banner100
banner97

Müzakerelerin henüz nasıl sonuçlanacağı belli değildir ancak Rum tarafında yapılan açıklamalar, adanın kuzeyini de ele geçirebilecekleri ödünleri fazlası ile aldıklarını gösteriyor. Rum yönetimi başkanının, yeni yıl mesajında müzakerelerde aldıkları ödünleri başarı olarak gösterip ön plana çıkarması, KKTC’de kuşkuların artmasına sebep oluyor. Her şeyden önce adadaki barışın sürdürülmesi ve olası anlaşmanın bozulmaması isteniyorsa, Türk ordusunun varlığı ve garanti sistemi tartışmaya bile açılmamalı. Ayrıca, bizi temsil edenlerin, gerçekten anlaşmanın kabul edilmesinden sonra 4 özgürlüğün( mülk edinme, yerleşme, iş kurma ve dolaşma) kullanılmasına hiçbir sınırlama getirilmemesini kabul etmesi durumunda, iki kesimlilik bozulacak ve bir süre sonra Rum çoğunluk içinde azınlık durumuna düşürüleceğiz. Çünkü Rumların tümü kuzeydeki eski taşınmaz mallarından feragat etmeyip iade edilmesini isteyecek, ayrıca cazip tekliflerle kuzeydeki Türk topraklarını da satın alıp ayni Filistin Arapları gibi bizi de topraksız bırakacaklar. Çalışma hakkının tanınması ile de, Rum iş adamları ve onların işbirliği içinde olduğu güçlü kapitalistlerin kıskacı altına alınacağız. Kuşkusuz adada ‘Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum değil, Kıbrıslıların yaşadığı’ tezini savunanlar için, asimile edilmemizin hiçbir önemi olmayabilir. Fakat, normalde, kendi ulusal kimliğimizi, benliğimizi inkar etmemiz ve başka bir halkın içinde erimeyi benimsememiz, onurlu ve isabetli bir seçenek değildir. Çözümden sonra nüfusumuzun %25 olarak sınırlandırması ödününün verilmesi de hatadır .Çünkü Rumların bize karşı kullandıkları en etkin kozları, nüfus üstünlüğüdür.1/4 oranı ödünü sayesinde, bu kozlarını ellerinde tutmaları garanti altına alınmıştır. Tek egemenlik, tek kimlik ve tek uluslar arası temsil ilkesinin kabul edilmesi de büyük bir hatadır.Çünkü1960 ortaklık yönetiminde bize karşı art niyetli davranan Rum’lar kabul edilen 3 tek ilkesini istismar ederek aleyhimize kullanacaktır. Tek egemenlik ödünü, bizi devlet ve halk düzeyinden toplum düzeyine geri götürecek ve olası anlaşmanın yine bozulması durumunda, ayrılma hakkımız olmayacağından azınlık durumuna düşürüleceğiz. Tek kimlik ödünü edeniyle, aynen Batı Trakya’da yaşayan Türkler gibi ulusal kimliğimiz tanınmayacak ve buna bağlı olarak da anlaşmalara rağmen, bize karşı bir dizi hoş olmayan uygulamalar gündeme getirilecek. Tek temsil ödününün verilmesi durumunda ise, Rumların daha fazla söz sahibi olacağı merkezi yönetimin izin verdiği düzeyde dışa açılabileceğiz. Böylece birleşme sayesinde dışa açılacağımız ve uluslararası toplumun parçası olma söyleminin de aldatmaca olduğu anlaşılacak. Mülkte ilk tercih hakkının eski mal sahiplerine tanınması yanında, kullanıcının hak sahipliliğinin etkisiz duruma getirilmesi için, duygusal bağ ödününün de verilmesi durumunda, Türklere ait bir bölge kalmaması için, Rumlar eski mallarının iadesini isteyecek. Güneydeki kilise ve dış yardımlarla, inkişaf ettirilen arazileri bile Rumlar, bedelinin üzerinde ödeme yapmayı kabul ederek geri alacaklar. Söz konusu ödünlerin bazı koşullara bağlanmasının da yararı olmayacak. Çünkü Rumlar AB mevzuatına ters düştüğü gerekçesi ile, uygulanmasını engelleyecek. Sonuçta eğer gerecekten Rumlara yukarıdaki ödünler verilmiş ise, Türkler ekonomik bakımdan çökertilecek, topraksız kalacak ve göç etmek zorunda kalacak. Nüfusun marjinal düzeye düşmesinden sonra da, anavatanın fiili garantisinin dayanağı ve etkisi kalmayacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner66

banner50

banner68

banner40