banner94
banner97

"Takvimlerden söz edilmesi anlamsızdır..."

Rumsözcü Hristodulidis Türklere, sadece yeniden birleşmiş Kıbrıs’ta geçerli olacak dört temel özgürlüğün verilmesinin veya görüşülmesinin söz konusu olmadığını söyledi

"Takvimlerden söz edilmesi anlamsızdır..."

Rumsözcü Hristodulidis Türklere, sadece yeniden birleşmiş Kıbrıs’ta geçerli olacak dört temel özgürlüğün verilmesinin veya görüşülmesinin söz konusu olmadığını söyledi

15 Nisan 2017 Cumartesi 13:40
203 Okunma
"Takvimlerden söz edilmesi anlamsızdır..."

Rum Yönetimi Sözcüsü Nikos Hristodulidis “Türklere, sadece yeniden birleşmiş Kıbrıs’ta geçerli olacak dört temel özgürlüğün verilmesinin veya görüşülmesinin söz konusu olmadığını” söyledi, “özellikle 2004 deneyimi dikkate alındığında takvimlerden söz edilmesinin tamamen yanlış ve hatta anlamsız olduğu” görüşünü ortaya koydu.

Haftalık Kathimerini, Hristodulidis’in liderlerin Salı günkü görüşmesini, enerji konusunu ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmeyi değerlendirdiği söyleşisini, “Bir Trump-Anastasiadis Görüşmesinin Katma Değeri Olacak” başlığıyla aktardı.

“AKINCI’NIN SÖYLEDİKLERİ ŞAŞKINLIK VE HOŞNUTSUZLUK YARATTI”

Habere göre, Salı günkü liderler görüşmesinin iyi ve yapıcı bir ortamda gerçekleştiğini söyleyen Hristodulidis “Bundan ötürü, Sayın Akıncı’nın görüşme sonrasında yaptığı açıklamada söyledikleri şaşkınlık ve hoşnutsuzluk yarattı” ifadesini kullandı.

Hristodulidis, Akıncı’nın söylediklerinin “görüşmede konuşulanlarla ilgili gerçekleri yansıtmadığını” iddia ederek, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik hakları konusunda tehdit kabul etmeyiz” dedi, özetle şunları ekledi:

“Sayın Akıncı’nın kamuoyuna yönelik açıklamaları, Başkan’ın görüşme sonrasında yaptığı açıklamalarla çakıştığından Güvenlik Konseyi üyesi diğer ülkelerde de olumsuz intiba yarattı, bir yandan da bir ‘kriz’ dönemi sonrasındaki ilk görüşme olduğu ve bütün çabada sorun yaratabileceği dikkate alındığında bu tür ifadelerin gerçekte maksadının ne olduğu soruldu. Bazıları da, müzakerelerin kritikliği dikkate alındığında, Sayın Akıncı’nın, açıklamalarıyla cesaretlendirmek yerine, Türkiye tarafından bu tür tehditleri ve niyetleri caydırıcı olarak işlemesi gerektiği tezini ortaya koydu.”

Gazetenin, Akıncı’nın ilgili açıklamasında BM’nin köprü kurucu önerilerinden söz ettiği ancak Anastasiadis’in BM’nin yükseltilmemesine atıfta bulunarak hakemliği reddettiği gözlemini aktarması üzerine sözlerine, “Çok samimi olmak istiyorum. Ciddi bir konu söz konusudur ve tamamen doğru olmamız önemlidir” diyerek başlayan Hristodulidis özetle şöyle devam etti:

“NE ANASTASİADİS NE AKINCI BM’DEN HAKEMLİK İSTEDİ”

“Öncelikle söyleyeyim, ne Başkan Anastasiadis ne de Sayın Akıncı BM’den hakemlik istedi. İfade edilen, Genel Sekreter’in Özel Danışmanı’nın, her iki liderin de kendisinden istemesi halinde, sözlü fikirler, başka federal sistemlerde neyin geçerli olduğuna dair örnekler sunarak görüşmeye yardımcı olma arzusu idi. Her iki lider de böyle bir şey olmasının, Sayın Eide tarafından sözlü, iki liderin böyle bir şey istediği –isterlerse- konularda sözlü, bağlayıcı olmayan fikirler sunmasının olumlu olduğu cevabını verdi. Bu, bugün de, özellikle de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyesi devlet sıfatına tabi konularda geçerlidir. Örneğin birçok kez, AB’nin tabi olduğu konuların müzakeresi sırasında, anlaşmazlık olduğunda Komisyon Başkanı’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi, iki liderin talebi üzerine, AB üyesi diğer ülkelerde neyin geçerli olduğunu veya Komisyon’un neyi uygun gördüğünü söylüyor.”

“TÜRK VATANDAŞLARINA SADECE YENİDEN BİRLEŞMİŞ KIBRIS’TA GEÇERLİ DÖRT TEMEL ÖZGÜRLÜK VERİLMESİ TARTIŞMA KONUSU DEĞİLDİR”

Hristodulidis, gazetenin dört özgürlükle ilgili önerinin sorulmasına karşılık, “Bu bizi endişelendiriyor ve kaygılandırıyor. Çok önemli bulduğumuz 4’e 1 yakınlaşması vardı, Cenevre’den sonra, Türkiye’nin inisiyatifiyle bu yakınlaşma reddedilerek dört özgürlükle ilgili kabul edilemez talep öne çıkarıldı” dedi.

Dört özgürlüğün, AB-Türkiye ilişkileriyle alakalı olduğu, bu konuda olan ve AB üyesi ülkeleri ilgilendiren her ne varsa çözümden sonra Kıbrıs’ta da geçerli olacağı görüşünü de ortaya koyan Hristodulidis; dört özgürlüğün, Kopenhag kriterlerini yerine getiren ve AB üyesi sıfatını alan ve AB’ne karşı yükümlülükleri olan devletlerin vatandaşlarına verilen bir statü olduğunu söyledi, özetle şunları ekledi:

“Bazılarının, bu özgürlüklerin (Türk vatandaşlarına) sadece Kıbrıs’ta tanınabileceği iddialarına gelince; dört temel özgürlük başka hakları da peşinden sürükler ve bütün üye devletleri etkileyen türev haklar yaratır. Türk vatandaşlarına, özel bir çözümün bir parçası olarak, sadece yeniden birleşmiş Kıbrıs’ta geçerli olacak dört temel özgürlük verilmesinin tartışma konusu olmamasının bir nedeni de budur.”

“PROSEDÜRE YARDIMCI OLMAZ, GEREKSİZ ÇATIŞMA YARATIR”

Hristodulidis, liderlerin planlanmış 4 görüşmesinden beklenenin ne olduğu sorulduğunda, anlaşmazlık bulunan bütün konular üzerinde özlü bir görüşme başlamasının hedeflendiğini, liderlerin bu dört görüşmesinin dışında müzakerecilerin de haftada iki kez görüşeceğini söyledi.

24 aydır müzakere edildiğini hatırlatan Hristodulidis; “Bu süre içerisinde Eylül 2015, Ocak 2016, Mart 2016, Aralık 2016 ve Ocak 2017 gibi birçok takvim işittik. Özellikle 2004 deneyimi dikkate alındığında takvimlerden konuşmamızı çok yanlış, hatta anlamsız buluyorum. Böyle bir görüşme prosedüre yardımcı olmaz, hiçbir yere götürmez ve gereksiz çatışmalar yaratır. Tabii, zaman da önemli. Ancak daha önemlisi çözümün içeriğidir çünkü günün sonunda Kıbrıs halkından (onayından) geçmesi gerekecek” dedi.

“ENERJİ PLANLAMALARIMIZ TEPKİLERE RAĞMEN SORUNSUZ UYGULANIYOR”

Enerji konusunda hem Türkiye’den hem de Kıbrıs Türk tarafından tepkiler olduğu hatırlatılarak, Rum yönetiminin tutumu sorulan Hristodulidis, “1974’te Kıbrıs’ın istila edildiği” iddiasını yineleyerek “ancak hayat veya ülkenin gidişatı durmadı” dedi, özetle şunları ekledi:

“Birçok faaliyette bulunuldu, birçok karar alındı, bir çoğu hayata geçirildi, AB üyesi devlet olduk, v.b. Bu çerçevede Kıbrıs sorunu çözülene kadar devletin genel işleyişini ve planlamasını durdurmayacağız. Sürecimize devam etmek ve aralarında, bir çoğu müzakere kabiliyetimizi de güçlendirenlerin de olduğu planlamalarımızı uygulamak yükümlülüğündeyiz. 

Enerji planlamalarımız çok somut bir program dahilinde, tepkilere rağmen sorunsuz uygulanıyor. Meşruiyet çerçevesinde ve ilgili Deniz Hukuku Sözleşmesi temelinde hareket ettiğimiz sürece faaliyetlerimize güveniyoruz. Türkiye’nin kabul edilmez tehditleri bizi korkutmayacak, bunlara ağırbaşlılıkla ve ciddiyetle cevap veriyoruz. 

Enerji şirketlerinin Kıbrıs MEB’i içerisinde olması her şeyden önce, Kıbrıs MEB’i açısından güven oyudur. Şirketler, özellikle enerji devleri bir bölgeye yatırım yapmaya karar verirken ilgili araştırmaları yapar ve siyasi ve/veya hukuki kuşku varsa yatırım yapmaz. Şirketlerin Kıbrıs MEB’ine gösterdiği üst düzey güven Türkiye’nin itirazlarının hiçbir hukuki ve/veya siyasi dayanağı olmadığının da bir göstergesidir.”

“TRUMP İLE GÖRÜŞMENİN KATMA DEĞERİ OLACAK”

Anastasiadis hükümetinin son dört yılda bölgesel, Avrupa ve uluslararası düzeyde ülkenin jeostratejik önemini yükseltmeyi başardığını söyleyen Hristodulidis, “Bugün Kıbrıs sadece Kıbrıs sorunu değil” dedi, şunları ekledi:

“Yani dış politikamız tek boyutlu değil. Bu çerçevede örneğin ülkemiz Avrupa’nın bölgedeki sesi, komşu ülkelerin de Brüksel’deki temsilcisi oldu. Bölgede güvenlik sağlayıcısı olarak tanınması kaçınılmaz olarak Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri de etkiler. Kaçınılmaz olarak, Kıbrıs sorununun olası bir çözümü Kıbrıs’ın güvenlik sağlayıcı rolünü güçlendirmeli.”

Hristodulidis, ABD ile ikili ilişkilerin yükselmesi ve güçlenmesi, ikili görüşme gündemlerinin zenginleşmesi, ABD’nin Doğu Akdeniz’e ilgisinin yükselmesi ve Güney Kıbrıs’a atfedilen rol dikkate alındığında, özellikle de Kıbrıs sorununun özel konjonktürü ve umut vaat eden bir prosedürde olunması dolayısıyla Anastasiadis’in ABD Başkanı Donald Trump ile yapacağı görüşmenin katma değeri olacağına inandığını söyledi.

İSRAİL ZİYARETİ...

Hristodulidis’e, İsrail’e yaptığı ziyaret de soruldu. Hristodulidis, ziyareti sırasında iki ülke arasındaki stratejik ilişkilere tabi konuların, özellikle de iki ülkenin güvenlik, savunma ve enerji konularındaki daha somut ilişkilerin ele alındığını söyledi. Bu ilişkilerinin somut sonuçlar verdiği ve çoğu halen yürürlüğe konulan, daha somut faaliyetlerle daha da güçlendirilmesi gerektiği ortak saptamasında bulunduklarını anlatan Hristodulidis, İsrail’i ziyareti öncesinde İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü’nün Güney Kıbrıs’ı ziyaret ettiğini, Rum Enerji Bakanı’nın da İsrail’e gittiğini hatırlattı, önümüzdeki dönemde de Rum Savunma Bakanı’nın İsrail’i ziyaret etmesinin beklendiğini söyledi. 

ANASTASİADİS HAZİRAN’DA LÜBNAN’A GİDİYOR

Hristodulidis, aynı şeyin Mısır ile de geçerli olduğunu ve bunun, Rum Yönetimi Başkanı’nın Mısır Cumhurbaşkanı El Sisi ile önceki gün yaptığı telefon görüşmesinde ele alındığını söyledi. Rum Sözcü, benzer görüşmelerin bütün komşu devletlerle de yapılacağını, Anastasiadis’in Haziran ayı içerisinde, güvenlik, enerji ve ticari ilişkiler konularında önemli istişarelerde bulunmak üzere Lübnan’a gideceğini açıkladı.

Son Güncelleme: 15.04.2017 13:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
AZİZ KENT 6 ay önce

sNanastasıadesegöre SnAkıncı süt beyazdır derse o hayır deyıp mutlaka siyahtır diyecek