Dörtlü koalisyon hükümeti 30 Ocak 2018 tarihide kurulmuş olup yaklaşık sekiz aydır icranın başındadır. Dört siyasi partiden kurulan bu hükümet siyasi ideolojiler temelinde değil daha çok hükümet etme temelinde kurulmuştur. Her partinin yaşamsal sayılabilecek ve asla ödün vermeyecekleri konular varken asgari müşterekte buluşarak hükümet kurulmuştur. Geçen süre zarfında TL’nin döviz karşısında değer kaybı, yapısal sıkıntılar bu hükümeti icraat noktasında çok zorlamıştır. Fakat bunlara ilaveten hükümetin bazı üyelerinin hükümet etmedeki tecrübesizlikleri ve koordinasyon bozuklukları da hükümet açısından negatif bir algı oluşturulmasında tuz biber olmuştur. Gelinen dokuz aylık sürede bu hükümet ile ilgili halkın tek algısı maalesef “ZAM” olmuştur. Sene sonuna yaklaşırken, çiftçinin, hayvancının, eğitim sektörünün, taşımacılık sektörünün, Kamu çalışanının 13 maaş ve hayat pahalılığı sorunu, Asgari ücret miktarının yenilenmesi (döviz krizi sonrasında her üç ayda bir asgari ücret miktarı revize edilmesi elzemdir), turizm sektörünün, sanayi sektörü, esnaf sektörü v.b gibi tüm sektörlerin ya sorunları ötelenmiş ya da çözüm bekler noktadır. Herkesin bildiği artık KKTC‘de hayat standardının çok yükseldiği ve gelirin-gideri karşılamadığı bir noktadayız. “Döviz krizinin” etkisi ile KKTC’de halkın alım gücü erimiştir. Bu bağlamda 2018 Bütçesi hazırlanırken yaşanan bu “Döviz Krizi” öngörülemediği için Kamu Maliyesi de yılsonu gelir-gider tablosu örtüşmeyeceği aşikârdır. Bütçe açığı enflasyona bağlı olarak Beş yüz milyon civarı olacaktır. Ekonomimiz de daralmıştır. İş insanımız siftah etmeden gün geçirmektedir. Hükümetimiz yıkıcı “Döviz Krizi” neticesinde maalesef geçici çözümlerle günü kurtarma telaşındadır. Fakat hükümetimiz için bana göre üç temel sorun aşılamazsa hükümetin sonu olabilir. Bunlar;

 Ekim sonu itibariyle 2019 Bütçesi’nin hazırlanması. Gelir-gider örtüşmesi. Oluşacak olan Hayat Pahalılığı oranını nasıl finanse edilecek? 13. Maaşa ait KKTC Hazinesinin durumu nedir?

 2016-2018 “TC-KKTC Ekonomik İşbirliği Protokolü” çerçevesinde “Kamu Maliyesinin Desteklenmesi” (kredi) tadil ödeneğinde yer alan 1,058,368,354 TL’den sadece şu an itibariyle % 1,61 kullanılmıştır. Bu protokol çerçevesinde toplam TC Kredi ve Hibe ödeneklerinin kullanım oranı sadece % 21’dir. Yapısal reformlar hayat bulmadığı için hem kamu Maliyesi hem de ülke Ekonomisi açısından TC kaynakları KKTC hazinesinin likiditesi açısından son derce önemlidir. Ayrıca bu kaynağın KKTC Hazinesine kazandırılması Borç stokunun azaltmasına ve yılsonu Bütçe açığının daralmasına katkısı olabilecektir. Hükümetimiz Sekiz aydır gösteremediği performansı yılsonuna üç ay kala gösterebilecek mi?

 Bildiğiniz üzere 2016-2018 “TC-KKTC Ekonomik İşbirliği Protokolü” bu yıl sona erecektir. 2019 yılından itibaren yeni bir üç yıllık 2019-2021 “TC-KKTC Ekonomik İşbirliği Protokolü” gündeme gelecektir. Bunun hazırlıkları ne aşamadadır? Ülkedeki tüm sektörlerin paydaşların görüşü alınarak mı hazırlanıyor? “Döviz Krizi” neticesinde TL’nin değer kaybı noktasında Türkiye Cumhuriyetine ek kaynak talebi istemi düşünüldü mü? 2016-2018 yılında yapılamayan yapısal reformlar yeni protokolde yer alacak mı? KKTC’nin yeni önerileri ne? 2019-2021 protokolü gecikmemesi için ne tür çalışmalar yapılmıştır?

Yukarıda saydığım nedenlerden ötürü 2018 yılının son üç ayı içerisinde bunlar yapılamaz ise hükümetimizi zor günler ve saatler beklemektedir…. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner95

banner115

banner50

banner68

banner40