Liberalizm genel olarak bireyin özgürlüğünü savunan, bencilliği öven insanların sınırlarını diğer insanların sınırlarına kadar olduğunu tanımlayan ve bunu demokrasi de hukukun üstünlüğü içerisinde çözümlenmesi gerektiğini söyleyen bir sistemdir.
Liberalizm günümüzde en çok tartışılan ayni zamanda en çok da benimsenen bir sistemdir.

Liberalizme tarihsel olarak kısaca göz atacak olursak eğer, kendisinin zamanın şartlarına göre güncelleyen bir sistem olduğunu gözlemleyebiliriz.
İlk olarak batı Avrupa da orta çağ düzenin çözülmesiyle ortaya çıkmaya başlayacaktır. Kilise tartışılmaz bir merkezi güç haline gelirken krallar da ona bağlı hale gelmişti en alt da köylüler vardı. Şimdi kilise tartışılmazdı ve her söylemi doğru kabul edilirdi o kadar ki krallar dahi kilisenin söylemlerine ya da emirlerine uymadıkları takdirde kilise onu aforoz( dinden çıkartma) edebilirdi. İşte tam da bu yüzden krallarda kilisenin her söylemini uygulardı onlara bağışta da bulunuyorlardı. Ayrıca kiliseye günahların affedilmesi karşılığı köylüler çeşitli bağışlarda bulunuyordu. Böylece kilise hem maddi hem de manevi bir merkezi güç haline gelmişti. Tabi bu durum kralların pek hoşuna gitmiyordu.

12 yy da ticaretin gelişmesiyle kent yaşamı önemli bir yere gelmiştir. Bu nokta da bu ticaret işleriyle uğraşmaya başlayan bir yeni sınıf ortaya çıkmıştır. BURJUVAZİ böylece ortak çıkarın parçaları olarak hareket eden kentli bireyler liberalizmin ilk tohumlarını atmaya başlamışlardır. Krallar, burjuvazi sınıfı ile ortak çıkar paydasında buluşuyordu. Burjuvazi uluslararası ticarete atacağı güveni sağlarken kral da düşmanlara karşı elinde devamlı, hazır, güçlü bir ordu elde ediyordu. Kralın gücü burjuvazinin mali desteğine bağlıydı. Kral bu yüzden ticareti artırıcı ve tüccarları özgür kılıcı kanunlar çıkartıyordu. Krallar kendi yetkilerini güçlendirmek için kendi krallık kiliselerini kurmaya başladı. Böylece merkezi kilisenin etkisini azaltmaya yönelik büyük bir adım atmışlardır. Lutter ve calvin gibi düşünürlerde tanrıyla insanların arasına kimsenin giremeyeceğini söylemişler ve merkezi kilisenin uyguladığı günah affettirmek için alınan bağışların bir anlamı olmadığını vurgulayarak yeni bir reform hareketi başlattılar. Böylece merkezi kilisenin gücünü azaltmayı sağladılar.

Avrupa’da aydınlanma dönemi olarak bir dönem başlamış ve liberalimiz ilk gerçek anlamda düşünürlerde bu dönemde ortaya çıkmıştır. Rönesans’ın doğurdu özgürlük ortamında ilk liberal düşünürlerdi, onlar adam Smith, jonhlocke ve kant liberalizm için ilk akla gelenlerdir.
Amerikan bağımsızlık bildirgesinde özgürlük kavramı vurgulanırken, Fransız ihtilalinde de özgürlük pekiştirildi.
20. yüzyılda ikinci yarsında liberalizm ve sosyalizm adeta bir yarış içerisine girmiş ve SSCB yıkılmasıyla liberalizm yarışı kazanmıştı. ABD de oldukça fazla etkili olsa da bugün küreselleşmenin etkisiyle çok daha fazla etki alanına sahip olmuştur.

Günümüzde ise liberalizm rakibi yine kendisi olmakla beraber, klasik liberalizmden farklı olarak modern liberalizm olarak adlandırıldı. Bu yeni liberalizm eleştirmenlere göre sosyalizm ta kendisinin olduğunu addederler.

Klasik liberaller insanoğlunu, kendi ayakları üzerinde durabilme kapasitesi çok yüksek ve rasyonel olarak bencil çıkarlarının peşinde koşan yaratıklar olarak görmüşlerdir. Klasik liberalizmde uygulamada “bırakın yapsınlar bırakın geçsinler” mantığı vardır. İnsanlar arasında sınıfsal farklar gittikçe açılmaya başladı zengin daha zengin olurken işçi sınıfı daha çok fakirleşti bunun yanında büyük sanayici küçük sanayici yok ederek onları da işçi sınıfına girmesine neden olmuştur.

Modern liberalizm toplumdaki sosyal adaletsizliği azaltmak için devletin bazı noktalara muadele etmesidir. Yani, sefalet, hastalık ve cehalet üstesinden gelme böylece yönetimlerin yurttaşlarına refah desteği sağlama teşebbüsleri söz konusu olmuştur.

Ekonomik liberalizm günümüzde basitçe tanımı söyle; devlet tüccarın önü açmaya yardım eder, Tüccarda para kazanıp devlete vergi verir. Eğer örnek verecek olursak daha da anlaşılması bakımından piyasayı akan büyük bir nehir olarak düşünürsek, devlet bu nehirdeki suyun aksamadan akmasını sağlar, içerisindeki pislikleri vesaireleri temizler. Liberalizm ise bu nehrin üzerine nerelere değirmenler kuracağına ve nasıl kar yapacağına bakmaktadır. Böylece sistemdeki çark kusursuz şekilde dönmeye başlar.

Siyasi liberalizm, demokrasinin mihenk taşlardan birisidir. Kesinlikle zenginle fakir arasındaki eşitleyen bir sistemdir. Buna göre; zengin kişinin de bir seçme oy hakkı var fakir olan kişinin de bir seçme oy hakkı vardır. Siyasal anlamda bir eşitlik söz konusudur. Ayni zamanda liberal sistemle dünyaya barış da geldiğini söyleye biliriz.

Dünya devletlerinin bir birilerin ihtiyaç açıklarını, bir birilerinden alması ihtiyaçtır. Tabi ihtiyacınızı en yakın yerden almanız onu en uygun fiyata mal etmenize sebep olur. Zorunlu olarak da yanınızdaki ülkeyle iyi geçinmeniz gerekiyor. Ticaret devletlerarası bir çıkar birliği yaratmıştır. Demek ki ticaret sayesinde dünya küçülmüş globalleşmiştir. Ticaretin doğal sonucu insanları barışa götürmektir.
Ağaoğulları söyle devam etmektedir, ticari ilişkilerde bulunan iki ulus zorunlu olarak birbirine bağlanır: birinin satın almaktan çıkarı varsa, diğerin satmakla çıkarı vardır; bütün birleşmeler karşılıklı gereksinimler üzerine kurulmuştur. Bu çıkar döngüsünde ticaret özgürlüğünü de zorunlu kılmaktadır.
Şonuç olarak Liberalizm, siyasal olarak parlatılıp ön planda sunulurken aslında diğer taraftan da insanları ekonomik olarak sömürmekten başka bir şey olmadığını söylene bilinir. Liberalizm kendini şartlara göre yenilene bilmektedir.
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40