Önceki gün istiklal marşımızın kabulünün 92. yıldönümü idi..

Milli şairimiz Akif, İstiklal Marşını yazarken “Allah, bir daha bu Millete İstiklal Marşı yazmayı nasip etmesin” demişti.

Akif, İstiklal Marşını Türk Ordusuna armağan etmişti.

Çünkü bu Ordu, Milletin bağrından çıkmış Milleti ile bütünleşmiş ve nihayetinde Türkiye Cumhuriyetini kurmuş bir Orduydu.

Tabiatı ile bu Devleti koruyacak olan da bu Orduydu...

Bu Orduyu diğer Ordulardan ayıran birçok fark vardır.

Bir kere modern anlamda kurulan dünyanın en eski Ordusu, Türk Ordusudur.

Ve bu kahraman Ordu bu yıl 2222.kuruluş yıldönümünü kutlamaktadır.

Türk Ordusunun kuruluş yıldönümü olarak bir zamanlar “Yeniçeri Ocağı”nın kuruluş tarihi olan 1363 yılı kabul edilmiş ve törenler düzenlenmişti.

Bu tarih yanlıştı.

Bu yanlış daha sonra düzeltildi. Ve Türk Ordusunun kuruluş tarihi olarak M.Ö. 209 tarihi esas alındı...

Bu tarihte Devletin başına geçen Mete, Türk Ordusunu da 10’lu, 100’lü, 1000’li ve 10.000’li rakamlara bölerek tanzim etmiş başlarına da onbaşı, yüzbaşı, binbaşı ve tümenbaşı rütbelerinde subaylar tayin etmişti.

Böylece Ordunun sevk ve idaresi daha kolay olmuş, zaferlerde ardı ardına gelmişti.

1071’de bizler Anadolu’ya geldikten sonra aradan geçen 942 sene içerisinde küçük muharebeleri saymazsak girdiğimiz savaş sayısı takriben 120’dir.

Bu savaşların sadece 14 tanesinde mağlup olmuştur Ordumuz.

Dünyada bu kadar uzun savaşan ve bu kadar zafer kazanan başka ne bir Millet ne de bir Ordu vardır.

Biz Millet olarak tarih boyunca çeşitli Devletle kurduk. Devlet kurarken de Devlet için savaşırken de “Eli Silah Tutan” herkes aynı zamanda askerdir. Ordu- Millet denilmesi ondandır bize.

Bu Millet, İslamdan önce Asker ocağına gönderdiği yiğidine “Alp” veya “Alperen” diyordu.

İslam’dan sonra ise “Mehmetçik”

Niye derseniz?

Türkler Müslüman olduktan sonra, yavrularını “Yaş şehit ol, ya gazi” diyerek askere uğurladılar.

Şahadet en yüce makamdı.

Peygamberi bile kıskandıracak önemli bir makam.

Peygamberin ismi olan “Muhammet” ismi çok sevilmişti Türklerde.

Ama o isme o kadar saygılı idi ki, hiçbir çocuğuna Muhammet adını koymadı bu yüzyıla kadar. Ya “Mehemmet” dedi, ya da “Mehmet”.

Ordumuza “Peygamber Ocağı” Orduya gönderdiğimiz Askerimize de “Mehmetçik” dedik gururla.

Yıllar yılı Mehmetlerimiz kanı sebil olup aktı dünyanın dört bir yanına.

Bilir misiniz, Yemen çöllerinden Galiçya’ya kadar öyle yerler vardır ki, kilometrekare’ye 250 şehit düşer.

Oysa bugün o topraklarda kilometrekareye düşen insan sayısı 10 veya 15’tir.

Yerin altı bizimdir, üstü onların...

Bu Ordu ile uğraşmayın efendiler.

Çarpılırsınız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40