banner94
banner97

“Müzakere süreci Rum-Yunan tarafı yüzünden bitti"

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Crans-Montana’da çöken ve biten 50 yıllık Kıbrıs müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının tek sorumlusunun Rum tarafı ve Yunanistan olduğuna işaret ederek, “Artık çalınacak ve kaybedilecek zamanımız yoktur. Mevcut BM parametreleriyle sürdürülen bu süreç bitmiştir, ilk önce buraya noktayı koyalım” dedi.

“Müzakere süreci Rum-Yunan tarafı yüzünden bitti"

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Crans-Montana’da çöken ve biten 50 yıllık Kıbrıs müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının tek sorumlusunun Rum tarafı ve Yunanistan olduğuna işaret ederek, “Artık çalınacak ve kaybedilecek zamanımız yoktur. Mevcut BM parametreleriyle sürdürülen bu süreç bitmiştir, ilk önce buraya noktayı koyalım” dedi.

26 Temmuz 2017 Çarşamba 11:51
126 Okunma
“Müzakere süreci Rum-Yunan tarafı yüzünden bitti"

Ertuğruloğlu, “Müzakere süreci Rum-Yunan tarafı yüzünden bitti. O yüzden Rum tarafı şimdi müzakerelere devam etmek istiyor. Bu oyuna gelinmemeli. Eğer müzakerelere kaldığı yerden devam edilirse Kıbrıs Türküne en büyük zarar olur. Çünkü süreç 50 yıl daha sürer, hiçbir sonuç alınmaz, Kıbrıs Türk halkı da izolasyonlar altında yaşamaya boyun eğer” diye konuştu.

İlgili tüm tarafların Kıbrıs’ta eşitlik temelinde bir süreçten başarı sağlanabileceğini kabullenmesi gerektiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, “Eşitlik olacaksa, bu eşitliğin gerçek anlamda masada ortaya çıkması lazım. Yani bundan sonra devletten devlete müzakere olmalı” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kıbrıs adasına ait doğalgaz konusunda da Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin uyarılarına önem vermesini isteyerek, Rum tarafının “çözüm olunca para veririm” açıklamasının Kıbrıs Türk halkına hakaret olduğunu vurguladı ve “Bizim iddiamız doğalgazdan para almak kavgası değildir, söz sahibi olduğumuzdur” dedi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Ertuğruloğlu, katıldığı televizyon programında Kıbrıs sorununa yönelik soruları yanıtladı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, İsviçre'de iki bölümde gerçekleştirilen ve başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerin ilk önce “başarısızlıkla sonuçlandı” kısmının açılımının yapılması gerektiğini ifade ederek, “İsviçre’deki Kıbrıs konferansı başarısızlıkla sonuçlandı” demenin başka, “sadece konferans değil, 50 yıllık müzakere süreci başarısızlıkla sonuçlandığını” söylemenin başka olduğuna işaret etti.

Ertuğruloğlu, bu ayrımın vurgulanması gerektiğini, çünkü bazı çevrelerin ve özellikle Rum tarafının “konferans başarısız oldu ama biz kalınan yerden aynı parametrelerle görüşmeye hazırız” gibi açıklamalar yaptığına işaret ederek, bunun son derece ciddi bir hata ve yanıltma olduğunu vurguladı.

“BM PARAMETRELERİNİ KÖTÜLEMEK İÇİN SÖYLEMİYORUM AMA…”

Crans-Montana’da sadece Kıbrıs konferansının başarısızlıkla sonuçlanmadığını, 50 yıllık müzakere sürecinin noktalandığını, BM parametreleri diye ifade edilen, iki toplumlu, iki bölgeli siyasi eşitliğe dayalı federasyon için sürdürülen müzakere sürecinin çöktüğünü belirten Ertuğruloğlu, Crans-Montana’da çökenin bu olduğunu, ancak bunu söylemekle bu parametreleri kötülemek demek istemediğini, bunu söylemekle bu parametrelerle sürdürülen müzakere süreçlerinin herhangi bir başarı şansı olmadığını söylemek demek olduğunu kaydetti.

Arada çok ciddi bir fark olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, aradaki bu farkı gözetmeden sırf “çözümcü” görünme uğruna yeter ki müzakere süreci devam etsin adına 50 yıllık müzakere sürecini canlı tutmaya çalışmanın çok tehlikeli ve yanlış olduğunu söyledi.

“DİPLOMASİ YENİDEN CANLANACAKTIR”

Bunu söylerken de müzakere süreçlerine karşı olmadıklarını, Kıbrıs konusunda veya herhangi bir konuda diplomasinin bitmeyeceğini belirten Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

“Diplomasi bir şekilde tekrar canlanacaktır. Ama önemli olan yeni müzakere sürecinin hangi parametrelerde hangi zeminde, kiminle kimin arasında hangi hedefe doğru gerçekleştirileceğidir. Bu sağlıklı bir şekilde saptanmadığı takdirde doğru bulunamaz. Bunun çalışmasının yapılması gerekir.

Bu parametrelerde eleştirilen Rum tarafının çözüm isteksizliğidir. O yüzden bir anlaşmaya varılamadı. Bu yüzden ‘bu parametrelerle devam edelim, bir 50 yıl sonra Rum tarafı bir çözüme ikna olacaktır’. Bu türden sürdürülecek bir siyaset Kıbrıs Türküne ciddi zararlar verecek.

Bu parametrelerde eşitliğimiz de yoktur, BM zemininde biz eşitlik mi kazandık. O zaman niye Rum tarafı BM’de Kıbrıs Cumhuriyeti diye oturuyor.

Bizim eşitliğimiz nerede… BM zemininde eşitlik korunsaydı şu anda Rum tarafı tek başına BM’de oturmazdı. Kendi kendimizi aldatmadan eşitliğimizin esas olarak BM tarafından kabul edilmediğini görmeliyiz.”

“KIBRIS TÜRK HALKI VE TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK VE ÇIKARLARI ÖNEMLİ”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, ülkede ilk önce Kıbrıs konusunda bir görüş birliği sağlanmasının önemine işaret ederek, Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin çıkarları ile güvenliğinin önemine vurgu yaptı.

Partisel çıkarlar adına Kıbrıs konusunda inkar edilmesi mümkün olmayan gerçeklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, bu hatanın yıllar boyu yapıldığını ve Türk tarafının Kıbrıs konusunda Rum tarafındaki birlik ve bütünlüğü sergileyemediğini kaydetti ve Kıbrıs konusunun partiler üstü olması gerektiğine işaret etti.

Ertuğruloğlu, “Eğer yeni bir müzakere süreci gündeme gelecekse; Rumların Crans-Montana’daki gibi hiçbir şey yapmayım, uzlaşmaz bir yöntemle ‘Sıfır asker sıfır garanti. Ben bunu elde etmeden başka hiçbir şey konuşmam’ yaklaşımları nedeniyle sonuçlanan bu süreçten sonra ‘Biz BM parametreleriyle müzakereye hazırız’ söylemlerini ciddiye alacak halimiz yok, bu bizimle alay eden bir yaklaşımdır” dedi.

Türk tarafının ve özellikle Türkiye’nin Crans-Montana’da çok başarılı bir süreç yürüttüğünü, bunu KKTC tarafıyla birlikte yaptığını, bu süreci bir çözüme taşıma gayretlerin de BM, AB ve İngiltere nezdinde olumlu karşılandığını ifade eden Ertuğruloğlu, süreci Rum tarafının; BM parametrelerine rağmen “sıfır asker sıfır garanti, bu konularda ilerleme sağlamadan başka başlığa geçmem” ısrarının çökerttiğini vurguladı.

“EŞİTLİK MASADA ORTAYA ÇIKMALI”

Bu parametrelerle çözüm arayışının artık mümkün olmadığını, 50 yıllık BM sürecinin bittiğini ifade eden Ertuğruloğlu, yıllarca bunu söylediğini kaydetti ve başarı elde edilebilecek parametreleri şöyle sıraladı:

“Eşitlik olacaksa, bu eşitliğin gerçek anlamda masada ortaya çıkması lazım. Yani bundan sonra devletten devlete müzakere olmalı.

Rum devlet biz toplum olarak eşitsizlik temelinde müzakere ettiğimiz sürece masadan ortaklar olarak kalkmamız mümkün değildir, bu süreç bitmiştir.

Hala daha bu konuda ısrarlı olmak Kıbrıs Türk halkına zarardan başka bir şey değildir.”

“HAKSIZLIK”

Soru üzerine BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide’nin “sonuç ortak başarısızlıktır” açıklamasını eleştiren Ertuğruloğlu, bu açıklamanın Türk tarafına haksızlık olduğunu, çünkü sürecin tamamen Rum yüzünden çöktüğünü kaydetti.

Bu ortadayken bu yönde yapılan açıklamanın BM’nin tarafsızlığını sorgulattığına işaret eden Ertuğruloğlu, ilk günden Kıbrıs Türk halkına her türlü haksızlığı yapan AB ve BM’nin Kıbrıs’ta tarafsız olmadığını, bunun da özellikle KKTC’de görülmesini temenni etti.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkına her şartta sahip çıkan Anavatan Türkiye’nin de bazı kesimler tarafından kötü görülmesinin yanlış ve haksızlık olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı’nın kendilerine göre masada aşırı tavizler verdiğini, buna rağmen karşıdan beklediğini bulamadığını ve sürecin çöktüğünü ifade ederek, “Umarım herkes sürecin çökmesiyle Rumun gerçek niyetini gördü” dedi.

“RUM TARAFI DÜŞÜNCE YAPISINI OLGUNLAŞTIRMALI”

Ertuğruloğlu, o yüzden “iyi komşuluk ilişkilerine geçelim” dediğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu da Rum tarafının bizi eşit bir halk olarak görmesi ve adayı Helen adası görmekten vazgeçmesiyle olabilir. Bizi eşit ortağı görmeli, haklarımıza varlığımıza saygı göstermeli. Yani düşünce yapısını olgunlaştırmalı, bunu yapması gerekir.

Ama bunu yapacağına inanmadığımdan kimse de bizi ‘müzakere müzakere’ diye zorlamasın, sadece başarı şansı varsa müzakere edelim. Bu da müzakere zemini ve süreci belirlenirken belli olur.

Kırmızıçizgileri sağlıklı saptamanız gerekir, kırmızıçizgileriniz olmadan müzakere edemezsiniz, kırmızıçizgileriniz ortak aklın ürünü olmalı. Halk ve ülke çıkarlarını gözetmeli, ortak akıl ön planda olmalı.

Artık çalınacak ve kaybedilecek zamanımız yoktur. Bu parametrelerin başarısız olmasının nedeni; Rumun ve bizim eşit bir temele oturtulmamamızdır. Bu parametrelerle bu süreç bitmiştir, ilk önce buraya noktayı koyalım.”

“YENİ SÜREÇ TÜM TARAFLARLA DEĞERLENDİRİLMELİ”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, yeni sürecin nasıl olacağıyla ilgili tüm tarafların geniş bir değerlendirme yapılması ve siyasi partilerin geçmişte yaptığı hataları yeniden yapmaması gerektiğini ifade ederek, önemli olanın halkın ve ülkenin çıkarları olduğunu vurguladı.

Kıbrıs konusunun partiler arası rekabetten çıkarılması, herkesin ülkesine, toprağına sahip çıkması gerektiğini belirten Ertuğruloğlu, mevcut parametrelerle çözüm şansının olmadığını kaydetti.

Kıbrıs’ta çözüm şansının ancak ve ancak Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının eşit zeminde masaya oturtulmasıyla olabileceğini ifade eden Ertuğruloğlu, mevcut BM parametreleriyle çözüm olmayacağının son olarak Crans-Montana’da da görüldüğünü işaret etti.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, zaten müzakere sürecinin İsviçre’deki toplantılarının bir son olduğunun tüm taraflarca açıklandığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bize göre müzakerelerde aşırı tavizler verildi, ama karşılığında somut hiçbir şey alınamadı. Biz de bunları eleştirdik. Ancak ‘Son’ denen Crans-Montana’da Türk tarafının çözüm istenci göründü. Orada tek çözüm isteyen Türk tarafıydı. BM Genel Sekreterinin iki kez oraya gelmesi Türkiye’nin Türk tarafının başarısıdır. Müzakere süreci Rum Yunan tarafı yüzünden bitti.

O yüzden Rum tarafı şimdi müzakere istiyor. Bu oyuna gelinmemeli. Eğer müzakerelere kaldığı yerden devam edilirse Kıbrıs Türküne en büyük zarar olur. Çünkü süreç 50 yıl daha sürer, hiçbir sonuç alınmaz, Kıbrıs Türk halkı da izolasyonlar altında yaşamaya boyun eğer.”

KAPALI MARAŞ KONUSU…

Ertuğruloğlu, Kıbrıs konusunun zor bir konu olduğunu, Kapalı Maraş konusunun da bu zor konu içinde ayrı zor bir konu olduğuna işaret ederek, Kapalı Maraş ile ilgili söylemlerin kolay ancak icraata geçmesinin o kadar kolay olmadığını kaydetti.

Maraş toprağının yüzde 70-80’inin Vakıf malı olduğunu, öyle kolay yerleşime açılmasının kolay olmadığını, bu konuda çok boyutlu araştırmalar değerlendirmeler gerektiğini ifade eden Ertuğruloğlu, BM’nin Kapalı Maraş ile ilgili Türkiye’yi sorumlu tuttuğunu, bu yüzden bu konuda Türkiye ile tartışılmadan görüşülmeden karar alınmasının doğru olmadığını işaret etti.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs müzakere süreci ile ilgili yeni sürecin eşitsizlik temelinde sürdürülmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, tüm tarafların Kıbrıs’ta eşitlik temelinde bir süreçten başarı sağlanabileceğini kabullenmesi gerektiğini kaydetti.

Bunun için de Kıbrıs Türk tarafının Anavatan ile adım adım birlikte hareket etmesinin önemine işaret eden Ertuğruloğlu, “Mevcut statüko sürdürülemez, 50 yıllık süreç de bitti, bunlar kabul edilmeli ve bunlar ışığında kendimize bir rota belirlemeye çalışacağız. Ülke ve halk çıkarları göz edilerek, Türkiye karşıtlığı yapmadan adım adım Anavatanla birlikte hareket etmekten başka şansımız yok” dedi.

“DOĞALGAZ KONUSU RUMU HÜSRANA GÖTÜRECEK”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, soru üzerine doğalgaz konusuna da şunları kaydetti:

“Bu süreç bizi değil, Rumu nereye götürecek önemli. Bu süreç Rumu hüsrana götürecektir. Bunu yapamayacağını çok net bir şekilde görecektir.

Türkiye’ye rağmen burada kazı yapıp doğalgaz bulsan da Türkiyesiz bunu pazarlayamazsın. Eğer bulunabilirse ve pazarlanabilecek durumdaysa tabi...
Rum tarafı işi tırmandırmaya hevesliyse bu iş tırmanacak, çünkü Türkiye buna prim verecek değil.

Öngörüm ‘Savaş çıkacak’ anlamında değil, niye savaş çıksın ki, ama Rum bu yaptığının yanına kalmayacağını, boşuna uğraşacağını, duvara toslayacağını görecektir. Türkiye buna izin vermeyeceğini defalardır söylüyor. Rum Yönetimi bunu kaale almıyorsa bunun böyle olmayacağını yaşayıp göreceklerdir. Ben bunları tehdit olsun diye söylemiyorum.

Türkiye de tehdit etmiyor, uyarıyor, ‘yapmayın, hakkınız yoktur’ diyor. Rum ise ‘Hayır ben yaparım’ diyor. Sen mahcup olacaksın. Biz doğruyu yapıyoruz.

‘Ben Kıbrıs Cumhuriyetiyim istediğimi yaparım, günü gelince de çözüm olunca sana paranı veririm’ demek Kıbrıs Türk halkına hakarettir.

Bu hakareti ‘çözümcü’ kesimlerimiz göremiyorsa, tepki göstermiyorsa bu zafiyettir. Çünkü bu söylem Kıbrıs Türk halkına hakarettir.

Bizim iddiamız doğalgazdan para almak kavgası değildir. Burada öyle bir doğal zenginlik varsa bununla ilgili kararların alınmasında söz sahibi olmak istiyoruz. Bu gaz araştırması kiminle yapılacak kiminle anlaşılacak. Benim söz sahibi olmam lazım.

Kıbrıs müzakerelerindeki ‘Yönetim ve Güç Paylaşımı’ başlığı da bunun içindir. Ama şimdi Rum bize ‘Sen karışma, ben Kıbrıs Cumhuriyeti’yim hükümetim, eğer bir gün anlaşma olursa bu doğalgazdan elde edilen miktarın bir kısmını sana veririm’ demesine tepki gösterilmemesi zaafiyettir.

Türkiye’nin uyarılarının, bizim itirazlarımızın eleştirilmesi değil, hatalı icraatlar yapan Rum eleştirilmeli. Ama bunun yapılması ‘çözüm karşıtlığı’ görülüyor.

Bu suçluluk psikolojisi sağlıklı değildir. Bize her şartta destek çıkanın eleştirilmesi, bize her şartta eziyet edenin de eleştirilmemesi, bu psikolojiyle halkın geleceği şekillendirilemez.”

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, zaten Rum tarafının da bu zaafiyeti iyi gördüğünü ve Crans-Montana’yı bir son değil, Türk askerinin, garantilerin, güvenliğin ve haritanın masaya getirildiği bir “başarı” olarak gördüğünü işaret ederek, bunun Rum lider tarafından da açıkça dile getirildiğine dikkat çekti.

“KIBRIS KONUSU PARTİLER ARASI REKABET UNSURU OLMAMALI”

Ertuğruloğlu, “Kıbrıs konusunu KKTC iç siyasetinden, rekabet unsurundan çıkarmalıyız. Bunu yapmakta zorlanacak partiler vardır. Parti görüşü ayrımı yapmadan milli davada birleşmeliyiz. Halkımızın geleceği için herkes anlaşma ister, ama bu anlaşma azınlık değil, eşit olacaksak olur” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, soru üzerine gönlünde yatanın tanınma yoluna çıkmak olduğunu da belirterek, bunun seçeneklerden biri olduğunu söyledi.

Kendisine göre yeni süreçte yapılması gereken 4-5 seçenekten birinin “tanınma yoluna çıkmak” olduğunu, ancak başka seçenekleri de saydığını, fakat bunlardan birinin cımbızla çekilerek, adının “ilhakçıya” çıkarıldığın anlatan Ertuğruloğlu, “Bunlar küçük zekaların siyasi oyunlarıdır. Benim gönlümde yatan gerçek; KKTC’nin tanınmasıdır. Ama seçenekleri sayarken ‘ilhak’ deyince birileri elektrik çarpmışa dönüyor. Hedef beni yıpratmaktır.

Bilinçli olarak sözlerim çarpıtılıyor, bana zarar verilmeye çalışılıyor. Ama bu tip entrikalara karnımız tok, ayıp yazık” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Rum tarafının amacının Kıbrıs Türk halkını Türkiye’den koparmak olduğunu ifade ederek, zaten Kıbrıs Türk halkının müzakereler dolayısıyla ne 20 Temmuz’un ne de 15 Kasım’ın değerini iyi bilebildiğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, Rum tarafının tek hedefinin Türkiye’nin adadan tamamen çıkması ve Kıbrıs Türk halkıyla bağının koparılması olduğunu ifade ederek, bu zihniyetle neyin müzakere edileceğini sordu ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğine kavuştuğu 20 Temmuz’un ve devletini kurduğu 15 Kasım’ın değerini iyi bilmesini istedi.

KKTC’nin tam olarak kurumsallaşamadığı konusunda da özeleştiri yapan Ertuğruloğlu, bunu sağlamak ve halkın refahını artırmak, devletinden memnun olmasını sağlamak için de tüm siyasi partilerin halk çıkarlarını ön plana çıkarması gerektiğine vurgu yaptı.

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK)

Son Güncelleme: 26.07.2017 12:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.