CTP Genel Başkanı Özkan Yorgancıoğlu dün katıldığı bir televizyon programında bir önceki CTP Hükümeti’nin seçimleri kaybetmesindeki en büyük nedenin ‘işyerlerinin ve özel sektör çalışanlarının’ çalışma saatleriyle ilgili yapmış olduğu düzenlemeleri gösterdi.
İşletmelerin %95’inin mikro, küçük, orta boy işletme olduğu bir ülkede, yani esnaf ve zanaatkârların ezici ağırlıkta olduğu bir ekonomide, onların doğrudan katılımı ve onayı ile yapılmış olan bu düzenlemeler herkesin hafızasında dururken, tek dileğimiz söz konusu değerlendirmenin, partisinin değil kendi şahsi düşüncesi olmasıdır.
Gerekçemiz de çok açıktır. Emek ağırlıklı bir parti çalışma saatlarinin düzenlenmesine nasıl karşı çıkar? Sermaye ağırlıklı merkez sağ ve sağ partilerden elbette ki bu beklenmemektedir. Nitekim UBP hükümetinin ilk icraatı zamanın CTP hükümetinin sınırlı olarak yapabilmiş olduğu işyeri kapanma saatlerini kaldırmak oldu.
Ancak ‘emek ağırlıklı’ bir partinin başkanı bunu yaptığı zaman, partinin niteliğiyle ilgili soru işaretleri artar.
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası, dönemin Çalışma Bakanlığı ile esnaf ve zanaatkârları temsilen önemli bir çalışma yürüterek, bu konuyla ilgili öneriler sunmuştur. Hatta zincir, tekelci özellikler göstermeyen tüm market ve işletmeler de bu önerilere destek vermişlerdir.
Düzenlemelerle ilgili bu önerileri hatırlatmak isteriz:
1. Pazar günü dinlenme günü olarak işletmeler kapalı olacaktı
2. 50 metrekare üstü işyerleri yazın saat 21:30, kışın ise saat 20:30’da kapanacaktı.
3. Berber, kuaför gibi işyerleri Perşembe öğleden sonra kapalı olacaklar ve aynı şekilde kışın saat 20:30, yazın ise 21:30’da kapanacaktı.
Peki bu düzenlemeleri yaparken amacımız neydi?
Hiç vazgeçmediğimiz, vazgeçmeye de niyetimizin olmadığı bu amaçlarımızı bir kez daha ortaya koyarak, yeniden hatırlatmakta yarar görüyoruz.
• 12-14 saat ve gece yarılarına, sabahlara kadar çalışmak zorunda kalan binlerce çalışanın çalışma koşullarını iyleştirmek, buna bağlı olarak da ülkenin en önemli sorunu olan yerli istihdamı artırmak amaçlarımızdan bir tanesiydi.
• İnsani koşular yaratamazsanız yerli istihdamı yapamazsınız. Nitekim, yabancı iş gücü dahil istihdam edilen kişiler sadece bir süreliğine bu iş yerlerinde çalışabilmekte ve sürekli yenilenmektedir. Bu durum halen daha bu şekilde devam etmektedir.
• Belki de daha önemli olan diğer bir nokta, ülkede ezici ağırlıkta olan esnaf ve zanaatkar, üretici, mikro, küçük işletmelere dinlenme koşuları sağlama yanında amaç onları haksız rekabetten korumaktı. Çünkü tekelci, zincir sermaye kuruluşları, bugün olduğu gibi kölelik koşulları altında bulundurdukları ve değişken olan işgücü sayesinde, her işi yapmaları, her işe el atmaları, ayrıca sokak arabalarına kadar yayılmış olan işyerleri nedeniyle esnaf, zanaatkar ve üreticiyi iflas ve benzer acımasız koşullara itmekteydirler.
Bu koşuları değiştiremediğimiz için bu sorunlar bugün artarak devam ediyor. Bugün orta üst, orta, küçük ve mikro işletmeler batıyorsa, kriz, kaos, derinleşmeye devam ediyorsa, istihdam sorunu toplumun en büyük sorunu olarak yaşanıyorsa, yapılmamış veya yapılamamış olan bu ve benzeri düzenlemelerden dolayıdır. Ekonomide, çalışma koşularında adelet olmayan bir ülkede, bir avuç tekelciler dışında hayatta kalan olmaz, demokrasi de olmaz. Bugün olduğu gibi…
Esnaf ve zanaatkarımızın tarihinde bugüne kadar mal olmuş sayısız mücadele içinde en haklı, en büyük ve hafızalarda yer etmiş olan, onurla taşıdığımız mücadele, çalışma saatlerinin düzenlenmesi için verdiğimiz mücadeledir.
Bu mücadeleyi karalayanlar, bizi karşısında bulmakla kalmaz. Saygısızlık olarak anlar ve öfkellendirir.
Yorgancıoğlu, üç beş tekelci sermaye grubunun sözcülüğünü yapmıyorsa, toplumun neredeyse tamamını ilgilendiren bir konuda tezini, tavrını, alternatifini derhal ortaya koymalıdır.
Çalışma yaşamı bugüne kadar devlet çalışanlarına yapılan düzenlemelerden ibaret kaldı. Geriye kalan yüzde 70 özel sektör çalışanının esnaf ve zanaatkarın hangi şartlarda olduğu, yaşadığı gündeme gelmedi, getirilmedi. Hala daha da bu yapılıyor. Oysa ki, anayasa geregi de kamunun sadece devletten ibaret olmaması, herkesi kucaklaması gerekir. Sayın Yorgancıoğlu’nun da aynı şeyi yapması, onurla taşıdığımız ve vermeye de devam edeceğimiz mücadelemizden bizi alıkoymaz, koymayacak. Bu nedenle dün talebimizi Oda olarak Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı sayın Kadri Fellahoğlu’na yapmış olduğumuz resmi ziyarette masaya yatırdık.
Bizler siyaseti seçimler üzerinden, birilerinin makam değiştirdiği bir kurum olarak asla kabul edemeyiz.
Dün sayınYorgancıoğlu gibi düşünenler sayesinde yenilmiştik, bugün ve bir kez daha yenilgiye niyetimiz yok.
Bizi ilgilendiren partilerin ismi değil, ne yapacaklarıdır.





