banner116

“ANASTASİADİS'İ YENİ BİR SINAV BEKLİYOR”

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs'ta şu ana kadar barış olmamasının sorumlusunun, 2004'te 'hayır' diyen Kıbrıs Rum tarafı olduğunu belirterek, o dönem “evet” kampanyası yapan Rum Yönetimi yeni başkanı Nikos Anastasiadis'i yeni bir sınavın beklediğini söyledi.

“ANASTASİADİS'İ YENİ BİR SINAV BEKLİYOR”

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs'ta şu ana kadar barış olmamasının sorumlusunun, 2004'te 'hayır' diyen Kıbrıs Rum tarafı olduğunu belirterek, o dönem “evet” kampanyası yapan Rum Yönetimi yeni başkanı Nikos Anastasiadis'i yeni bir sınavın beklediğini söyledi.

27 Şubat 2013 Çarşamba 10:11
303 Okunma
 “ANASTASİADİS'İ YENİ BİR SINAV BEKLİYOR”
Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs'ta şu ana kadar barış olmamasının sorumlusunun, 2004'te 'hayır' diyen Kıbrıs Rum tarafı olduğunu belirterek, o dönem “evet” kampanyası yapan Rum Yönetimi yeni başkanı Nikos Anastasiadis'i yeni bir sınavın beklediğini söyledi.

Davutoğlu, AK Parti Ankara İl Başkanlığı Siyaset Akademisi'nde düzenlenen, ''Lider Ülke Türkiye Yerel Yönetimler 2'' başlıklı programın açılışında konuşma yaptı.

İran'ın nükleer programı hakkında görüşünün sorulması üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin bu konudaki pozisyonunun iki ilkeye dayandığını belirterek, şöyle konuştu:

''Türkiye kimde olursa olsun her türlü nükleer silaha karşıdır. Hiçbir ülkenin ayrıcalığı olamaz. Nükleer teknoloji ise insanoğlunun ortak üretiminin sonucudur. Nükleer teknoloji elde etme konusunda her ülke eşit hakka sahiptir. Bu iki ilke yan yana konulduğunda İran'ın nükleer programının sınırları da belirlenmiş olur. İran barışçıl nükleer teknoloji için ne yapmak istiyorsa ona destek veririz. Ama nükleer silah konusunda İran'da ya da herhangi bir ülke de bunun olmaması için gerekli Uluslararası Atom Enerjisi kurallarına uymak zorundadır.''

Davutoğlu, İran'ın nükleer çalışmalarının son 10 yılda yoğunlaştığını ancak bunun aslında 40-50 yıllık bir program olduğunu anlatarak, bu konuda anlaşma sağlanmış olan tek dokümanın 17 Mayıs 2010'da imzalandığını hatırlattı.

Söz konusu dokümanın imzalanması için o dönemde 8 ayda 9 kez İran'a gittiğini anımsatan Davutoğlu, ''O anlaşma imzalanmış olsaydı, şu anda İran'ın elinde belirtilen noktalara gelecek bir kapasite olmayacaktı. Çünkü İran, gönüllü olarak az gelişmiş uranyumunu, yüzde 3,5 zenginleştirilmiş uranyumunu, Türkiye'ye verecekti. Karşılığında da İran'a yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum verilecekti. Böylece büyük bir ihtilaf takas anlaşmasıyla çözülmüş olacaktı'' ifadesini kullandı.

Davutoğlu, o dönemde bu anlaşmanın hakkıyla değerlendirilemediğine işaret ederek, anlaşmanın uygulanması yerine yeni yaptırımların gündeme geldiğini ama netice alınamadığını, Türkiye'nin söz konusu yaptırımlara karşı tutumunu açık biçimde ortaya koyduğunu dile getirdi. Bu süreçte 2,5 yıl zaman kaybı yaşandığını, tansiyonun da yükseldiğini belirten Davutoğlu, ''Şimdi de bir an önce bu müzakerelerin canlanması ve barışçıl yollarla buna çözüm bulunmasını istiyoruz'' diye konuştu.

KIBRIS MESELESİ

Davutoğlu, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde yapılan seçimler ve müzakere süreci ile ilgili son durumun sorulması üzerine ise ''Kıbrıs'ta şu ana kadar barış olmamasının sorumlusu Türkiye ve KKTC değil, 2004'te 'hayır' diyen Kıbrıs Rum tarafıydı'' ifadesini kullandı.

O dönemde ''evet'' kampanyası yapan Anastasiadis'i yeni bir sınavın beklediğini belirten Davutoğlu, ''Anastasiadis o tutumunu sürdürür ve yeni bir barışın önünü açarsa, karşılığını mutlaka görür'' dedi.

Davutoğlu, son dört yıldır Hristofyas döneminde başlayan müzakerelerde süreci yavaşlatanın hep Kıbrıs Rum yönetimi olduğunu vurgularken, Türkiye'nin adada eşit haklara dayalı, çift kesimlilik esasında bir barışın gerçekleşmesine inandığını ama önemli olanın karşı tarafın da buna inanması olduğunu ifade etti.

Davutoğlu ayrıca Anastasiadis yönetiminin bu yönde bir tavır sergilemesi durumunda, müzakerelerde de bir ivme gözleneceğini kaydetti.

AB SÜRECİ

Bir soru üzerine Davutoğlu, İngiltere'nin Türkiye'nin AB üyeliğine açık desteği olduğunu, Almanya ve Fransa'da ise böylesine bir desteğin bulunmadığını anlatarak, İspanya, İsveç, İtalya gibi ülkelerden oluşan ''Turkey Focus'' adlı Türkiye'nin üyeliğine destek veren bir oluşumun zaten AB içinde bulunduğuna işaret etti.

Bu ülkelerle yakın bir şekilde çalışıldığını söyleyen Davutoğlu, ''Bir taraftan Almanya ve Fransa'yı bu konuda müdahil olmaya çalışıyoruz, bir taraftan da Türkiye'nin üyeliğine sıcak bakan bu ülkeleri daha aktif hale getirmeye çalışıyoruz. Nihayetinde Avrupa'nın kaderi Türkiye olmadan yazılmamıştır, bundan sonra da yazılamaz. AB'nin alacağı karar, atacağı adımlar bizim geleceğimizden çok AB'nin geleceğini olumlu yönde etkileyecektir'' dedi.

Davutoğlu, 1997'de oluşturulan D-8'in zaman içinde geliştiğini de kaydederken, son yıllarda D-8'in yeniden yapılandırılması için büyük bir hamle içine girildiğini belirtti.

Türkiye'nin geçmişte de D-8'i aktif olarak kullanmak istediğini ancak D-8 içindeki bazı ülkeler arasındaki ilişkilerin istenilen düzeyde olmadığını bildiren Davutoğlu, ''D-8'i çok önemli bir uluslararası forum olarak en etkili şekilde değerlendirmeye çalışacağız'' ifadesini kullandı. 
Son Güncelleme: 27.02.2013 10:18
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.