Şükürler olsun ki bu son kurultay yazısı.
Son derken, kurultay öncesi yazı demek istedim.
Kurultay süreci her ne kadar kirli geçse de asıl gümbürtü kurultay sonrasında kopacak.
Ne yazık ki iki taraf da kurultaydan sonrasından daha çok, öncesini ön plana aldılar ve mümkün olduğu kadar da bel altı vurarak delegeleri etkilemeye çalıştılar.
Tamam etik olarak iyi olmadı ama, siyasetin ülkemizde nasıl kirlendiğini görmemiz açısından faydalı bile oldu diyebiliriz.
Biz bu yazıyı kaleme daha yeni almıştık ki bir ihbar geldi.
Bugün (dün) saat 16.00 sularında, UBP’nin Dereboyu’ndaki parti merkezine kocaman bir sarı zarf gelmiş.
Yok yanlış anlamayın içinde para filan yokmuş.
Yüzlerce isimden oluşan istihdam listesi varmış.
Yani kurultay sonrasında istihdam edileceklerin listesi.
İrsen bey kazanırsa, kamuda işe başlayacak olan geçici memurlardan oluşan liste.
Dayısı kuvvetli olan başladı, olmayan ise kurultay sonrasına kaldı.
Hoppp bir ihbar daha;
Nazım Çavuşoğlu, şu sıralarda, yani dün 16.15 sularında Dipkarpaz Belediye Başkanının odasında dil döküyor.
Hadi açıkla diye neredeyse yalvarıyor!
Mehmet Demirci gönlü Kaşif’den yana da bunu açıkta telaffuz edemedi şimdiye kadar.
Nazım bey de bunu iyi bildiğinden son iki gün kala gitmiş hem çay içiyor, hem de İrsen beye destek istiyor.
Yani, görevini iyi yapıyor…
Burada özellikle son iki hafta içinde yapılan bazı Türkiyeli yetkililerin müdahalesinden filan bahsetmeyeceğiz.
Türkiye hükümeti müdahale filan etmiyor, resmen İrsen beyin bir kez daha ülkenin başında kalmasını istiyor.
En azından hazırlanan yeni ekonomik programın yol kazasına uğramasını istemiyor.
Bunun için kiminle neler konuşulduğunu çok iyi biliyoruz.
Ama açıklamak bize düşmez!
Örneğin Ahmet Kâşif, hepsini bire bir yaşadı.
Adaylığını hangi şartlar altında açıkladı, hasta yatağında kimler geldi kimler gitti.
Kendisini açıklamalı.
Ya Sunat Atun?
O konuda da çok şey biliyoruz, ama kendi anlatırsa daha anlamlı olur.
Ve sevgili Saner;
Trabzon’a gitmeden neler oldu, orada kimlerle görüştü, kaç tane bakan kendisine dil döktü, biz değil o açıklamalı.
Bunlar bir yana;
Sahte imza olayı başka bir vaka!
Ne yazık ki ondan da çok bir şey çıkmayacak, sadece çirkin bir kurultay yarışının anıları olarak hafızamızda duracak.
Yani, her iki taraf da çok da adil davranmadı birbirine.
Bel altı vurarak, bir adım önde olmayı tercih etti.
Kurultay sonrası birbirlerinin yüzüne nasıl bakacaklarını düşünmediler hiç.
Sonuçta;
Devletin bütün olanaklarını arkasına alan ve bunu kullanmaktan geri duymayan İrsen bey bize göre bir adım öndedir.
Buna bir de Anavatan Türkiye’nin açık seçik desteğini göz önünde bulundurursak, iki adım önde de diyebiliriz.
Ve, vallahi de billahi de kazanmazsa ayıp eder deriz.
Eğer kaybederse, Pazartesi günü alsın ceketini gitsin mahallaye, torun baksın, daha iyi.
Ahmet Kâşif’e gelince;
Eğer son gelişmeler ve brütüs mevzuları yaşanmasaydı bize göre şansı vardı.
Hatta, kurultayın kim kazanırsa kazansın, sadece 30-40 oy farkla biteceğini çok rahatlıkla söyleyebilirdik.
Ama özellikle son hafta öyle baş döndürücü gelişmeler yaşadık ki, ne Ahmet bey de moral kaldı, ne de bizin onun kazanacağına olan inancımız.
Onun tek şansı ve beklentisi, gizli delegelerin, seçim kabinine girince bütün bu olanlara göstereceği tepki oylarından başka bir şey değil.
Şu anda eminiz ki elini havaya açmış, bunun için dua ediyor.
 
 


MESAJ KUTUSU
 
Sayın İrsen KÜÇÜK, yarın ki büyük kurultaya bir adım önde girecek olan aday sizsiniz. Ancak gerçek partililerinizin gönlünde kurultay salonuna iki adayın el ele girmesi bekleniyor. Biraz zor ama, partinizin geleceği açısından bunu başarmak zorundasınız.
Sayın Ahmet KAŞİF, kurultay sürecinde başınızdan geçen hemen bütün olayları sizin kadar olmasa da iyi biliyoruz. Ama bunları açıklamak da size düşer. Ayrıca kurultayda az farkla kaybetseniz bile kaybetmiş olmayacaksınız. Hakkınızda hayırlısı.
Sayın Nazım ÇAVUŞOĞLU, kurultay sürecinde emeğini en fazla harcayan ve terleyen bakan olarak tarihe geçeceksiniz. Hele de dünkü Dipkarpaz operasyonunuz hiç unutulmayacak. Ancak şunu da iyi bilin ki size genel başkanlık sözü verenlerin asıl adayları başka.
Sayın Hamza Ersan SANER, Trabzon’da başınıza gelenlerin hemen tümünü öğrenmiş bulunuyoruz. Yani ben de sizin yerinizde olsam sizin yaptığınızı yapardım. Merak etmeyin aramızda kalacak.
Sayın Afet ÖZCAFER, bu kurultay sizin için de büyük deneyimlere neden oldu. Ama iyi çalıştınız, Amazon olduğunuzu kanıtladınız, umarız öğrendikleriniz önümüzdeki senelerde size faydalı olur.
Sayın Suat GÜNSEL, yani dile kolay, 28 aydır devletten tek kuruş almayan birisi olarak ben de sizin yerinize olsam devlete kuruş vermezdim. Sizden tek ricamız çalışanların yatırımlarını yapın, filler kapışırken çimenler ezilmesin.
Sayın Şerife ÜNVERDİ, kurultay sürecinde o kadar yoğun çalıştınız ki yeni kabinede bakan olacak isimlerin başında geliyorsunuz. Ancak Pazartesi gününden itibaren kurultayı unutup ülkenin darmadağın olan çalışma hayatına sarılmanızı bekliyoruz.
Sayın Şinasi BAŞARAN, 22 sene önceki valizle para taşıma olayında adresi açıkladınız ama göndericiyi açıklamadınız. Biraz eksik olmadı mı sizce de…
Sayın Barbaros SAVAŞÇI, Lefkoşa Polis Müdürlüğü görevinizden ani bir kararla istifa etmeniz teşkilatta şok etkisi yarattı. Şimdi istifa nedenlerini açıklamanız bekleniyor ama biliriz ki siz açıklamayacaksınız değil mi?
Sayın Oktay KAYALP, belediyenizin su tahlillerini yaptırıp kamuoyuna açıklamanız isabet oldu. Son günlerde sizin bölgeden de mesajlar gelmeye başlamıştı. Tebrik ederiz, hemşerileriniz şimdi daha rahat.
Sayın Serdar DENKTAŞ, DP’nin yükselişi hükümeti rahatsız etti. Kurultay sonrasında Güzelyurt ve Mağusa’da çeşitli operasyonlar olacağı söyleniyor. Büyük UBP Projesi’nde demek ki siz de varmışsınız.
Sayın Nurçin ARIKBUKA, mahalle bazında yaptığınız su tahlilleri yerinde bir çalışma oldu ama bir de bunları açıklarsanız en azından salgın hastalık ihtimalinin de önüne geçmiş olursunuz değil mi?
Sayın Hasan TAÇOY, Ahmet beyin yarın ki kurultayda en fazla güvencesi sizin geçen kurultayda aldığınız 200 oy olacak. Bakalım gücünüzü korudunuz mu yoksa kan kaybı var mı?..
Sayın Sunat ATUN, dün akşam Sema Otel’de resmen şov yapmışsınız. Moraliniz hayli yüksek görülmüş. Özellikle gençlerin desteği gözlerden kaçmadı.
Sayın Ersoy İNCE, maşallah kurultay sürecinde delikanlılara taş çıkartırcasına enerji gösterdiniz. Artık ilk seçimlerde aday olursunuz değil mi?
Sayın Gencay EROĞLU, uyuşturucu konusunda önerilerinize kulak asılmaması ürkütücü bir gelişme. Siz yine de basını da yanınıza alarak çalışmalara devam edin. Ne yazık ki gençler sahipsiz kaldı bu konuda.
Sayın Kansu AKSU, Orduspor ligin tepesinde olunca içinizden neler de geçiyor değil mi? Ama niye olmasın artık 4 büyükler tat vermemeye başladı. İkinci bir Bursa vakası niye olmasın ki?
Sayın Serap ERKÖK, yeni eve taşındınız hayırlı olsun ama perdeleri taktırsanız da artık misafirler gelmeye başlasa. Hatta size perde hediye etmeyi düşünenler bile var. Bu fırsatı kaçırmayın.
Sayın Barış BAŞEL, sosyal yaşamımızla ilgilenen ender değerlerimizden birisiniz. Ha keşke sizin gibi duyarlı birkaç kişi daha meydana çıksa da ezilenler, horlananların sesi daha fazla duyulsa.
Sayın Haluk DOĞANDOR, en hızlı gazetecilerden birisi olarak elbette ki meslekte böyle olaylarla yüz yüze geleceksiniz. Büyük geçmiş olsun diyoruz. Ali beye söyleyelim de sizin yanınıza iki koruma versin. Ne olur ne olmaz!
Sayın Ziya EMİR, eşinizle birlikte 12’nci evlilik yıldönümünü kutlamışsınız. Size 12 yıldır nasıl katlanır bilemem ama sağlıklı mutlu nice yıldönümleri dileriz. Bir de aile nüfusunu biraz daha arttırırsanız ne mutlu vatana ve millete…
 
 
 
Günün Fıkrası
 
Anne ve babaların saçı neden beyazlar?

Büyük şirketlerden birinin patronu, bilgisayar sistemleriyle ilgili önemli bir arızanın acilen giderilmesi için bilgisayar mühendislerinden birinin evine telefon etmesi gerekir.
Adamın evine telefon eder ve karşı taraftan fısıldayan bir çocuk sesi “Alo” der.
Patron sorar “Baban evde mi?”
Çocuk fısıldayarak cevap verir “Evet”
Patron sorar “Onunla konuşabilir miyim?”
Çocuk fısıldayarak cevap verir “Hayır”
Patron şaşırarak “Peki annen evde mi?”
Çocuk fısıldayarak “Evet”
Patron , “Peki onunla konuşabilir miyim?”
Çocuk yine fısıldayarak “Hayır”
Patron çocuğun cevapları karşısında şaşırır ve en iyisinin bir büyükle konuşmak olacağını düşünerek sorar,
“Orada başka kimse var mı?”
“Evet” der çocuk fısıldayarak , “Bir polis memuru var”
Mühendislerinden birinin evinde polisin ne işi olduğuna anlam veremeyen adam sorar
“Memur beyle konuşabilir miyim?”
“Hayır” der ufaklık, “Şu anda meşgul”
İyice meraklanan patron: “Neyle meşgul?”
Çocuk fısıldayarak cevaplar: “ Annemle babamla ve itfaiyeci amcalarla konuşuyor”
Meraklanan ve endişelenen patron , telefondan gittikçe artan bir gürültü duyar “Bu ses de ne? Diye sorar.
“Bir helikopter” der çocuk, hala fısıldayarak.
Panikleyen patron: “Neler oluyor orada” diye sorar
Çocuk hala fısıldayarak: “Arama kurtarma timi geldi”
Patron endişeli ve neler olduğunu bilmemenin kızgınlığı içinde: “İyide neyi arıyorlar”
Küçük çocuk hala fısıldayarak ve kıkırdayarak cevap verir:
“Beniiiii”
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40