Belki bu yazının başlığı “bu bir ihbardır” olmalıydı. Arabayla Lefkoşa’da ilerler iken Lefkoşa Eziç ile yanındaki akaryakıt’ın önünde bulunan orta boy yuvarlak simetri bir taş(Ek1) gözüme çarptı.  Haliyle hemen arabayı kenara park edip taşın yanına gittim. Yanına gidince gördüm ki taşlar iki taneydi. Biri yatay biçimde yere yatırılmış diğeri ise paralel şekilde üzerinde konulmuştu. Anlaşılan o ki her yönden kolayca görülebilmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Bunlar öyle sıradan bir taşlarda değildi. Biraz da sinirli olarak  bu taşların kimin buraya koyabileceği ihtimalini  düşünürken  hemen  oradaki akaryakıt çalışına sordum.   Ustasının o taşları  oraya koyduğunu söyledi.  Haliyle tepkim ses tonuma yansıyarak akaryakıt çalışanına ustasının bu taşları nereden aldığını sordum. Çalışan da biraz da çekinerek ustasının bir arkadaşının getirdiğini ifade etti.
Peki bu taşların hikmeti neydi? Ben taşları nereden tanımıştım?
Ben bir alelacele çocukluğumun gençliğim geçtiği ve yaşadığım yer olan Dikmene gitmek için yola çıktım.  Bu taşları ben Yukarı dikmende bulunan harabe durumda olan eski değirmende görmüştüm. Yoksa bu taşlar bizim değirmendeki taşları mı diye yol boyu düşündüm. Taşların üzerinde bulunan kabartmadaki amblem aynıydı.  Neyse ki bizim köyün değirmen taşları yerindeydi. (EK 2)
Öyle ise taşlar hangi değirmene aitti.  
İlk olarak aklıma Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği Yayını  ve alan da öncü bir çalışma olan  Nurbanu Tosun  Soyel’in 2012 basımlı   Kuzey Kıbrıs’taki  Tarihi Su Değirmenleri ve Kırsal Peyzajın parçası olarak  korumalar için öneriler adli çalışması geldi.
Soyel’ın çalışmasında taşlarda olan kabartmalı damga da yazan  “Marque Fabrique Deposee”  isminin bir Fransa firması  olduğu belirtmektedir(Soyel,2012:103). Soyel, Fransız değirmen taşlarının ürünün kalitesini artırdığını ve Fransız firmasının ada da en iyi buğday öğütücü taşları  olarak da değer gördüğünü ifade etmektedir(Soyel,2012:84).
Soyel’in saptamalarına göre“Marque Fabrique Deposee” damgalı olan taşlar Dikmenin yanı sıra   Değirmenlik ve Lapta değirmenlerinde görüldüğünü söylemektedir(Soyel,2012:103). Tabi ki  taşlar Güneydeki değirmenlerinden sökülüp  getirilmediyse…
 Bana kalırsa Akaryakıt sahibi bu taşların ne olduğunu bilmiyor. Anlaşılan o ki  şekil  ve cismı hoşuna gitmiş olacak ki  görsel bir güzellik olsun diye  taşları oraya yerleştirmiştir. Maalesef bu da bize tarihi eserler konusunda halkımızın oldukça bilgisiz olduğunu göstermektedir.  Bu konu da halkın bilinçlendirilmesi zaruridir. Her hoşumuza ve beğendiklerimizi evimiz ya da iş yerimizin önüne koyamayacağımızı bilmemiz gerekmektedir.
Her şeye rağmen bu taşlar tarihi ve manevi öneme sahiptir. Eski eserler ve müzeler dairesi bu iki değirmen taşını oradan alıp koruma altına alması gerekmektedir.
Bu tarihi değirmenleri restorasyon yapılmasının gerekliliği yanında bu tarihi yapıların korunmasının da elzem olduğu bu olayda görülmektedir.
Ha bu yapılır mı? Hep birlikte göreceğiz.  O yüzden diyorum ya ne olacak bu memleketin hali…



(EK1a)  Akaryakıt sahibinin iş yerinin önüne koyduğu tarihi değirmen taşları


(EK1b) Akaryakıt sahibinin iş yerinin önüne koyduğu  tarihi değirmen taşları sol alt  köşesinde Fransız şirkete ait kabartma bulunmaktadır.



(EK2a)  Yukarı Dikmen’de bulunan tarihi değirmen ve sol alt bölümde taşı atıl vaziyette durmakta. Dikmen belediyesi bir dönem köydeki  tarihi değirmenleri topluma kazandırmak için girişim yapsa da malesef sonu hüsranla bitti. Halen bu değirmenler harabe şeklindedir.


(EK2b) Yukarı Dikmendeki değirmen taşları, değirmenin hemen yanında atıl vaziyette duruyor. Bunları da birileri alıp gitmeden güvenli bir yere götürülmelidir.






Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Tufan 4 yıl önce

herkesin kıbrısın çevre kültürü ve kültürel mirasına daha saygılı olması gerektiğini, tarihi eserlerin birer süs eşyası olmadığını ve benzeri hareketlerin teşvik edilmemesi gerektiğini gözler önüne seren sevgili meslektaşıma teşekkür ederim..

Avatar
Hasan Erhan 4 yıl önce

mete yazın isabetli yalnız daha eskileri de var. on yıl kadar önce enerji sempozyumu için yaptığım araştırmada resimlerini çekmiştim. ovaların tepelerin arasında terkedildi.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40