Siz bu satırları okurken bir saat sonra hayatta kalacağınızdan emin olamazsınız. Bir saat sonra hayatta olsanız, bir sonraki saate erişeceğinizin hiçbir garantisi yoktur. Hepimiz bir gün öleceğiz, ama kimisi erken ölecek, kimisi de geç ölecek.
Her insanın dünya hayatıyla ilgili yüzlerce konuda kapsamlı plan ve tasarıları vardır. Oysa bu planların hiçbirinin gerçekleşeceği kesin değildir. Buna karşı ölüm, yüzde yüz gerçekleşecektir.
Peki akla ve bilince sahip olan bir insan hangisine öncelik vermelidir? Gerçekleşeceği kesin olan hakkında mı, yoksa olmayan hakkında mı plan kurmalıdır?
İnsanların çoğu, kesin olmayana önem verirler. Hayatın hangi safhasında olursa olsun bütün planlarını, gelecekte daha iyi ve daha mükemmel bir hayata kavuşabilmek için yaparlar.
Eğer insan ölümsüz olsaydı, bu davranış gerçekten mantıklı olacaktı. Fakat bütün planlar, ölüm denen mutlak sona mahkumdur. Bu nedenle, kesin olan ölümü bırakıp kesin olmayanları önemsemek, akla aykırıdır.
Pek çok insan ölümü düşünmek istemez. Mutlak sonun kendi başına da geleceğini aklına getirmez. Ancak gafleti yaşam biçimi haline getirmiş geniş bir kitle, kendilerini rahatsız eden bu gerçeklerin akıllarına gelerek gafletlerini zedelemesinden çok huzursuz olurlar. Bu kişiler, hayattayken ölümü düşünmekten ne kadar kaçarlarsa, ölümün gerçeği ile karşılaştıklarındaki rahatsızlıkları da o kadar şiddetli olur.
-40’lı yaşlarda bir kadın bademciğini aldırmak için hastaneye yatmış. Kadın hala baygınken birden karşısında Azrail’i görmüş.
-Aman Allahım! Demiş, yoksa ölüyormuyum bu genç yaşımda?
Azrail demiş ki:
-Yok hanımefendi demiş. Ben şuradaki komada yatan bey için geldim. Sizin 35 yıl, 2 ay, 8 gün daha ömrünüz vafr.
Kadın kendine gelmiş. Biraz toparlanınca zaten hastanedeyken; ilk iş kesenin ağzını açıp, başta yüzünü gerdirmiş ve bütün vücuduna estetik yaptırmış.Artık daha da gençleşen kadın hayatının kalan bölümünü değişikliklerle daha da huzurlu geçirmeye karar vermiş…
Nihayet taburcu olduğunda dışarıya çıkıp temiz havayı içine çekmiş. Taksiye binmek üzere caddenin karşısına geçerken bir ambulans kadına çarpış. Kadının durumu çok vahimmiş. Nihayet Azrail gelmiş ve kadını ebedi ikametgahına götürürken kadın sormuş:
Azrail bey! Ben bademcik ameliyatı olduğumda sizi görmüştüm. Siz bana 35 yıldan fazla ömrüm kaldığını söylemiştiniz. Şimdi ne oldu?
Azrail kadına dikkatle bakmış:
-Kız o senmiydin? Ne kadar değişmişsin tanıyamadım!...
Hükümetlerde oluşmadan önce plan ve programlarını 5 yıllığına yaparlar… Yaparlar yapmalarında da çoğunlukta da uymazlar. Hükümetlerde, tıpkı canlılar gibi bir gün ölecektir ve de ölmeye de mahkumdurlar. Gidecekleri yer halkın huzurudur. Kimi hükümet 5 yıl ömrünü tamamlar ve hayata veda eder(ki CTP_BG ve DP hiçbir zaman 5 yıllık ömürlerini tamamlayamamışlardır hep erken ölüm olmuştur) kimisi de ölü doğar ya da doğumun ardından bir müddet sonra can çekişir, her an ölme tehlikesi ile ömürlerini devam ettirmeye çalışırlar. Ama ölüm her an karşılarına çıkacaktır. Kaçış yok…



 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mahmut çakır 4 yıl önce

ilk okuduğumda nereye bağlayacağınızı bulamadım ama sonunda çok güzel oturmuş.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40