphesiz tembelliğe alıştırılmış bu halk “Para bulun ve maaşları eksiksiz ödeyin. Önce çoluk çocuğumu, sonra da akrabalarımı devlette işe yerleştirin. Hatta onlara çalışmadan para ödemenin yolunu bulun. Kim bunu yaparsa benim Partim odur…” anlayışını terk etmediği müddetçe bu ülkenin populizimden kurtulması mümkün olmayacaktır.
Dolayısı ile seçimlerin birinci malzemesi de “İstihdam” olacaktır.
Bunu en son UBP Kurultayında gördük.
İktidar partisinin kurultayı içine yüzlerce insanın istihdam edildiği bir ülkenin geleceğine umutla bakmak nasıl mümkün olabilir ki?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40