İLAHİYAT KOLEJİ'NE TEPKİ

Dayatmacı bir yaklaşımla ve tek tip insan yetiştirme hedefiyle inşaatına başlanan Hala Sultan İlahiyat Koleji, önceki gün yapılan bir imza töreni ile yeniden gündem olmuştur

İLAHİYAT KOLEJİ'NE TEPKİ

Dayatmacı bir yaklaşımla ve tek tip insan yetiştirme hedefiyle inşaatına başlanan Hala Sultan İlahiyat Koleji, önceki gün yapılan bir imza töreni ile yeniden gündem olmuştur

26 Ocak 2013 Cumartesi 14:37
473 Okunma
İLAHİYAT KOLEJİ'NE TEPKİ
 Dayatmacı bir yaklaşımla ve tek tip insan yetiştirme hedefiyle inşaatına başlanan Hala Sultan İlahiyat Koleji, önceki gün yapılan bir imza töreni ile yeniden gündem olmuştur.

Bu törende KKTC Hükümeti’nin pozisyonu ile TC Hükümeti’nin pozisyonu ve Kıbrıs İşlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın söyledikleri ortadaki çarpık ilişkinin açık bir göstergesidir.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)’nin de taraf olduğu imza töreninde yapılan konuşmalar karşısında bu ülkeyi yönetmek için görev başındakilerin sessizliği yine Kıbrıs Türk Halkı için adına ama ondan habersiz birilerinin değerlendirme yapıp karar verdiklerini açıkça ortaya koymaktadır.

Söz konusu imza töreninde Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ‘Hepimizin bildiği gibi Kuzey Kıbrıs dini eğitime ihtiyaç duyulan bir yerdir’ diyerek halkımızın inançlarını sorgular bir tavır takınmıştır. Dahası inşa edilecek kurumdan, “Hem Kıbrıs'ın geleceğine hem de Türkiye ile ilişkilere değer veren güzel bir nesil yetişsin'' dileğinde bulunarak aslında mevcut durumdan hoşnut olmadığını açıklamıştır.

Öncelikle bilinmelidir ki, ülkeler arasındaki ilişkilerde, böylesi haddini aşan cümleler kullanmak, yarar değil zarara yol açar. Böylesi bir yaklaşımı ortaya koyanlar, Kıbrıs Türk halkının bugünkü inançlarını kendi geçmişindeki inançları ile mi karşılaştırılmaktadır, yoksa Türkiye’deki inançlar ile mi karşılaştırılmaktadır? Dürüstlüğü ile saygınlığı ve hoşgörüsü ile bir diğerine güveni ve yardımseverliği ile imrenilen geçmişimizdeki dini inanç ve alışkanlıklarımızla, bugünkü inanç ve alışkanlıklarımız karşılaştırılırsa herhangi bir fark olmadığı açıkça görülecektir. Dolayısıyla sırf bu amaç için ayrıca bir ilahiyat eğitimine ihtiyaç olmadığı apaçık ortadadır. Fakat Türkiye’deki dini inanç ve alışkanlıklar ile bizlerin dini inanç ve alışkanlıkları karşılaştırılmış ise ikisi arasında bir fark olduğu apaçık ortadadır ve bu durum son derece doğaldır.

Amaçlanan, Kıbrıs Türk halkının dini inanç ve alışkanlıklarının Türkiye’deki dini inanç ve alışkanlıklara uydurulması için böyle bir eğitime ihtiyaç duyulduğu ise bu aslında halkımızın, kendi kendisine yabancılaştırılmasından başka bir şey değildir. Tek tip insan yetiştirmeyi hedefleyen böylesi bir yaklaşım, KKTC ile TC arasındaki ilişkilere doğal olarak zarar vermektedir.
Başkalarının bizimle ilgili karar vermelerini kabul etmemiz mümkün olmadığı gibi, halkımızın kendi kendine yabancılaştırılmasını, dönüştürülmesini de kabul etmemiz mümkün değildir. Beşir Bey belirttiği gibi “Hem Kıbrıs'ın geleceğine hem de Türkiye ile ilişkilere değer veren güzel bir nesil yetişsin'' arzusundaysa, öncelikle bunun eşitliğe ve karşılıklı saygıya dayalı bir ilişki ortamına gereksinim duyduğunu anlamak zorundadır.

Ülkemizde yolların, okulların, otellerin nereye yapılacağına, hangi ekonomik sektörlerin gelişeceğine, ülkemizde kimlerin hükümet olacağına, dini inanç ve alışkanlıklarımızın nasıl olacağına karar vererek ve bu kararların bir bölümünü de bizim basiretsiz ve çaresiz hükümetimize dayatarak gerçekleştirmeye çalışmak, aramızdaki ilişkileri iyiye değil kötüye götürmektedir. Kıbrıs Türk Halkı’nın siyasal iradesini, kimliğini ve zengin kültürel geçmişini yok sayan her türlü yaklaşım halkımız tarafından kınanmaya ve reddedilmeye mahkumdur.

Bizler böylesi bir bakış açısı ile ülkemize bakılmasını kabul etmiyoruz. Ülkemizi yönettiğini iddia eden ve bu bakış açısı karşısında el pençe divan durarak biat eden hükümeti de yönetici olarak görmüyoruz.
KKTC ile TC arasındaki ilişkiler ancak aramızdaki bütün farklılıkların saygıyla karşılandığı ve bunun bir zenginlik olarak kabul edildiği, karşılıklı yararın gözetildiği bir ortamda sağlıklı olarak gelişebilecektir. Dayatma kararlarla ve Kıbrıs Türk Halkı’nın ekonomisini, kimliğini, kültürünü ve hatta maneviyatını bile gözetmeyen bütün yaklaşımlar ortak geleceğimize olumsuzluk tohumları olarak ekilmektedir. Bunu herkes böylece anlamalı ve karşılarındaki çaresiz muhataplarına bakarak Kıbrıslı Türkleri “her şeye razı” saymaktan vazgeçmelidir.

Özkan Yorgancıoğlu
Genel Başkan
Son Güncelleme: 26.01.2013 14:39
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.