Yaşanan dönemde tarım, bütün dünyada korunan, önem verilen, desteklenen, çok özel bir ekonomik sektördür.Ülkemizde ise tarım, yerel bitkisel ve hayvansal ürün talebinin karşılanması, dış satımda en ön sırada bulunması ve en büyük istihdam alanı olması bakımından, başka ülklere göre çok özel bir konuma sahiptir.
Bu nedenle devletin, tarım kesiminde faaliyet gösteren üreticileri, olanaklar çerçevesinde, azami düzeyde desteklemesi şarttır.
Doğruyu söylemek gerekirse,geçmişten günümüze, tarım kesimine devlet bütçesinden önemli miktarda maddi yardımlar yapılıyor.
Örneğin, ‘Doğrudan Destek’ adı altında bitkisel ve hayvansal üretim yapanlara yapılan maddi yardımlar, piyasa değerinin altında hayvan yemi temini, üretimin sigortalanması,düşük faizli kredi ve üretilen sütün tümünün de, devlet güvencesi altıda pazarlanması küçümsenmeyen desteklerdir.
Fakat halen tarımda tüm kesimler, içinde bulundukları durumdan şikayetçi olduğuna göre, devletin sağladığı yardımların veriliş şeklinin, isabetli olmadığı,bu nedenle de yardımların veriliş yönteminin yeniden düzenlenmesi gerektiği ortaya çıkıyor.
İşte bu nedenle hükümetin; mevcut sorunların çözüm yollarının , destekleme yöntemlerinin belirlenmesi, ürün deseni ve kısaca sürdürülebilir yetiştiricilik için,‘Tarım Çalıştayı’ düzenlemesi çok isabetli olmuştur.
Çalıştaya, ülkemizdeki tarımla ilgili devlet kuruluşlar, bazı STÖ’ri, oda ve üreticiler yanında,Türkiye’den çok değerli tarım otoriteleri, Lefke Avrupa Üniversitesi ile Çukurova Üniversitesi öğretim üyeleri katılmıştır.
Bu çalışmadan çıkarılacak sonuçların, tarım kesiminin ileriye dönük planlamaların yapılması ve kalkındırılmasında önemli bir fırsat olacağı inancındayım.
Her konuda bize yardımlarını esirgemeyen anavatanın, ülkemizin en önemli kesimi olan tarımımızın yeniden şekillendirilmesi ve kalkındırılması amacı ile düzenlenen bu çalışmaya, en üst düzeyde uzmanlarını görevlendirerek katkıda bulunması, küçümsenemeyecek çok değerli bir destektir.
Çalıştay , iyi organize edilmiş ve Avrupa Birliğinin uyguladığı sistem içinde tüm beklentileri karşılayacak şekilde düzenlenmiştir.
Fakat, ülkemizin tarımla ilgili Sivil Toplum Örgütlerinin, üreticilerin,siyasi partilerin ve basının, çalıştaya katılımının beklenen ve gereken düzeyde olduğu söylenemez.
Oysa çalıştay herkese açık olarak yapıldığına göre, konu ile ilgilenen tüm tarafların katılması, isteklerini, beklentilerini, görüş ve önerilerini ortaya koyarak, hazırlanacak raporun şekillenmesine, katkıda bulunması gerekirdi.
Özellikle iktidara talip olan siyasi partilerin, tarımla ilgilenen yetkili kişilerini çalıştaya göndermesi ve çıkacak olan sonuç bildirgesinde pay sahibi olması gerekirdi.
Fakat, gördüğüm kadarıyla,iktidarların tarım kesimini eleştiren bir çok siyasi partinin, sivil toplum örgütünün, özellikle tüm hükümetlerin atmak istediği her adıma karşı çıkan bazı Sendikaların ve basının, bu çalışmaya gereken düzeyde ilgi göstermemiştir.
Bu çalışma özellikle, anavatandan gelecek olan suyun değerlendirilmesi bakımından oldukça yararlı ve yol gösterici olacaktır.
Bu nedenle çalıştay’ın düzenlenmesini sağlayan ve katkı koyan herkesi, ülkemiz tarımına yaptıkları hizmetten dolayı kutlamak gerekir.
Çalıştay 2014 yılında uygulanacağı açıklanan ‘Tarım Master Planı’na ışık tutacaktır.
Yalnız hazırlanacak Master Planında, anavatandan suyun gelmesi ile sulu tarıma geçilebilmesi için, büyük iş gücüne gereksinim duyulacağı mutlaka dikkate alınmalı.
Hükümetin basiretsiz nüfus politikası ve hatalı muhaceret uygulamaları sonucu,son zamanlarda 80,000 dolayında Türkiyeli soydaşımızın ülkemizden ayrılması bir yana, geriye kalanların da büyük bir kısmı ayrılmağa hazırlanmaktadır.
Hükümet,iş gücü olmadan, gelecek olan suyun değerlendirilemeyeceğini, tarımın ayakta duramayacağını dikkate almalı ve geri göçü durduracak gerekli önlemleri almalıdır.
Ayrıca, sulu tarıma geçilmesi ile, ortaya çıkacak üretim fazlasının, nasıl pazarlanabileceği de peşinen dikkate alınarak çözüm yolları bulunmalı.Bu çerçevede, özellikle ihracatımızın önündeki en ciddi engel olan Mersin kapısının açılması için, en üst düzeyde ve sonuç alıcı girişimler yapılmalı.
Kuşkusuz, tarım kesiminin mevcut sıkıntılardan kurtulması ve kalkındırılması için sadece, planlamalar yapılması, projeler hazırlanması,sorunların, çözüm şekillerinin ve hedeflerin belirlenmesi yeterli değildir. Bunun yanında, hatta bundan da önce, teknokratların hazırladığı planlamalara önem verilmesi ve benimseyip uygulanması gerekir.
Oysa, Kıbrıs Türk halkı olarak, plan ve programları uygulamamada, kötü şöhrete sahibiz.Çünkü bugüne kadar hazırlanan bir çok plan, politikacı- Sendikalar elbirliği ile ,uygulanmamıştır.
İnşallah bu kez, hazırlanacak program geçmişte olduğu gibi yine demagoji malzemesi yapılmaz, uygulanır ve harcanan emekler boşa gitmez.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40