Türkiye’den 1974 sonrasında Ada’ya gelerek KKTC vatandaşlığını hak eden Türklerin durumunu “illegal” olarak gören ve Ada’nın demografik yapısının bu şekilde değiştirildiğini öne süren Rum Yönetimi’nin müzakere sürecinde barışın ön şartı olarak Türkiye’den gelen 45 bin Türk’ün geri gönderilmesini hatırlatmakta fayda görüyorum. Lakin bir yandan da Rum tarafı 1974 sonrasında 100 bini Yunanistan’dan olmak üzere göç eden 250 bin kişiye verilen “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığının Ada’nın demografik yapısını değiştirip değiştirmediğini de siz hatırlatın lütfen.
Yunanistan’dan aldığı cesaretle GKRY de yıllardır PKK’ya destek veriyor. Lefkoşa’nın Rum kesiminde Orpfeas Caddesi, 16 numarada bulunan ve 1988’de kurulan “Kıbrıs Kürdistan Dayanışma Komitesi” organizasyonun merkezini oluşturmakta ve PKK, Rum kesimindeki her türlü faaliyetini bu merkezden yürütüldüğü çok açık konuşulmaktadır. Rum Enformasyon Dairesi’nce desteklendiği iddia edilen bu komiteden başka 1990’da faaliyete geçen “Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi” (ERNK) ve “Kürt Demokratik Halk Birliği” (YDK) de Lefkoşa’nın güney tarafında faaliyetlerini sürdürdüğü de kulaklara fısıldanmaktadır . PKK üyelerinin askeri eğitimini sağlamak amacıyla Trodos, Maşera ve Stavrovoru’da kurulan terör kamplarının da faaliyette olduğu, Rum subayların teröristleri eğittiği, PKK’nın 400 militanının GKRY’den maaş aldığı iddialar arasındadır
PKK’nınFaaliyetlerinin KKTC’ye Kaydırılması Süreci
2005’in Ocak ayında Suriye’de Şam yakınlarındaki bir çiftlik evinde bir araya gelen Rum temsilciler ve Suriye’deki bazı Kürt siyasetçilerin, beş saat süren bir toplantı yaparak Rumlar’ın Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni “Kuzey Kürdistan”; PKK’lıların da Kıbrıs’ın tamamını Rum yönetimindeki “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıması kararına varmaları iddiaları uzun vadeli işbirliğinin göstergesidir. Aynı toplantıda teröristlerin kuzeyde etkin olmaları, eylem ve baskılarla huzuru bozup halkı göçe zorlamaları kararına varılmış kısa süre sonra da karar fiiliyata dökülmüştür. Özellikle de 23 Nisan 2003’de KKTC-GKRY arasındaki kapıların açılmasının ardından KKTC’ye gelen Rumların KKTC sınırları içerisinde yaşayan birçok PKK destekçisi Kürt ile ilişki haline geçtiği iddia edilmektedir. Ziyaretlerin Karpaz, Lefkoşa, Minareköy bölgelerine yoğunlaştığı, KKTC üniversitelerinde okuyan Kürt öğrenciler üzerinde örgütlenme çabasının sürdürüldüğü, Kürt kökenli öğrencilere örgüt propagandası karşılığında burs sağlandığı ve hatta basına yansıtılmayan ama ciddi çatışmaların da üniversite yurtlarında yaşandığı iddialar arasındadır. Öte yandan Moldovalı beyaz kadın ticareti tekelini elinde bulunduran PKK’nın bu faaliyetini KKTC’deki hayat kadınlarına da yaydığı iddiası dikkate alınmalıdır. Açıkçası, KKTC’deki uyuşturucu ve kadın ticaretine ilişkin tutuklama haberleri bir başka açıdan daha değerlendirilmelidir. Görülüyor ki PKK, yine Türkiye’yle hesabı olan bir başka devlette kendine bulduğu yer ve destekle düşmanlığını Ada’dan üstelik de eylem, yürüyüş ve gösterilerini üniversitelerde topladıkları yandaşları yardımıyla KKTC’ye de taşıyarak sürdürmektedir. 2005’deki Şam zirvesinde ulaşılan kararın temel hedefinin KKTC’ye eylem ve baskılarla sirayet ettirilecek bir huzursuzlukla Ada Türkleri’nin göçe zorlanması olduğu düşünülecek olursa PKK aslında bir yandan da GKRY adına çalışmaktadır çıkarımı yapılabilecektir.
KKTC makamlarının “PKK faaliyetleri içerisinde aktif rol oynadıkları -ve bölgede komite içerisinde yer alan lider konumunda şahıslar oldukları- için KKTC güvenliği açısından vatandaşlıktan çıkarılmaları ve aileleriyle birlikte sınır dışı edilmesi” kararı aldıkları bazı kişilerin daha sonra KKTC’ye tekrar alınmaları konusu önemle incelenmesi kanaatindeyim. 2001 yılındaki UBP-DP koalisyonu döneminde, PKK ile işbirliği yaptıkları gerekçesiyle ve terör örgütü adına para topladıkları, 1993 yılında Gazimağusa bölgesinde bombalı eylem yaptıkları ve yaralı teröristleri KKTC’ye getirerek tedavi ettirdikleri iddiaları nedeniyle vatandaşlıktan çıkarılarak sınır dışı edilen bazı kişilerin KKTC’ye giriş yasakları, dönemin hükümeti tarafından aldığı bir kararla 2004’teki Annan Planı referandumundan üç gün önce kaldırılmıştır. Burada ilgi çeken nokta, bu kişilerin 20 Şubat 2005′te yapılan erken genel seçimlerde ve 17 Nisan 2005′te yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yakınlarıyla birlikte CTP’ye oy sağlamak için 15 bin doğulu ve güneydoğulu seçmen içinde yoğun bir siyasi çalışma yaptıkları iddiasıdır. Keza bu kişilerin yine aynı çevrelerde referandum için “evet” oyu verilmesi yönünde etkin çalışmalar yaptıkları iddialar arasındadır.
Şimdi sormakta fayda görüyorum. “PKK faaliyetleri içerisinde aktif rol oynadıkları ve bölgede komite içinde yer aldıkları” gerekçesiyle KKTC’nin güvenliği açısından 2001 yılında vatandaşlıktan çıkarılan iki kişiye 11 Şubat 2015’te vatandaşlıkları iade edildi. Neden?
Anavatan Türkiye PKK’yı kökten bitirmeye kararlı ve de inşallah bitirecek. Peki ya biz… Kim, ne adına ne yapmaya çalışıyor…. İzlemeye devam…
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40