"Çözüme hazır olmalıyız..."

PACK SEL Direktörlerinden Necat Yüksel HK ajansa konuştu

"Çözüme hazır olmalıyız..."

PACK SEL Direktörlerinden Necat Yüksel HK ajansa konuştu

26 Şubat 2017 Pazar 20:10
979 Okunma
"Çözüme hazır olmalıyız..."

HK Ajans

Bu hafta iş insanlarımızdan plastik sektöründe faaliyet gösteren Pack Sel şirketinin yöneticisi Necat Yüksel ile bir araya geldik. Ülkemizdeki plastik ürünlerin ithalatı ve üretimi ile uğraşan Yüksel, sektörde iddialı olduklarını ifade etti. En kaliteli malı, en uygun fiyata verdikleri konusunda iddialı olduklarını belirten Yüksel, devletin teşviklerinde bazı değişiklikler yapması gerekliliğini ortaya koyarken, iş insanlarının da üzerine düşeni yapıp vergilerini vermeleri gerektiğine işaret etti. Adada olası bir anlaşmaya hazır olunması gerektiğini de söyleyen Necat Yüksel, ikinci bir alternatif olan çözüm olmaması konusunu da düşünüp onun da gereğinin yapılmasını istedi. İşte detaylar... Uzun yıllar yurt dışında kaldım SORU: Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

YÜKSEL: 1971 doğumluyum. Şehit Tuncer İlkokulu, Girne Türk Maarif Koleji ve DAÜ’de okudum. Daha sonra bir yıl Almanya’da kaldım. Ondan sonra 6 yıl İzmir ve ardından Gaziantep. İki yıl önce de adaya kesin dönüş yaptım. İşletme mezunuyum. Turizmin içerisinde çok bulundum. Babamın hem eğitmen, hem de turizmci olmasından dolayı, turizm acentemizde ve otellerde çok çalıştık. 15-16 yaşından itibaren otellerde tecrübe kazandıktan sonra 1989 yılında üniversiteye başladığımda DAÜ’nün karşısına bir kafeterya açtık. Hem okudum, hem de kafeteryayı çalıştırdım.1989’dan 1993 yılına kadar… İlk iki sene iyi bir öğrenciydim, daha sonra biraz kafeteryadan dolayı okulu uzattım. Okulu bitirmek için 1993 yılında kafeteryayı kiraya verdik. Orada okulda öğrendiklerimizi uygulama fırsatı buldum. Onun dışında turizmde bulunmak bize çok katkı sağladı. Rehberlik kurslarına gidip rehber de olduk. Yabancı kültürlerle tanıştık. Ancak üniversitenin bitimiyle beraber kariyer sevdasıyla yurt dışına çıktım. Yurt dışına çıktıktan sonra önce bir Alman firmasında stajımı tamamladım. Daha sonra iş teklifi aldım. Türkiye de 1996 yılında Gümrük Birliği’ne giriyordu. Alman firmasını gümrük birliği sürecinde Türkiye pazarına soktuk. İki yıla yakın tecrübeden sonra sektör değiştirip ambalaj sektörüne girdim Türkiye’de. SORU: Neden ambalaj sektörü? YÜKSEL: Aslında tamamen tesadüf. Ben yurt dışıyla çalışmak istiyordum ve ihracat departmanlarındaki iş fırsatlarına bakıyordum. İzmir’deki bir ambalaj firmasının personel ihtiyacı vardı. Tamamen tesadüf. Ambalaj seçtiğim bir meslek dalı değildi ancak, içine girdikten sonra çok geniş bir sektöre hizmet verdiği için çok keyif aldım. Bugün tekrar aynı fırsat gelse yine “ambalaj” derim. Kalite daha uygun fiyata SORU: Kıbrıs’a bu sektörü taşımanızın amacı ne idi? Sektörde bir boşluk mu vardı? YÜKSEL: Büyük bir firmada çalıştım, İzmir ve Gaziantep’te. Türkiye, hatta dünya çapında iki firmaydı bunlar. Onların uzantısı olarak “ Kıbrıs’ta bayi bulalım size” dediğimiz zaman, “siz yapın” fikri ortaya çıktı. Ticaretten geldiğimizi biliyorlardı. Dolayısıyla, “siz kardeşlerinizle yapınız” dedi patronlar. Ne idi bizi buraya çeken derseniz. Piyasada kalite olarak bir düşüklük vardı o zaman. 2004 senesinde piyasada tüketilen, kullanılan ambalajın kalitesi düşük, fiyatı da yüksekti. Biz burada dedik ki, “daha iyi kaliteyi, daha uygun fiyata getirelim”. Mantalite olarak, eğitim olarak, Türkiye’ye baktığınız zaman daha batılı, daha Avrupalı olan ülkemizin, ambalajının da daha iyi olması gerektiğine inandık ve o şekilde piyasaya girdik. Oxo çözünür poşetleri biz getirdik SORU: Siz piyasaya ne gibi yenilikler getirdiniz? YÜKSEL: Marketlerde kasap askılarında asılı idi poşetler ki, bazılarında halen öyledir. Ama bizim patentini aldığımız sistemlerle, rulo poşetleri ve kutulu sistemleri geliştirdik. Poşetler artık marketlerde dağınık değil, kutuların içerisinde daha tertipli düzenli duruyor. Bunu biz başlattık. Rakipler de hızlı reaksiyon gösterdi. Onlar da üretim ve hizmetlerine bu kaliteyi taşıdı. Dolayısıyla, genel olarak baktığımızda, hem ambalaj kullanıcılarına, hem de tüketiciye daha iyi bir hizmet ve daha iyi bir kalite sunduk. Ayrıca, sektöre daha çevreci bir yaklaşım getirdik. Bu sistemler ile gereksiz sarfiyat (ortalığa saçılma dökülme, kirlenme azalmış oluyor ayrıca Kıbrıs’a ilk oxo çözünür poşetleri getirdik. Aynı zamanda Türkiye’deki firmamız da oxo çözünür poşetleri ilk sunandır. Aynı şekilde Kıbrıs’ta da daha çevreci, çevreye daha az zarar veren, çevre kirliliğine çok fırsat vermeyen poşetler sunduk. Çevreyi ürünler değil, insanlar kirletiyor SORU: Daha çevreci derken neyi kastediyorsunuz? YÜKSEL: Aslında hiçbir ürün çevreyi kirletmez. (çevreye zarar vermez), çevreye atmadığınız sürece… Çevreyi kirleten insanlar oluyor. plastik ve kartonları insanlar atıyor. Çevreyi kirleten insanlardır, ürünler değil. Plastik bana göre, dünya üzerinde önde gelen çok önemli buluşlardan birisidir. Bugün arabalar plastik, televizyonlar plastik, telefonlarımız plastik. Poşetten farkı ise, daha sert ve daha çok kullanılabilir olmasıdır. Poşette ise, “kullan at” kısmı önde geliyor. Göze batan poşet oluyor aslında. Doğaya neden az zarar verir kısmına gelince. Doğaya bırakılan poşetlerin çözünür olması bir avantaj Esasında poşetler toplanır ve tekrar geri dönüşüme kazandırılıyorsa sorun olmaz. Ya da siz bir poşet aldınız ve eve gittiniz, poşeti bir kez daha kullanırsanız ne oluyor? Daha az poşet tüketmiş oluyoruz. Burada önemli olan ürünün daha fazla kullanılabilirliğini ortaya çıkarmak, daha sonra geri dönüşüme kazandırmaktır. Veya atılacaksa da doğaya zarar vermeyecek şekilde parçalanarak – Çözünerek yok olmasıdır. Bizim öncülüğünü yaptığımız oxo çözünür sistemi bu idi. Bunun daha ilerisi de var ASLINDA gönül KOMPOSTABLE poşetlerin kullanımın artmasını ister ancak bunun için hem maliyetlerinin daha da ucuzlaması hem de COMPOSTING faaliyetlerinin ülke de olması gerekir. Daha pahalı bir metottur ama kompostodur. Yani poşetler çözüldüğünde gübre haline gelir. Fakat bunun da dünya pazarındaki üretimi ve piyasaya sunumu çok yaygın değil, daha kısıtlıdır. Daha kısıtlı olduğu için de çok daha pahalıdır. Üretime de başladık SORU: Buradan yola çıkarak neden Kıbrıs’ta daha fazla ambalaja odaklandığınızı sormak istiyorum? YÜKSEL: Birincisi, çok hızlı bir tüketimi var. Ve her şey ambalaja girmek durumunda, açık bir ürün yok artık. Dolayısıyla süreklilik var. Sektörlerdeki durgunluktan çok fazla etkilenmez. Çok fazla sektöre hizmet ettiği için ambalaj, bir sektördeki durgunluk sebebi ile sirket cok etkilenmez genel olarak. Şirketin geniş ürün grupları ile hitap ettiği diğer sektörler etkilenmediği için şirketin finansal riski daha azdır ambalajda. Biz tabii sadece plastik ambalaj yapmıyoruz. Karton ambalaj da var. Sert ambalajlar, sert plastikler. Özellikle endüstriyel ambalajlarda Doğru hizmeti vererek, özellikle Kıbrıs’taki sanayicilerin kullanabileceği ambalaj miktarları, ölçekten dolayı küçük miktarlar olduğu için bu küçük miktarların nasıl bir arada üretilebileceği ve yüksek kalitedeki teknolojide yine küçük miktarlara nasıl hizmet edebilebileceği kısmında bir bilgi birikimi olması lazım. Biz şimdi onu sağlıyoruz. Yani, Kıbrıs’taki üreticilerden bir tasarım başına bir ton sipariş gelmesi çoğu zaman mümkün olmuyor. Biz, üreticilerin tasarımlarında aynı ebatlarda, aynı ölçülerdeki ürünlerini yan yana üreterek finansal yüklerini ve ambalaj stok yüklerini minimize ediyoruz. Dolayısıyla özellikle baskılı ambalajlarda ciddi bir de know how servisimiz var. Türkiye’de büyük sektörlerde kazandığımız tecrübelerimizi ve birikimlerimizi Kıbrıs’taki ölçeğe hizmet olarak sunuyoruz. Çeşitlerimizi artırıyoruz. Hedeflerimiz arasında burada ufak tefek üretimlere de başlamak var. Kağıt ambalaj ve plastik ambalaj üretmeye başladık. Ve bunu da geliştirmek istiyoruz yatırımlarımızla. Ayrıca ambalajı ithal eden ve ambalajı satan şirket olarak da sosyal sorumluluk projelerimiz içerisinde ambalajların “atık ve çöp” olmadığına dair bir bilgilendirme misyonumuz var. Ve hatta, atık toplama için veya eğitimi için, farkındalık yaratmak için projeler üretiyoruz. Atık toplama projesi SORU: Neler yapıyorsunuz bu konuda? YÜKSEL: Şu anda atık toplama için bir projemizi tamamlamak üzereyiz. Bunun genel prensibi, kullanılan ambalajların kirletilmeden, çöple karıştırılmadan kaynağında ayrıştırılmasıdır. Bunun için ilkokullara yönelik bir kitapçık hazırladık. Bu kitapçığımız da Milli Eğitim Bakanlığındaki Talim Terbiye Dairesi’nden onay gördü. Birkaç pilot denememiz var şu anda. 23 Nisan İlkokulu’nda başladık, ardından 9 Eylül İlkokulu’nda. Su şişelerini ve kapaklarını kaynağında ayrıştırıyoruz. Çevre Dairesi ile yakın iletişim ve işbirliği içerisinde hareket etme hedefimiz içerisinde Kumbaralar yaptık, pilot okullara dağıttık. Öğrencilerin oralarda içtikleri suların kapağını ayrı kumbaraya, pet şişeyi de ayrı kumbaraya atmaları konusunda birçok sınıfta sunum yaptım. Pet şişeyi burada işleyecek değiliz. Onları presleyip yurt dışına ihraç edeceğiz. Bu konuda küçük bir pilot uygulama başlattık şimdilik. SORU: Nedir buradaki hedef ? YÜKSEL: İçinde bulunduğumuz çevreye topraklara insanlara mutlaka geri bir şey vermemiz gerekiyordu. Bu eğitim olabilirdi ki bizim anne babalarımız eğitimci. Dolayısıyla bir eğitim bursuna kaynak yaratmak gibi bir projemiz var. Turizmci olduğumuz için de çevreye yöneldik. Kurumsallaşmaya doğru SORU: Bir aile şirketi kuruldu diyebilir miyiz artık? YÜKSEL: Tabii ki. Kurumsallaşma yönünde çalışmalar devam ediyor. Şirketi kurarken üç kardeş birlikte kurup büyüttük. Hatta ondan sonra kardeş çocukları da bu şirkete katkı koydular ve koymaya devam ediyorlar. Yapılanmalarımızı dikey yapılanmaya yönelttik. Faaliyet gösterdiğimiz alanları çoğaltıp, herkes bir sorumluluk aldı. Dolayısıyla eş zamanlı, eş değerde bildirim metotlarımız var. Bu da nedir? Bir bilgiyi aynı anda herkese vermek gibi. Belli aralıklarda mutlaka toplantılarımız vardır. Kararlar hep beraber danışılarak tartışılarak alınır, Çeşit çok SORU: Kıbrıs dışında ne gibi faaliyetleriniz var? YÜKSEL: Yaklaşık 45 fabrikanın malını alıyoruz Kıbrıs’a. Kürdandan tutun, peçete ve çöp poşetlerine kadar çok çeşitli. Bir restoranın bugün açılışı olacak olsa, 4 saat sonra açılışta kullanabileceği hemen hemen tüm sarf malzemelerini sağlayabiliriz. Mutfağında ve servisinde kullanabileceği tüm ürünleri satıyoruz. Plastik, kağıt bardak, çöp poşeti, kürdan, peçete, masa üstü peçete, alüminyum kap ve folyo, maske, bone, eldiven, önlük, plastik çatal bıçak, bambu şişler. Bunların yanında bazı soslar var. Gıda çok ağırlıklı olmasa bile bazı gıda ürünlerimiz de var. Genel olarak gıda harici malzemelerin hepsi var. Yurtdışı hizmetler SORU: Yurt dışında şirketiniz var mı? YÜKSEL: Türkiye’de de bir şirketimiz var, İzmir’de. Bütün bu alımları koordine eden bir ekibimiz var orada. Aynı zamanda da Kıbrıs’ta yaptığımız sistemin aynısını yurt dışındaki müşterilere yapıyoruz. Amerika, İrlanda gibi. Ama lojistik olarak faal olduğumuz şehirler, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana ve Gaziantep. Bu beş şehirden ihracatımız var. Kaliteli bir rekabet var SORU: Peki Kıbrıs’taki pazar payınız nedir? YÜKSEL: Çok ciddi rekabet var. Aslında bu ürünlerin çok fazla değer olmadığı için herkes getirebilir. Ancak Şunu söyleyebilirim ki bu kadar çeşidi toplamak lojistik ve tedarik yönetimi olarak kolay değil. Hemen hemen tüm ürün gruplarımızda, kalite ve fiyat olarak en uygun ve iddialı şirket olduğumuzu söyleyebilirim. Pazar payı olarak ürün grubuna göre değişebilir bu. Yüzde ondan, yüzde otuzlara kadar değişebilir pazar payımız. Daha yüksek pazar payımızın olduğu ürünler var mıdır? Vardır. Ama şunu söyleyebilirim, çok dişe diş bir rekabet var. Özellikle poşet grubunda yerli üreticilerin KIBRIS ölçeklerine göre kurulduklarını ve güçlü olduklarını, kaliteli geliştirdiklerini ve iyi hizmet verdiklerini, özellikle biz sektöre ithalatçı olarak girdikten sonra kendilerini çok geliştirdiklerini söyleyebilirim. Güzel, kaliteli bir rekabet var. Hedef: Büyüme SORU: Bundan sonraki hedefiniz nedir? YÜKSEL: Büyümek. Daha da büyüyeceğiz inşallah. Yeni ürün grupları, yeni noktalar ve yeni hizmetlere başlıyoruz. İki şirket ve yaklaşık 40 kişilik bir ekip olacağız. Hedefimiz bu. En güçlü olduğumuz yan, rahmetli baba ve abiden kalma çok iyi bir ismimizin olması. Onlardan sonra da aynı ana prensipleri koruyoruz. Çok büyük kazançlar peşinde koşmuyoruz ama, ilişkileri kazanma, kişileri kazanma yönünde çalışıyoruz. Aileden aldığımız mirasın yanında, en büyük gücümüz şu anda Türkiye’de ve yurt dışında birikimlerimizin oluşmasıdır. Bana göre artık daha şeffaf ve daha adil bir ticaret ortamı oluşmalıdır. Daha makul karların olduğu bir ticaret sisteminde yer almalıyız. Buna da hazırlanıyoruz. İkinci el makinelere teşvik SORU: Hükümetlerin sizlere ne gibi destek vermesini arzu edersiniz? YÜKSEL: Devletin yapabileceği çok hamleler var aslında ama ilk önce yük olma kısmında birazcık azalmalı devlet. Özel sektöre teşvik verme boyutunda elbette görevleri olacaktır ama, öncelikle devlet yük olma boyutunu azaltmalıdır. Bu yapılırsa inanıyorum ki farklı yollar açılabilir. Bir kere şuna çok dikkat edilmeli. Ada ekonomisinde ve küçük nüfuslu ekonomide üretim yapmak için çok yüksek teknoloji kullanılması gerektiği için yeni üretim yatırımları çok fizible olmuyor. Belki şunu öngörmek lazım. Kaliteli ikinci el makinelerle üretimi teşvik etmeli. Bir ay çalışıp, on bir ay bir köşede bekleyecek yeni makineleri teşvik kapsamına almak yerine, sürekli çalışıp istihdam sağlayabilecek makinaların, belki daha düşük teknolojilerin de teşvik kapsamına alınması gerekir. Bu benim şahsi görüşümdür ve fikrimdir. Devletin Bunları çok iyi incelemesi ve piyasayı da buna göre dengeyi koruması sağlaması gerekiyor. Bunun dışında devletin destek olabileceği çok konu var. Ancak ilk yük olma konusunda işleri kolaylaştırma ve hizmet etme konusunda devlet yeniden yapılandırılmalı. Adil is dünyası ve rekabet için de Bizim üzerimize düşenler de var tabii . İş insanları olarak Vergi vermekten kaçmamalıyız. Verenler ile vermeyenler arasında oluşan haksız rekabeti engellenmesi gerekiyor. Çözüme hazır olunmalı SORU: Son olarak neler söylemek istersiniz? YÜKSEL: İki senaryoya da hazır olmak lazım. Adada bir çözüm olması senaryosuna da, çözüm olmamasına da… Çözüm olmaması durumunda Türkiye ile birlikte hareket edip ekonomiyi, sanayi ve turizmi nasıl daha iyi hale NASIL getirebilirize bakmamız lazım. Elbette ki gönül ister bir çözüm, bir anlaşma olsun ve dünyaya açılan bir kimlikle buluşalım tekrardan. Ama, bu da çok büyük tavizler vererek olmamalı. Ekonomik olarak kuzeyde faaliyet gösteren iş insanlarının olası bir çözümde Güneyde de güçlü olabilmesi için uluslararası bağlantılarını çok iyi yapması gerekir. Yenilmemek gerekiyor. Vizyonu daha geniş tutmak lazım. Olası bir çözüme hazır hale gelmek gerekiyor ülke olarak. AB normları ne gerektiriyorsa ona hazır olunmalı. İş dünyası çözüme de çözüm olmama haline de hazır olmalı. İş dünyası da çözüm olmaması halinde de yapılabilecek olana hazır olmalı. Tek bir yöne odaklanılmamalı. Şu anda Kuzey Kıbrıs’taki tüketim, Türkiye’deki 2 buçuk- 3 milyon nüfusu olan bir şehrin tüketimine eşittir. Yaptığımız tespitler bunu gösteriyor. Eskiye göre çok yol kat edildi. Turizm , öğrenci, ve yaşamak için adaya yerleşenler ile Artan nüfus bazı yatırımları kaldıracak bir ekonomik canlılık yaratıyor. 

Son Güncelleme: 26.02.2017 21:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.