banner116

“DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM İÇİN ADAYIM”

Cumhuriyetçi Türk Partisi - Birleşik Güçler (CTP-BG) Cumhurbaşkanı adayı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Sibel Siber, Kıbrıs çözümün, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş şeklinde olmayacağını belirterek, “Kıbrıs Cumhuriyeti modeli, fonksiyonel bir federasyon modeliydi ve ömrü 3 yıl sürdü” dedi.

“DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM İÇİN ADAYIM”

Cumhuriyetçi Türk Partisi - Birleşik Güçler (CTP-BG) Cumhurbaşkanı adayı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Sibel Siber, Kıbrıs çözümün, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş şeklinde olmayacağını belirterek, “Kıbrıs Cumhuriyeti modeli, fonksiyonel bir federasyon modeliydi ve ömrü 3 yıl sürdü” dedi.

03 Ocak 2015 Cumartesi 16:18
338 Okunma
“DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM İÇİN ADAYIM”
Cumhuriyetçi Türk Partisi - Birleşik Güçler (CTP-BG) Cumhurbaşkanı adayı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Sibel Siber, Kıbrıs çözümün, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş şeklinde olmayacağını belirterek, “Kıbrıs Cumhuriyeti modeli, fonksiyonel bir federasyon modeliydi ve ömrü 3 yıl sürdü” dedi.

Çözüm sonrasında göçmenlik-vatandaşlık konusunda bir sorun yaşanmaması gerektiğini çünkü “iyi bir çözümde, göç ve göçmenlik sorununun olmasının mümkün olmayacağını kaydeden Siber, “Olası bir çözümde toprak tavizi gündeme gelecek ama önemli olan, bunun ne için ve ne karşılığında olacağıdır” dedi.

Siber, Girne Amerikan Üniversitesi’nde (GAÜ), İşletme ve Ekonomi Fakültesi ile Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Fakültesi öğretim üyeleri ve doktora öğrencilerinin katıldığı bir yuvarlak masa toplantısına konuk oldu.

“DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM İÇİN ADAYIM”

CTP-BG’den yapılan açıklamaya göre, Siber, toplantıda yağtığı konuşmada, adaylığına gerekçe olarak “değişim ve dönüşüm ihtiyacı” olduğunu gösterdi.

KKTC’de seçilen cumhurbaşkanının, diğer devlet başkanlarından farklı olarak, aynı zamanda müzakerelerde Kıbrıs Türk toplumunun lideri olduğunu kaydeden Siber, adada son yaşanan gelişmelerle birlikte, KKTC’nin hem iç sorunlara Anayasal yetkileri çerçevesinde daha aktif çalışma gösteren, hem de müzakere masasında çözüm yanlısı ve dünya ile aynı dili konuşan bir cumhurbaşkanına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Siber, uluslararası kamuoyunda, 2004 yılında Annan Planı’na “evet” oyu vermiş ve çözüm yanlısı gibi algılanan bir Rum toplum lideri, Türk tarafında ise referandumda “hayır” diyen ve “çözümsüzlük çözümdür” sözüyle özdeşleşen bir lider algısının var olduğunu savundu.

Sibel Siber, Rum lidere yönelik bu pozitif algılamanın, müzakere masasını terk ettiği halde halen devam ettiğini ve Anastasiades’in müzakere masasına geri dönmesi konusunda yeterince uluslararası baskı görmediğini de sözlerine ekledi.

“EKİBİMLE BİRLİKTE ETKİN BİR DİPLOMASİ YÜRÜTECEĞİZ”

Siber, dış siyasette daha pro-aktif bir politika izlenmesi gerektiği iddiasında ısrarcı olduğunu belirtti. Akademisyenlerden ve Kıbrıs müzakereleri konusunda deneyimli kişilerden oluşturulacak özel bir danışmanlar grubu ile daha dinamik ve etkin bir diplomasi oluşturulması gerektiği üzerinde duran Siber, KKTC Cumhurbaşkanı’nın müzakere sürecinde bir özne olduğunu, hem Rum tarafına, hem de dünyaya hissettirmesi gerektiğini söyledi.

Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs sorununda haklı taraf olduğunu, ancak bunu dışarıya daha iyi anlatmak zorunda olduğunu kaydeden Siber, pro-aktif politikalar izleyen bir cumhurbaşkanının adada çok şey değiştirebileceğine inanç belirtti.

Siber, halkın kendisini Cumhurbaşkanlığına layık görmesi durumunda esas farkını dış temaslar ve uluslararası ilişkilerde göstereceğini kaydetti.

“ULUSLARARASI KAMUOYUNA BARIŞ İSTEDİĞİMİZİ GÖSTERMELİYİZ”

Adada çözüme ulaşma yönünden Rum tarafındaki motivasyonun oldukça düşük olduğunu ifade eden Siber, bunun da Rumların uluslararası alanda tanınmış olmasından kaynaklandığını söyledi.

Kıbrıslı Türklerin izolasyon ve ambargo altında olduğunu, uluslararası toplumun parçası olmadığını ve kendi kimlikleriyle uluslararası müsabakalara, sportif ve kültürel yarışmalara dahi katılamadıklarını belirten Siber, bu durumun da halkı hem ekonomik, hem de moral olarak olumsuz yönde etkilediğini kaydetti.

Uluslararası toplumun ve uluslararası hukukun bir parçası olmayı arzulayan Kıbrıslı Türklerin çözüm yönündeki motivasyonunun güçlü olduğunu ifade eden Siber, “Uluslararası kamuoyuna barış istediğimizi göstermeliyiz” dedi.

Sibel Siber, 2004’ten sonra KKTC 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde izlenen politikalar ile dış dünyayla ilişkilerde farklı ve olumlu bir ivme yakalandığını sözlerine ekledi.

“İYİ BİR ÇÖZÜMDE, GÖÇ VE GÖÇMENLİK OLMAZ”

Siber, şöyle devam etti:

“Adada çözüm, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş şeklinde değil, BM Güvenlik Konseyi kararları, 1977-1979 antlaşmaları, 23 Mayıs ve 1 Temmuz anlaşmaları ışığında ve yeni ve eşitliğe dayalı, iki toplumlu ve iki bölgeli federal bir sistem temelinde olmalıdır. Kıbrıs Cumhuriyeti modeli, fonksiyonel bir federasyon modeliydi ve ömrü 3 yıl sürdü”

Sibel Siber, “Çözüm sonrasında göçmenlik-vatandaşlık konusunda bir sorun yaşanmaması gerekir zira ‘iyi bir barışta, çözümde göç ve göçmenlik olmaz” dedi.

“TOPRAK VERİLECEK AMA KARŞILIĞINDA NE ALINACAĞI ÖNEMLİ”

Siber, olası bir çözümde toprak tavizinin gündeme geleceğini, ama önemli olanın bunun ne için ve ne karşılığında olacağının olduğunu söyledi. Maraş’ın BM kontrolünde açılmasının, Kıbrıslı Türklere uygulanan tüm ambargo ve izolasyonların kalkması ve hava ve deniz limanlarının açılması karşılığında hem Rauf Denktaş, hem de Mehmet Ali Talat döneminde Rumlara zaten teklif edildiğini ama her seferinde Rumların reddettiğini belirten Siber, Mehmet Ali Talat-Dimitris Hristofyas ikilisinin geçmişte 33 konu başlığı üzerinde uzlaşıya vardıklarını ama Anastasiades’in müzakerelere yeniden başlama teklifine karşı güçlü bir tepki verilememesi nedeniyle bu uzlaşının yeterince iyi değerlendirilemediğini kaydetti.

“DOĞALGAZ HER İKİ TOPLUMUN ORTAK MALI”

Ada açıklarında bulunan doğalgazın her iki toplumun ortak malı olduğunu ve bunu kabul eden Rum tarafının doğalgaz arama ve sondaj çalışmalarına tek taraflı olarak başladığına dikkat çeken Siber, bunun müzakere sürecine ve çözüm ruhuna katkı yapmadığını söyledi.

Siber, Türk tarafının önerisinin, doğalgazın her iki tarafın da katılımıyla kurulacak özel bir komitede ele alınması şeklinde olduğunu belirtti. Rum tarafınca yapılan tek taraflı anlaşmalar nedeniyle, KKTC’nin de kendisini tanıyan tek ülke Türkiye Cumhuriyeti ile bir anlaşma yaptığını ve Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisinin o yüzden ada açıklarına geldiğini söyleyen Siber, masadan kalkan Anastasiadis’i eleştirerek, tüm krizlerde çözüm yerinin müzakere masası olduğunu hatırlattı.

“SEÇİLMEM BÖLGE BARIŞINA DA KATKI SAĞLAYACAK”

Avrupa Birliği tarafından Kıbrıslı Türklere verilen sözlerin tam olarak tutulmadığını, bunun da Kıbrıslı Türklerde hayal kırıklığı yarattığını ifade eden Siber, halen Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıslı Türklerin temsil edilmediğini ve Kıbrıslı Türklerin sadece bireysel olarak Avrupa Birliği vatandaşlığı aldığına dikkat çekti.

Siber, seçilmesi durumunda müzakere sürecinden umutlu olduğunu ve adada çözümle birlikte bölge barışına da büyük katkı sağlanacağını belirtti.

Sibel Siber, bir soru üzerine, bugüne kadar denenmeyen tek unsurun, “müzakere masasında bir kadının olmasıdır” esprisinde bulundu. 

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK)

Son Güncelleme: 03.01.2015 16:19
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.