Üsler Konusunda Girişim Yapmalıyz

Cumhurbaşkanlığının Kıbrıs müzakerelerinden sorumlu eski Özel Temsilcisi Doç. Dr. Kudret Özersay, Rum yönetimi ile İngiltere arasında Kıbrıs’taki İngiliz üsleri içerisinde bulunan taşınmaz malların kullanımı ve geliştirilmesi konusunda yapılan antlaşmanın öneminin gözden kaçırılmaması gerektiğini, bu bağlamda Kıbrıs Türk tarafının gecikmeksizin girişim yapmasının şart olduğunu açıkladı.

Üsler Konusunda Girişim Yapmalıyz

Cumhurbaşkanlığının Kıbrıs müzakerelerinden sorumlu eski Özel Temsilcisi Doç. Dr. Kudret Özersay, Rum yönetimi ile İngiltere arasında Kıbrıs’taki İngiliz üsleri içerisinde bulunan taşınmaz malların kullanımı ve geliştirilmesi konusunda yapılan antlaşmanın öneminin gözden kaçırılmaması gerektiğini, bu bağlamda Kıbrıs Türk tarafının gecikmeksizin girişim yapmasının şart olduğunu açıkladı.

17 Ocak 2014 Cuma 12:31
Üsler Konusunda Girişim Yapmalıyz
Cumhurbaşkanlığının Kıbrıs müzakerelerinden sorumlu eski Özel Temsilcisi Doç. Dr. Kudret Özersay, Rum yönetimi ile İngiltere arasında Kıbrıs’taki İngiliz üsleri içerisinde bulunan taşınmaz malların kullanımı ve geliştirilmesi konusunda yapılan antlaşmanın öneminin gözden kaçırılmaması gerektiğini, bu bağlamda Kıbrıs Türk tarafının gecikmeksizin girişim yapmasının şart olduğunu açıkladı. Bugün katıldığı bir televizyon programında üsler konusunda geçtiğimiz gün Londra’da yapılan anlaşmanın hem siyasi hem de hukuki yönden ciddiyetle değerlendirmeye muhtaç olduğu vurgusunu yapan Özersay, “eğer bu noktada gerekli girişimi yapmazsak, orta ve uzun vadede Kıbrıslı Türklerin toplumsal çıkarları tehlikeye atılmış olur” dedi.

Bu Yöntem Toplumsal Haklarımız Açısından Sorunludur
İngiliz üsler bölgesi içerisinde bulunan taşınmaz mal sahibi Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin (veya diğer gerçek ve tüzel kişilerin) insan hakları açısından bu adımın olumlu olduğunu ancak bu türden bir antlaşmanın ilgili tüm tarafların rızasını içermemesi nedeniyle sorun yaratacak niteliğe sahip olduğunju vurgulayan Kudret Özersay, Kıbrıs Türk tarafının bir yandan tüm Garantör ülkeler diğer yandansa Birleşmiş Milletler nezdinde girişim yapaması gerektiğini söyledi. Özersay “bu uzlaşı, 1960 Antlaşmalrının sadece iki tarafının, ya da daha doğru bir ifade ile “birbuçuk” tarafının antlaşma hükümlerini değiştirmeye kalkışmasıdır. Bir an için Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyetini yalnız başına temsil etmeye hakkı oldğunu kabul etseniz dahi, bu yapılan, yöntem itibariyle yanlıştır. Kıbrıs Türk tarafının ve diğer Garantör ülkelerin rızası alınmadan bu tür bir değişiklik yapılamaz” görüşünü ortaya koydu.

Siyasi Açıdan
İngiltere’nin Rum tarafıyla üsler konusunda böyle bir uzlaşmaya vararak, Avrupa Birliği içerisinde ulus-devletin ön plana çıkarılacağı, Avrupa bütünleşmesinin yavaşlatılacağı bir süreç için izleyeceği dış politikaya destek sağlamayı hedeflediğini, bu bağlamda AB içindeki başka bazı küçük üye devletlere yönelik olarak da benzer nitelikte girişimler yapmasının beklendiğini söyleyen Özersay, “Birleşik Krallık, bunun karşılığında iki şey verir gibi görünüyor. Bunlardan ilki, üsler içerisindeki özel mülk uygulamasını gevşetmesidir. Ancak burada İngilizlerin kaybedeceği bir şey olduğunu düşünmüyorum, çünkü bu devletin üsler içeirisndeki mal sahiplerinin AİHM önündeki girişimleri nedeniyle başının ağrıması zaten çok muhtemeldi. Bu hamle ile İngilizler hem üslerin AİHM tarafından sorgulanmasının önünü almış, hem de iş oralara gelmeden sorunu ada içerisinde kendisi bakımından bir ‘baş ağrısına’ dönüşmeksizin halletmiş olmaktadır. “ dedi. Özersay ayrıca İngiltere’nin Rum lider ile yaptığı ortak açıklamada, artık Rum liderliği için bir takıntı (obsesyon) halini almış olan “tek” kelimesini defalarca kullanmakla da Rum tarafına bir destek vermiş olduğunu ama burada asıl ihtiyacın “Birleşik Krallık ile imzalanacak bir ortak açıklama” değil, “Kıbrıs Türk tarafı ile imzalanacak bir ortak açıklama” olduğunun gözden kaçırılmaması gerektiğine dikkat çekti.

Hukuken Bu Yöntem Bizim İçin İleride Sorun Yaratır
Kıbrıs’ta her iki tarafın da bir yandan 1960 Antlaşmalarının hala geçerli olduğunu söylemeye devam ettiğini, ama diğer yandan belirli bazı maddelerinin “kendileri açısından bu şartlarda uygulanamayacağını” söylediklerini, İngiltere ile varılan bu son antlaşma ile yeni bir durum, yeni bir oldu-bitti yaratıldığını vurgulayan Özersay şu hukuksal noktalara dikkat çekti: “1960 Antlaşmalarının develtler hukuku seviyesinde dört tarafı vardır. Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık. Hatta bazı hukukçulara göre dört değil, beş taraf vardır. Londra’da Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum liderliklerinin iradeleri ayrı ayrı açıklanmış ve bir ortak irade ortaya çıkarmıştır. 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’ne göre çok-taraflı uluslararası antlaşmaların ilgili tüm tarafların rızası ile değiştirilebileceğinin hükme bağlandığı açıktır. Hal böyle iken, antlaşmanın taraflarından sadece bazılarının kendi aralarından diğer tarafın rızası olmaksızın onu da etkileyebilecek değişiklikler yapması, bu antlaşmayı değiştirmesi kabul edilemez.“

“Londra’da üsler konusunda varılan uzlaşı, 1960 Antlaşmalrının sadece iki tarafının, ya da daha doğru bir ifade ile “birbuçuk” tarafının antlaşma hükümlerini değiştirmeye kalkışmasıdır. Bir an için Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyetini yalnız başına temsil etmeye hakkı oldğunu kabul etseniz dahi, bu yapılan yöntem itibariyle yanlıştır. Kıbrıs Türk tarafının ve diğer Garantör ülkelerin rızası alınmadan bu tür bir değişiklik yapılamaz. Şimdi Kıbrıs Türk tarafı bu uzlaşının içeriğini, yani mal sahiplerinin mallarını kullanmasını olumlu bir şey olarak görebilir. Ancak bu yönteme itiraz etmez, bu konuda gerekli girişimleri yapıp bu toplumsal hakkımızı kayda geçirmezsek, yarın Yunanistan, İngiltere ve Kıbrıs Rum tarafı anlaşıp Garanti Antlaşmasını değiştirdik derlerse ne yapacağız? Bu üsler konusundaki anlaşma geçerli olduğu gibi o da geçerli mi olacak? Buna itiraz etmezsek, yarın ona nasıl itiraz ederiz?”

Özersay sözlerine şöyle devam etti: “Bizim rızamız alınmadan 1960 Antlaşmaları değiştirilebilir düşüncesini kabul ettiğimiz anda, kapsamlı çözüm bulma müzakerelerinin ruhuna da zarar verilmiş olur. O nedenle Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin bu konuda diplomatik girişim yapması gerektiği düşüncesindeyim” 
Son Güncelleme: 17.01.2014 12:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.