Çağdaş ülkelerde, seçimle veya atanarak işbaşına getirilenler, işgal ettikleri makamın sorumluluğunun, bilincinde hareket ederler.
Bu nedenle, ülkenin ve halkın çıkarları her şeyin üzerinde tutulur, halkı rahatsız eden sorunlara el atılır, görev ve sorumluluklarının gerektiği şekilde hizmet verilir.
Öte yandan bizim gibi geri kalmış ülkelerde, gerek seçimle, gerekse atanarak göreve getirilenler, sorumluluklarının bilincinde hareket etmez, sadece makamın nimetlerinden yararlanmaya çalışır.
Bu hatalı yönetim anlayışı nedeniyle, Devlet olanakları oy avcılığında pazarlık aracı olarak kullanılır ve yandaş kazanılarak güç elde edilir.
Genellikle tüm yöneticiler,bağırıp çağıranlara sus payı vermek dışında başka hiçbir ülke sorunu ile ilgilenmez. Devlet olanaklarını kullanma yetkisini elde ettikleri düşüncesi ile hareket eder.
Bu nedenle de işgal ettikleri makamın görev ve soruluklarını yerine getirmek, vatandaşlara hizmet etmek, sorunlara el atmak, ülkenin çıkarlarını korumak, kalkınmayı sağlamak gibi konuları, akıllarının ucundan bile geçirmezler.
Tek düşünce ve hedef, işgal edilen makamın nimet ve olanaklarından azami derecede yararlanmak ve orada daha uzun süre kalabilmektir.
Koltuk ve makam dışında hiçbir şeye önem verilmediği için, ulusal davanın baltalanması ve devletin saygınlığının ayaklar altına alınması, büyük bir şark kurnazlığı ile demokratik hak gibi gösterilir ve bu nedenle de sessiz kalınarak adeta yüreklendirilir;
En temel Belediye hizmetlerinin verilmemesi,yerleşim alanı içindeki açık kanaldan mikroplu lağım suyu akması ve çöplerin günlerce toplanmaması nedeniyle halkın sağlığının tehdit edilmesi umursanmaz;
İşsizlik, özel sektörün gerilemesi, istihdam olanaklarının azalması ve sonuçta gençlerin ülkeden göç etmesi, önemsenmez;
Devletin zarara sokulması, vatandaşların haklarının korunması ve mağdur edilmesi dikkate alınmaz;
Sivil Toplum Örgütlerinin görev, sorumluluk ve yetkileri belirlenmez ve kendi başlarına buyruk hareket etmeleri önemsenmez;
Ülkenin kaynaklarının işletilmesi,mevcut olanakların halk ve ülke yararına değerlendirilmesi düşünülmez;
Yasaların uygulanmaması, hükümete ve devlete meydan okurcasına ayaklar altına alınması, sırf oy kaybetmemek düşüncesiyle hoşgörü ile karşılanır;
Halkın parası ile satın alınan Lefkoşa Belediyesindeki makam koltuğunu, kameralar önünde, pervasızca yakanlar hakkında yasal işlem yapılmaz;
Sonuç olarak, bizim gibi şark zihniyeti ile yönetilen ülkelerde hükümetler, devleti çalıştırmak yerine çalıştırmamak için elinden geleni yapıyor.
Böylece, halka hizmet verilmemekte, ülke kalkındırılmamakta, sorunlar çözümlenmemekte.
Sonuçta gerek seçimle, gerekse atanarak makama getirilenler, ülkeye hizmet etmemeleri bir yana, bir de halkın sorunlardan bunalmasına ve ülkenin kaosa sürüklenmesine sebep oluyor.
Kuşkusuz mal mülk sahibi olmak veya Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakan,Müsteşar, Müdür, STÖ başkanı gibi bir makamda bulunmak, tüm insanların hoşuna gider.
Fakat Yunus Emre’nin ifade ettiği gibi:
‘Mal sahibi mülk sahibi,
Hani bunun ilk sahibi.
Mal da yalan, mülk de yalan,
Gel biraz da sen oyalan’
Mal ve makamın cazibesine kapılmak, onların esiri olmak, diğer değerleri önemsememek, hatadır.Yaşamın, malın, mülkün ve makamın gelip geçici ve herkesin ebedi hayat yolunun yolcusu olduğu, unutulmamalı.
Ayrıca sayılı günler çabucak geçer.Bu nedenle önemli olan,insanların geride onurlu bir geçmiş bırakması, kötü sıfat yerine, iyi sıfatla hatırlanmasıdır.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40