Medeni olarak nitelendirdiğimiz şimdiki yaşam biçimimiz nedeniyle, tüm faaliyetlerimizde doğasal çevreye mutlaka az veya çok zarara sebep olduğumuz inkar edilemez.
Yollar, fabrikalar, konutlar, turistik tesisler, hayvan çiftlikleri, uçaklar, otomobiller v.s tümü de, doğasal çevremiz için birer tehdittir.
Bu nedenle yaşanan dönemde, bütün dünya insanlarını korkutan, düşündüren ve geleceğimiz için ciddi bir tehlike olarak görülen küresel iklim bozukluğu, çağdaş yaşam biçimimizden kaynaklanıyor.
Geçmişte, insanlar kerpiç ve benzeri doğal malzemelerden yapılmış evlerde yaşadığı ve şimdiki çağdaş dediğimiz araç gereçlerin kullanılması çok yaygın olmadığı için, doğasal çevre sorunu da yoktu.Fakat, çağdaşlaşmanın bedeli olarak doğa, her geçen gün biraz daha kirletiliyor ve tahrip ediliyor.
Yaşanan dönemde, bazı idealist çevreciler, konfora önem vermeden, bazı zorlukları göze alarak,doğaya zarar vermeyecek şekilde yaşamağı tercih ediyor.
Örneğin, aşırı derecede yakıt tükettiği ve atmosferi kirlettiği için uçakla seyahat etmeyen, doğal materyalden inşa edilen evlerde yaşamayı tercih eden, ambalajlı yiyecekleri satın almayan, organik ürünleri tercih eden, güneş ve rüzgar gibi havayı kirletmeyen enerji kullanan,işlenmiş ve kimyasal katkı maddesi içeren yiyecekleri yemeyen, kişiler de vardır. Fakat halen, dünyamızda böyle çevrecilerin sayısı şimdilik oldukça azdır.
Her şeye rağmen, doğasal çevreyi korumamız, kendi çıkarımıza ve gelecek nesillerin çıkarınadır.Doğasal çevreye yapacağımız en küçük bir müdahale ile tahribat için de ağır bedel ödemek zorunda kalıyoruz.
İşte bu nedenle, en doğru seçenek, hem çağa yak uydurmamız, hem de doğayı koruyacak şekilde hareket etmemizdir.
Örneğin araba kullandığımıza göre, yol yapılmasına tamamen karşı çıkmamız iki yüzlülük olur. Hele bir yandan yol yapılmasına karşı çıkarken, öte yandan, ülkemiz için aşırı büyük sayılan Land Rover gibi fazla yakıt tüketen ve havayı kirleten araçlar kullanmamız, çok kısa mesafelere yürüyerek değil,araçla girmemiz de samimiyetsizlik ve sözde çevreciliktir.
Bu nedenle, hem çağdaş yaşama ayak uydurmağa, hem de mümkün olduğu kadar doğasal çevreyi korumaya özen göstermeliyiz.
Karpaz’a yol yapılması konusuna gelince,hükümetin biraz daha dikkatli, gerçekçi ve dengeli olması gerektiği görüşündeyim.
Her şeyden önce, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de milli park olarak belirlenen Karpaz’daki doğal yapı bozulmamalı, burada yaşayan yaban canlıların gürültü ve ışıkla rahatsız edilmesi gerekir.
Öte yandan da, bölgede yaşayan vatandaşların ulaşımdaki sıkıntıları, Apostol Andreas manastırının binlerce kişi tarafından ziyaret edildiği, mevcut yolun sık sık kazalara sebep olduğu,çağdaş gereksinimlere cevap verecek standartlarda olmadığı göz ardı edilemez.
Fakat, ulaşımdaki yetersizlikler ve sıkıntıların, aşırıya kaçmadan, mevcut yolun, biraz daha genişletilmesi ile ortadan kaldırılması gerekirdi.
Ayrıca yol yapım faaliyetleri başlatılırken Tarım Bakanlığı ve Çevre bakanlığı ile işbirliği yapılması ve güzergah üzerinde bulunan ağaçların, Orman Dairesinin sahip olduğu, ağaç sökme makinesi ile usulüne göre sökülüp, uygun arazilere dikilmesi sağlanmalıydı.
Özellikle kış mevsiminde bulunmamız nedeniyle, sökülüp başka yerlere dikilecek ağaçların yaşama şansı oldukça yüksek olduğundan, kesinlikle tek bir ağaç bile katledilip yok edilmemeli, usulüne göre sökülüp uygun arazilere dikilmeli .
Henüz işin başında bulunduğumuza göre, Ulaştırma,Tarım ve Çevre Bakanlıkları işbirliği içinde hareket etmeli ve çevreye fazla tahribat yapılmamasını, ağaçların katledilmek yerine, sökülüp uygun arazilere dikilmesini sağlamaları gerekir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40